logo - infethiye








Çekim yasası - benzer, benzeri çeker!

Madde olarak gördüğümüz katı cisimler tamamıyla enerjiden oluşuyor.
Başınıza gelen ve gelecek her şeyin sebebi kendi egonuzdur
Düşüncelerinizden kendiniz sorumlusunuz
Çekim yasası nasıl kullanılır?
Gerçek özgürlük için değişim bir an içinde de olabilir!

Katı cisimler tamamıyla enerjidir

çekim yasası

Bildiğiniz gibi; bize okulda öğretilen şey; "maddenin yapı taşı atomdur" cümlesiydi. Evet bu doğru. Fakat bilim sınır tanımıyor ve asla elindekiyle yetinmiyor. Madde atomlardan oluşur. Peki, atom neyden oluşur? Cevaplarınızı duyar gibiyim. Nötronlar, protonlar, çekirdek. Peki çekirdeğin içinde ne var? İşte bu sorunun cevabı insanları çok şaşırttı. Çekirdeğin içinde "Kuark" adı verilen enerjiler var. Bu enerjiler ise, sürekli titreşim halinde belirli frekansta sinyaller yayar. Aslında madde olarak gördüğümüz katı cisimler, tamamıyla enerjiden oluşur. Evet, biz aslında enerji denizinde yüzüyoruz. Evrende her şey enerjidir ve her enerji kendisine benzeyen diğer enerjileri kendisine çeker.

Çekim yasası evrenin en temel yasalarından biridir. Evrende makro düzeyde gezegenler, yıldızlar birbirini çeker, mikro düzeyde ise, bir atomun yapısında, atomun çekirdeği, elektronlara çok hassas bir çekim gücü uygular ve çekim gücü sayesinde atom dağılmadan var olabilir. Evrenin her biriminde çekim gücü vardır ve bu yasa olmasaydı, evren var olamazdı.

Kuantum fizikçileri evrendeki her şey enerjiden oluştuğunu kanıtladı. Maddenin en küçük birimi enerjidir. Peki, çekim yasasının bu enerji kavramı ile ilişkisi ne? Şimdi onu açıklayalım. İnsan beyni bir gün içinde 60.000 düşünce üretebilmektedir. Bu düşüncelerin hepsi bir frekansa sahiptir. İstediğimiz cisim, enerjiden oluşur ve bir frekans yayar; düşüncelerimiz de bir frekans yayar. Bu iki frekans mutlaka evrende birbirini çekecektir.

çekim yasası2

Çekim yasası; “benzer, benzeri çeker” şeklindeki sloganı her şeyi özetliyor. İnsan dev bir mıknatıs gibidir. Düşüncelerimiz ile evrene sürekli mesaj göndeririz. Bu düşünceler belirli bir frekansta enerjiye dönüşür. Bu frekans gidip kendine en çok benzeyen frekans ile örtüşür. Böylece düşündüğümüz şey, her ne ise, bize doğru yaklaşır. Örneğin, araba sahibi olmak istiyoruz. İstediğimiz bu arabanın yaydığı bir frekans vardır. Bizim düşüncelerimizin de belli bir frekansı var. İşte bu iki frekans evrende birbiri ile buluşur. Sorun şu ki; insanların birçoğu istemediği şeyleri düşünür. Sonra da neden bütün olumsuzlukların tekrar tekrar başlarına geldiğini merak eder dururlar.

Başınıza gelen ve gelecek her şeyin sebebi kendi egonuzdur!

İçimize dönüp, hayatın manevi taraflarıyla ilgilenmeye başladıkça, bu konulardan konuşanlar arasında sıkça duyduğumuz bazı kelimeler ve kelime grupları olduğunu fark ederiz: Negatif ve pozitif enerji, olumlu düşünce, iyiliği çağırmak gibi.

Tam bir kişiyi düşünürken, o kişiden telefon aldığınız oldu mu?, doğru zamanda doğru yerde oldunuz mu?, hayatınızda tesadüflerin yeri çok mu? ..tekrar tekrar aynı hataları yapıyor musunuz?

