Bilinçaltının Gücü - Dr. Joseph Murphy

Bilinçaltının Gücü - Dr. Joseph Murphy

Bilincaltının önemi hakkında Dr. Joseph Murphy, “Bilinçaltının Gücü” adlı kitabında şöyle diyor: “Sizce nedir çağların en müthiş sırrı, atom enerjisi mi, termonükleer enerji mi, nötron bombası mı, gezegenler arası yolculuk mu? Hayır hiçbiri değil, bunun cevabı çok basit, bu sır, kendi bilinçaltınızın içinde olan, mucizeler yaratan o harika güçtür."

Mucize yaratan güç

Kendi kendini iyileştirme, muhtemelen bilinçaltının mucizevi güçlere en inandırıcı kanıtıdır. 42 yıl önce, tıp biliminde "sarkom" olarak bilinen kötü huylu bir ülserden iyileşerek kurtuldum. Eminim ki beni yaratan ve yöneten o sonsuz güç, bugün de hayat enerjileri ile organizmamı hayatta tutuyor. O zamanlar iyileşmem için uyguladığım tekniğin detaylarını anlattığımda, şüphesiz her okur, kendi bilinçaltındaki sınırsız iyileştirici güce inanacaktır. Arkadaşım ve tıbbi danışmanımın hayırsever telkinlerini dikkate alarak, bedenimi ve tüm organlarımı oluşturan, kalbimi çalışır duruma getiren, yaratıcı Bilgeliğin, yarattığı kişiyi tabi ki en iyi şekilde iyileştirebileceğine dair hiç bir şüphem olmadığını anladım. Eski bir Atasözü şöyle der; "Doktor yarayı sarar, Tanrı iyileştirir."

İnanç yasası

Sizi siz yapan adınız, giysileriniz, anne-babanız, mahalleniz ya da kullandığınız otomobil değildir. Siz bilinçaltınızda şekillenen inançlarınızdan oluşursunuz. Hayat yasası, inanç yasasıdır. İnanç, zihinde düşünce gibi algılanabilir. Kişi düşünür, hisseder ve inanır, böylece zihninin ve bedeninin durumu ile etrafındaki koşulları belirler. Bilinçaltınızdaki olumlu/olumsuz düşünceler, günlük deneyim ve ilişkilerinizde ifade bulduğunu görüp şaşırırsınız. İşin gerçeği, başınıza gelen hemen her şeyde, kişiliğiniz baş rolü oynar.

Hepimizin çocukluktan gelen ve uzun süre önce unuttuğumuz inanç ve fikirleri vardır. Bunlar bilinçaltına ait bir karanlık odanın derinliklerinde saklıdır. Örneğin bir vantilatörün yanında oturduğunuzda, boynunuzun tutulacağına inanırsanız, bilinçaltınız boynunuzun tutulmasını sağlayacaktır. Bu rahatsızlığa neden olan şey, vantilatörün yüksek frekansta zararsız enerji molekülleri yayması değil, sizin boynununuzun tutulacağı inancıdır. Tıpkı bir elmanın kanınıza karışması gibi, bu düşünce zihninize yerleşir ve hayatınızı etkiler.

Herşey başlangıçta iyi niyetle yaratıldı, sizde eylemlerinizde öyle yapmalısınız. Bundan sonra hiçbir etkiniz olmadığını düşündüğünüz kötü tabloların kurbanı olmak zorunda değilsiniz. Dünyanızı değiştirmek istiyorsanız, içten dışa doğru zihninizi değiştirmelisiniz. Bu fikri benimsediğinizde, hayatınızı değiştirmenin çok zor bir mücadele olmadığını göreceksiniz. Bir an önce doğru, güzel ve değerli şeyleri düşünmeye başlayın ve zamanla neticesini görmeye başlayacaksınız. Tek yapmanız gereken şey, arzularınızla zihinsel ve duygusal olarak bütünleşmektir. Bilinçaltının yaratıcı güçleri buna olumlu tepki verecektir.

Ne yaptığımızı ve neden yaptığımızı anlamaya dair geliştirilmiş bir teknik, bilinçaltı farkındalığınının oluşmasına yardımcı olacaktır. İşin özü; kişinin dilekleri karşılık bulduğunda, yüreğinin arzuları da gerçekleşir. Hemen şu anda bunu yapmaya başlayabilirsiniz, bırakın hayatınızda mucizeler gerçekleşsin.

Bilinçaltı ve inanç

İnsanların çoğu kendi potansiyelini kullanamaz, çünkü içindeki sınırsız zeka ve sevgi deposunun varlığından haberdar değildir. Oysa istediğiniz her şeyi oradan çekip alabilirsiniz. Mıknatıslı bir demir parçası, kendi ağırlığının oniki katını kaldırabilir. Ancak bu demir parçasının mıknatıs özelliğini alırsanız, bir kuş tüyünü bile kaldıramaz. Aynı şekilde iki tür insan vardır. Mıknatıslanmış kişiler, güven ve inançla doludur, başarılı olmak ve kazanmak için doğduklarını bilirler. Diğerlerinin ise, mıknatıs özelliği yoktur, onlar korku ve kuşkuyla doludurlar. Bir fırsatla karşılaştıklarında, "ya başarısız olursam, ya para kaybedersem, ya başıma bir şey gelirse" diye kuşkulanırlar. Bu insanlar hayatta fazla ilerleyemezler. İlerlemekten duydukları korku, oldukları yerde saymalarına neden olur.

Elinizin altında sınırsız bir zenginlik var, yapmanız gereken tek şey, zihinsel gözlerinizi açıp, içinizdeki sınırsız hazineyi görmektir. Bilinçaltınızın muhteşem gücüyle bağlantıya geçmeyi ve bu gücü ortaya çıkarmayı öğrendiğinizde, hayatınıza bolluk, sağlık ve mutluluk katabilirsiniz. Bu gücü çaba sarfederek kazanmanıza ihtiyacınız yok, ona zaten sahipsiniz. Bu gücü hayatınızın tüm alanlarında kullanmak için onu temelden anlamalısınız. Bilinçaltınızın derinliklerindeki sınırsız bilgelik, ihtiyaçlarınıza karşılık vermek ve kendinizi geliştirebilmek için sizi bekliyor. Eğer zihninizin derinliklerinde bu potansiyeli keşfetmeye başlarsanız, dış dünyanız da değişmeye başlayacaktır.

Bilinçaltınızda saklı olan sınırsız zeka, her an ve her noktada bilmeniz gereken herşeyi size sunacaktır. Bilinçaltınızın bilgeliği sayesinde ideal eşi seçebilir, doğru iş ortağını bulabilir, gereksinim duyulan maddi olanakları yaratabilir, sağlığınıza kavuşabilirsiniz. Sevgi ve güzelliğin bu iç dünyasını keşfetmek en doğal hakkınızdır.

Bilinçaltınız prensiplidir, inanç yasasına bağlıdır. Bu nedenle "İnanc"ın ne olduğunu ve nasıl çalıştığını tam olarak anlamanız gerekir. Zihninizde oluşan tükenmez düşünceleri sonuçta bir inanç bütünü olarak kabul edin, bu kadarı bile yeterli olacaktır. Zihninizi uyum, sağlık, huzur, iyi niyet kavramlarıyla beslerseniz, bilincialtınız zihninizdeki düşüncelere yanıt verir, hayatınızda mucizeler gerçekleşmeye başlar.

Gerçek dua bilimi

Gerçek dua'nın bilimi ve sanatı üzerinde duralım. Bu bilgi yapısı, hayatın temel prensipleriyle ilgilidir ve bunu inançla uygulayan herkesin hayatında görülebilecek teknik ve süreçleri tanımlar. Konuyla ilgili sanat terimi, tekniğiniz ya da bu teknikle çalıştığınız süreci tanımlar; bunun arkasındaki bilim ise, yaratıcı zihnin, zihinsel resminize, ya da düşüncenize verdiği kesin tepkidir. Çaldığınız kapı sizin için açılacak, aradığınız şeyi bulacaksınız. Bu öğreti, zihinsel ve manevi yasaların kesinliğini doğrulamaktadır.