Çekim Yasası istenileni de istenmeyeni de hayatımıza çeker. Bunu bilmeseniz bile şu kavramları bilirsiniz: Şans, şanssızlık, kader, tesadüf, karma, denk düştü, yürekten istedim oldu, işim rast gitti. Çekim Yasası, enerji yasasıdır. Ve biz enerji kelimesini hayatımızda sık sık kullanırız; "Bu kişinin enerjisi iyi, enerjimiz uydu", "negatif enerji aldım" gibi.

Kendimizi mutlu, heyecanlı, başarılı hissettiğimizde, etrafa pozitif enerji yayarız. Oysa kendimizi üzgün, kızgın, yalnız, incinmiş hissettiğimizde, etrafımıza negatif enerji yayarız. Gözlerimizdeki ışık söner. Bu ruh hali, uzun sürerse, hayatımızda her şeyin ters gitmesinden yakınırız.

Düşüncelerinizden kendiniz sorumlusunuz

Dünyada henüz çok az sayıda insan çekim yasası gücünün bilincinde. Bu insanlar kendi realitelerinde bir nevi cenneti yaratırken, biz onlara şaşkınlıkla bakıyoruz, onlara "şanslı" diyoruz.

Çoğumuz spiritüel öğretilere burun kıvırıyor. Ancak gerçek spiritüellik, evrenin yasalarını bilerek, bu yasalara göre uygun yaşamak ve hayatın realitesinin yaratıcısının kendimiz olduğunun idrakına varmaktır. Bu konuda uyananların sayısı her geçen gün artıyor.

Çekim yasası, düşüncenin yaratıcı gücünün kullanımıyla ilgilidir. Bu yasa, dikkatinizi neye yöneltirseniz, onu kendinize çekeceğinizi ifade eder. Bilincimizde ve bilinçaltımızda ne tür düşünceler ve inançlar var ise, bu inançlara uygun deneyimleri hayatımıza çekeriz. Düşüncelerimizden kendimiz sorumluyuz, her şikayet evrene verilmiş bir emirdir. İnançlarımız, bağlandığımız düşüncelerimizdir. Dünkü düşüncelerimiz ile, bu günümüzü inşa ettik.

Çekim yasası sizin bir şeyi iyi, ya da kötü algılamanızla, veya olmasını isteyip, istememenizle ilgilenmez. Yalnız odaklanmış olduğunuz düşüncelerinize cevap verir. Eğer kendinizi kötü hissediyorsanız, “Kendimi çok kötü hissediyorum.” sinyal'i yayarsınız. Bu durumda ruh haliniz tamamen kötü bir hale bürünecektir.

Çekim Yasası

Çekim yasası: “Neyi düşünür, ya da neye odaklanırsan, onu alırsın” der. Eğer bir şeyden hoşlanmıyorsan, sürekli yakınıyorsan, yakındığını sana daha çok yaklaştırır. Olaylara karşı daha olumlu bir bakış açımız var ise, pozitif kişi, olay, ya da durumları kendimize çekebiliriz. En çok hasta olanlar, hastalıktan en çok bahsedendir. Bolluktan en çok bahsedenler ise, bolluk içindedir. Çekim yasası her yerde, her kese hizmet eder. Peki, siz şu an neyi kendinize doğru çekiyorsunuz?

Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Düşüncelerinizi değiştirirseniz, hayatınızı da değiştirirsiniz. Düşüncelerinizi değiştirirseniz, bakış açınızı değiştirirsiniz. Sahip olduğunuz bakış açısı, yaşam kalitenizi belirler.

Yaşam enerjimizi artırmanın yolları

Huzurlu, keyifli, mutlu, coşkulu bir hayat yaşamak için; yaşam enerjimize sahip çıkmayı ve mükemmel kullanmayı öğrenmeliyiz.

Bazen sabah uyandığımızda, içimiz kıpır kıpırdır ve coşku doludur. Aslında bunun olmasını sağlayacak herhangi bir sebep yoktur, ama biz çok mutluyuzdur. Böyle günlerde işyerindeki sıkıntı, trafik, yada herhangi bir tartışma bizi yıldıramaz, sinirlendiremez, üzemez, dertlendiremez. Gün'e böyle başladığımızda, kendimizi adeta iyi hissederiz. Güzel olaylar neşemize neşe katarken, sıkıntılı olayları becer ile egale ederiz. İçimizdeki bu güç, hissettiğimiz sevinç, duygu yoğunluğu, yaşam enerjisinin ta kendisidir. “Bugün çok enerji doluyum, kendimi çok enerjik hissediyorum, bugün bomba gibiyim”.. deriz. Peki nedir bu hissettiğimiz enerji? Nereden geldi, içimize nasıl girdi? Neden kendimizi hep böyle hissetmiyoruz?

Türkçe Ki, Çince Chi, Sanskritce'de Prana, Parapsikoloji alanında ise Psi enerjisi olarak adlandırılan bu enerji, fiziksel bedenin çok ötesinde bir enerjidir. Fizik kanunlarıyla açıklanamayan, tanımlanamayan bu enerjinin, beyne bağlı bir enerji değil, bütünsel varlığımıza ait bir enerji olduğu ve yayıldığı iddia edilmektedir. Bu enerjinin fiziksel duyularımızla algılanmamasına rağmen, bir duyu-üstü yeteneğimizle bunun varlığının hissedildiği söylenir. Bu fiziksel olmayan enerji, zihin tarafından yoğunlaştırılıp, yönlendirilebilir.

Etrafımızdaki insanların o günkü duruşlarından, bu enerjiye ne kadar sahip olduklarını anlayabiliriz. Güçlü pozitif kişiler, etrafına ışık saçar, bu insanlar yaşam sevinci ile doludur. Böyle insanlara yakınlık duymamız, mıknatıs gibi çekilmemiz doğaldır.

Bilinçli afirmasyon (doğrulama) düşünce eğitimidir. Okullarda bize "Zihin bilimi öğretilmiyor, ancak yaşam okulu eğitimlerimizde verdiğimiz eğitim, Zihin bilimi eğitiminin ta kendisidir. Bu eğitimin, yarın'ın toplumunda, tüm okulların müfredatında yer alacağını varsayabiliriz. Okullarda meslek eğitiminin yanı sıra, "Yaşam sanatı" öğretilirse, hayatımızda mesleklerin de daha doyumlu hale gelmesi kaçınılmazdır.

Çekim Yasası nasıl kullanılır?

Çekim Yasası, üç temel yasanın bileşimidir.
1. Etki-Tepki yasası (karşılıklılık yasası)
2. Şükran yasası
3. Sevgi yasası

Bunları ve açılımlarını tek tek araştırmak için, piyasada bulabileceğiniz bir çok spirituel kitaplardan yararlanabilirsiniz. Ancak ille ki bu bilgileri elde etmeniz gerekmez, ancak burada anlatılan kısa bilgileri bile, tatbike geçirebilirseniz, hayatınzda birçok şey değişebilir.

Amaç, sizi kendi realitenizi yaratmaya çağırmak, bunun için yapmanız gereken şunlar; Ne istediğinizi önce tespit ederek, not alın, sonra aldığınız notları gözden geçirin. Her isteği tarif etmek için, yalnız bir kaç cümle kullanın, yani isteğinizi en az kelimelerle somut hale getirmeye çalışın.

Bu konuyu şöyle bir misal ile biraz daha açalım;

Bildiğiniz gibi büyük reklam şirketleri, insanların dikkatlerini bir ürüne, bir hizmete, belirli bir düşünceye yöneltmek, veya belirli bir görüşü, ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacı ile, reklamlara devasa paralar harcamaktadır. En iyi reklam kurgusu, içeriliği her ne kadar karmaşık da olsa, bir slogan haline getirilebilendir. İnsanlar bu sloganı duyduğunda, hangi şeyden bahsedildiğini hemen anlar.

Evrene gönderilen istek Enerjileri de aynı bu şekilde olmalı, kısa, az ve öz.