Bilinçaltınızın sınırsız zekası, bilinçli düşüncenize her zaman doğrudan tepki verir. Ancak, zihninizde net bir imge oluşmadığı sürece harekete geçemez. Bilinçaltı gücünüz, üretken hale gelmeden önce, duanızı zihinsel bir imge olarak, yani zihininizde tasarladığınız ve gerçekleşmesini özlediğiniz bir düş, bir hayal olarak kabul edebilmelidir. Bu kabul, tabi ki daha önce kendiniz tarafından kabul görmüş olmanızı şart koşar. Yani mutlak ve tartışılmaz bir anlaşma durumuna varmanız şarttır. Bu tasarıya, arzunuzun gerçekleşeceği değil, gerçekleştiği inancı ve huzuru eşlik etmelidir.

Gerçek dua'nın temelinde, bilincinizin sınırsız bir güce sahip olduğu ve bilinçaltınızdan kesin karşılık alacağına dair güveniniz/inancınız olması yatar. Bu itikat ile prosedürü takip ederek, dileklerinizin gerçekleştiğini görürsünüz.

Zihinsel tedavi

Dilekleriniz havada balon gibi asılı kalmamalıdır. Bunlar bir yere gitmeli ve hayatınızda birşeyler başarmanızı sağlamalıdır. Dileğinizin gerçekleşmesini istiyorsanız, işe uygun teknik ve yöntemlerle başlamalısınız. Bu, düzen ve yasaların dünyasıdır ve ilim yoluyla mümkün olur.

Kendiniz ve aileniz için bir ev yapıyor olsaydınız, bu evin projesiyle yoğun şekilde ilgilenirdiniz. İnşaatçıların bu projeye en ince ayrıntısına kadar sadık kaldığından emin olmak isterdiniz. Gözünüz kullandıkları malzemelerin üzerinde olurdu.

Aynı özeni, zihinsel evinize, yani size mutluluk ve bereket sağlayacak zihinsel projenize de göstermeniz mantıklı olmaz mı? Bütün deneyimleriniz ve hayatınıza giren her şey, zihinsel evinizi inşa ederken, kullandığınız zihinsel yapı taşlarının doğasına bağlıdır. En önemli faaliyetiniz, farkındalıkla zihninizde bir şeyler yapılandırmanızdır. Bu sessiz ve görünmez olsa da, gerçekleşecektir. Sürekli zihinsel evinizi inşa edersiniz; düşünceleriniz ve zihinsel betimlemeniz, projenizi temsil eder. Saat saat, dakika dakika, geliştirdiğiniz düşünceleriniz, benimsediğiniz fikirler, kabul ettiğiniz inançlar, zihninizin gizli stüdyosunda prova ettiğiniz sahneler ile sağlık, başarı ve mutluluk inşa edebilirsiniz. Yapımıyla sürekli ilgilendiğiniz bu görkemli köşk, sizin kişiliğiniz, bu gezegendeki kimliğiniz ve dünyadaki yaşam öykünüzdür.

Zihinsel iyileşme

İyileştiren şey nedir? İyileştirici güç nerededir ve nasıl kullanılabilir? Bunlar hepimizin merak ettiği, hayati derecede önem taşıyan sorular. İyileştirici güç her kişinin bilinçaltısıdır, hastanın zihinsel tutumunu değiştirmesi, iyileştirici gücü ortaya çıkarır. Bilinmesi gereken en harika şey şudur: Olmasını istediğiniz bir durumu, güçlü şekilde zihninizde canlandırın ve hayal edin. "Aldığınıza inanırsanız, alırsınız", ifadesinin anlamı budur.

Bilinçaltınıza verilen doğru talimatların zihninizi ve bedeninizi iyileştireceğini fark edin. Talep ve arzularınızı bilinçaltınıza iletmek için kesin bir plan geliştirin. Hastalığa, ya da sizi incitecek, size zarar verecek herhangi bir şeye inanmak aptalcadır. Mükemmel sağlığa, zenginliğe, huzura, refaha ve ilahi yol göstericiliğe inanın. Alışkanlıkla üzerinde durduğunuz asil düşünceler, büyük eylemlere dönüşür. Uyumadan önce, arzunuzun gerçekleştiğini tekrar tekrar hayal edin. Huzur içinde uyuyun, huzur içinde uyanın.

Şükretme tekniği

Şükran duyan bir kalp, her zaman evrenin yaratıcı güçlerine çok daha yakındır; kozmik etki ve tepki yasasına bağlı olarak, sayısız nimetin kendisine doğru akmasını sağlar.

Bir kişi, bu tekniği kullanarak, bana yaşadığı deneyimi anlattı;

“İşsiz ve beş parasızdım. Doyurup, giydirmem gereken üç küçük çocuğum vardı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Sonra sizin daha dileklerimiz gerçekleşmeden şükran duymamız gerektiğini söylediğinizi anımsadım. Birden uyanmıştım, bunu denemem gerektiğini biliyordum.”

Bu kişi her gece ve her sabah şu sözleri yaklaşık üç hafta kadar tekrar etti:

“Tanrım, zenginliğim için sana şükürler olsun!”

Bunu gevşemiş, huzurlu bir halde yapıyordu, şükran duygusu, zihninde baskın hale gelene kadar devam ediyordu. Tinsel algıyı (bilinçten bağımsız olarak var olanı) iç gözüyle görüyor, ihtiyaç duyduğu para, konum ve yiyecekle ilişkili olarak zenginliğe dair düşünce imgesinin şekil aldığını fark edebiliyordu.

Düşünce duygusu, zenginliğinin öncel koşul tarafından engellenmeyen özüydü. Sürekli “teşekkür ederim.” diye tekrarladığında kişinin zihni ve yüreği kabul noktasına yükseliyordu. Aklına yoksulluk, fakirlik ve sıkıntı düşünceleri geldiğinde, yine “teşekkür ederim” diyordu; bunu gerekli oldukça yapıyordu. Şükran duyan tutumunu koruduğu sürece, zihnini zenginlik fikrine koşullandıracağını biliyordu. Öyle de oldu.

Bu kişinin dileği ilginç bir sonuç doğurdu, bir gün yolda yirmi yıldır görüşmediği eski patronuyla karşılaştı. Patronu ona yüksek ücret alacağı, iyi bir pozisyon teklif etti, hemen 500 dolar avans bile verdi. Bugün bahsettiğimiz şahıs Mr. Broke bu şirketin genel müdür yardımcısı konumunda. Daha bir süre önce kendisi ile görüşme imkanım oldu ve bana şu sözleri söyledi; "Şükretmemin mucizevi gücünü hayatım boyunca unutmayacağım, çünkü ben bunu bizzat yaşadım".

Olumlama tekniği

İnsan yaşamında sağlıklı olmak, normal olarak kabul edilen bir durumdur, hastalık ise anormal bir durumdur. Kendiniz ve başkaları için sağlık, uyum ve huzur beyan edip, bunun evrensel prensiplerle uyumlu olduğunu göz önünde bulundurduğunuzda, sarsılmaz inanç anlayışınıza bağlı olarak, bilinçaltınızın olumsuz kalıplarını yeniden düzenlersiniz. Olumlu ifadeler kullanmanın sonucu, görüntüden bağımsız olarak hayatın prensiplerine riayet etmiş olursunuz.

Şöyle bir düşünün: Matematiğin bir prensibi vardır, ama hata'nın prensibi yoktur. Doğruluğun bir prensibi vardır, ama yalancılığın bir prensibi yoktur. Zekanın bir prensibi vardır, ama cahilliğin bir prensibi yoktur. Bolluğun bir prensibi vardır, ama yoksulluğun bir prensibi yoktur.

Olumlu beyan yöntemini, derinden bir inançla, acil safra kesesi ameliyatı kararı alınan kızkardeşim için uyguladım. Yapılan testler ve çekilen röntgenler sonucunda hastalığının teşhisi konulmuştu. Benden iyileşmesi için dua etmemi istemişti. Kardeşim benden 10.000 kilometre uzakta İngilterede tedavi görüyordu, fakat bu beni rahatsız etmiyordu, zihin prensibinde zaman ve mekan yoktur. Sınırsız zihin ve zeka her an her yerde tam olarak mevcuttur. Günde birkaç defa kendimden tam emin bir tavırla şunları tekrarladım:

“Bu dileğim (Dua'm) kızkardeşim Katerina için. O şu anda rahat, kendisi ve Dünya ile huzurlu, dengeli ve sakin. Bilinçaltının iyileştirici zekası, onun bedenini yarattığı gibi şimdi her hücreyi, her siniri, her dokuyu, her kası, kemiği ve organizmanın her atomunu yeniden bilinçaltının mükemmel desen ve örneğine bağlı olarak dönüştürüyor. Bilinçaltındaki tüm olumsuz sabit fikirli düşünce kalıpları, sessiz ve sükunetle dağıtılıp, ortadan kaldırılıyor. Hayat prensibinin yaşam enerjisi, bütünlüğü, iyiliği ve güzelliği, varlığının her atomunda kendini gösteriyor. Kardeşim artık onun organizmasına bir nehir gibi akan, ona mükemmel sağlık, uyum ve huzur veren iyileştirici şifaya açık. Bütün bozukluklar ve çirkin imgeler, şimdi onun içinde akan sonsuz sevgi ve huzur deniziyle yıkanıyor. Bu böyle vukuu buluyor."