"Ben hastalanmak istemiyorum" yerine, "sağlıklıyım", ben istiyorum" yerine, "huzurlu ve mutluyum" demeniz gerekir. Yani sağlık durumunuz çok iyi imiş ve bu hayatınızda vuku buluyor gibi bir inanış sergilemeniz gerekir. Burada Şükran yasası devreye girer. Zira evrende "zaman" diye bir şey yoktur, zaman yalnız maddiyatta mevcut olup, tüm varlıkta herşey, şimdi'de, an'da vukuu bulur. Bu yüzden geçmiş ve gelecekten söz ettiğimizde, evren bunu yanlış algılamaktadır. Zaten insanlık bu konuyu kavramış olsaydı, şimdi çok daha iyi bir dünyada yaşayacaktı.

Gerçek özgürlük için değişim bir an içinde de olabilir

Ruhani bir yaşam sürmek demek, her şeyi olduğu gibi görmek ve gördüklerine müdahale etmeden izlemek - algılanan her şeyde kendini görmek demektir. Bu Dünyada olmak, ama bu Dünyadan olmamak demektir. Arayış içinde olan kimse, ancak bildiği değerleri arayabilir. Kişi aradığını bulduğunda, aradığını tekrar anımsar ve aradığı şey gerçeğe dönüşür.

Bu Dünyada "benzer benzeri çeker" prensibi geçerlidir. Günümüzde "çekim gücü" prensibi, genelde "Sır" adı altında, daha başarılı, daha mutlu, daha zengin bir hayat arayışında olanlar için öne sürülür. Bunu ezoterik çevreler haricinde, kariyer ve kişisel yöntemleri gösterenler yapar. Bu iki prensip, ilk bakışta birbirlerine benzeselerde, aralarında önemli bir fark vardır. "Benzer benzeri çeker" prensibinde kişi, kendini keşfetme ve özünü açığa çıkarma çabasındayken, dış hayatında karşılaştıkları, bir ayna olarak karşısına çıkar ve kendi bulunduğu bilinç düzeyini yansıtır. Yani uyanış yolunda bulunan kişi, hayatı ve akışını manipule etmeden, her şeyi olduğu gibi kabul eder.

Sözde uyanış yolunda olan kişi ise, benliğinden oluşan her türlü istekleri, bir eksiklik duygusundan doğan ihtiyaç olarak besler, bu ego kaynaklıdır. Çekim gücü yasasını uygulayan kişi, böylece arınma yolunda değil, egosuna daha güzel bir maske ve yaşam şartlarını daha uygun hale getirmek için yola çıkmıştır. Bu içsel tutumun, ruhani boyutla bir alakası yoktur. O, zihin gücünü kullanarak, maddesel boyutu manipule etmek ister.

Kendisi kişiliğini ruhani boyuta adanmış bir hayat, dünya zevklerine ve nimetlerine bakmaz, aldanmaz. Geleni kabul eder, gideni bırakır, her şeyi hakkıyla yaşar. Güneşte ısınır, yağmurda ıslanır. Ne yargılar, ne de yargılamalara bel bağlar. Ölçmez ve tartmaz. Onun için tek hedef, şartsızlığa ulaşmak ve kendini mutlak sevgi için hazırlamaktır. Arınmanın sonuna dek kendi gitmelidir, bu yol oldukça zorlu ve çaba gerektiren bir yolculuktur. Ancak en son adım, istemsiz olarak kişinin başına gelen bir lütuftur.

Mutlak sevgi, hak etmek, ya da etmemek gibi bir şarta bakmaz. Bir katil ile bir keşiş, bu anlamda lütfun nazarında birdir. O anlamda her an, her şey olabilir ve zaman boyutu aşılarak, değişim bir an içinde olabilir.

Bil ki, dışarda karşılaştığın her şey, kendini ve bulunduğun bilinç düzeyini görebileceğin, seni sana yansıtan aynadır. Yargılarsan yargılanırsın, savaş açarsan, sana karşı savaş açılır, korkarsan, korktukların başına gelir, karşılaştığın zorluklar, kendi içinde beslediğin engellerdir. Kendini değiştirirsen, hayatın değişir. Sadece manipulatif bir maske olarak değil, temelde ruhani anlamda, gerçek özgürlük budur. (BenSiz)