İki hafta sonra yapılan tahliller ve muayenelerden sonra, Doktoru onun önemli bir iyileşme kaydettiğini ve ameliyatının ertelendiğini söyledi.

Karar tekniği

Kelimenin gücü, arkasında yatan inancınıza bağlıdır. Dünyayı döndüren gücün, sizin lehinize hareket ettiğini ve kelimelerinizi desteklediği bilincinde olmalısınız. Bu şekilde kendinize güveniniz ve inancınız artar. Yalnız kendi gücünüzü, ilahi güç ile birleştirmeniz yeterlidir. Bu nedenle kendi gücünüze, Tanrı dışında olan güçleri katmaya kalkışmak, zihinsel zorlama (şiddet) ve zihinsel mücadele çok anlamsızdır.

Genç bir kadın, kendisine sürekli randevu koparmak için baskı yapan, ofisinden çıktığında, onu karşılayan bir adamdan müzdarip durumda idi. Adamdan bir türlü kurtulamıyordu. En sonunda bir an önce birşeyler yapması gerektiğine karar vermişti. Günde birkaç defa sükunete bürünüyor ve şunları tekrarlıyordu:

“Bu kişi'yi özgür bırakıyor ve Tanrının yönetimine havale ediyorum. O şu andan itibaren herzaman olması gereken yerde olacak. Ben özgürüm, o da özgür. Benim bu sözlerim duyulacak ve sonsuz Bilgelik kararımı hayata geçirecek. Bu böyle olacak.

Böylece kadın, adamdan kurtulmuş ve ondan birdaha hiç bir şey duymadığını söylemişti.

"Neye karar verirsen yapılır, yollarını ışık aydınlatır."

Mental Film metodu

Çin'liler şöyle der: "Bir resim, bin kelimeye bedeldir". William James, Amerikanın ilk Psikolojik öncüsü, saptırılmadan ve kesin bir inançla zihinde canlandırılan her zihinsel imajın, bilinçaltı tarafından hayata geçirildiğini vurgulamıştır. "Sanki gelmişim gibi davran ve ben orada olacağım."

Bir fikri en etkili şekile dönüştürmenin kesin yolu, bunu gözünüzde canlandırmak, zihin gözünüzle, sanki gerçekten varmış gibi görebilmektir. Çıplak gözle sadece dış dünyada zaten var olanı görebilirsiniz. Zihninizdeki herhangi bir resim ise, umduklarınızın ve görmediklerinizin ifadesidir. Hayalinizde oluşturduğunuz şey, vücudunuzun herhangi bir bölümü kadar gerçektir. Fikir/ düşünce gerçektir ve zihinsel imgenize sadık kalmanız halinde, birgün nesnel dünyada da kendini gösterir.

Birkaç yıl önce çeşitli eyaletlere gittiğim bir tur sırasında konferans vermek üzere Midwest’te bulunuyordum. O bölgede sabit bir yere sahip olmak istedim; böylece yardıma ihtiyaç duyanlara, daha fazla hizmet edebilirdim. Seyahatlerim beni çok uzaklara götürse de, bu fikri unutmadım. Washinghton da olduğum bir akşam, otel odamdaki kanepeye uzanmış, dinleniyordum. Birden düşüncelerimi durdurdum. Sakin ve pasif bir ruh haline geçerek, büyük bir dinleyici kitlesinin önünde konuşma yaptığımı hayal ettim.

Dinleyicilere;

“Burada olduğum için çok mutluyum, bu ideal fırsattan istifade etmek istiyorum.”

Hayali dinleyicileri zihin gözümle gördüm ve bu dileğimin gerçekleştiğini hissettim. Bir aktörün rolünü oynuyor ve bu zihinsel filmi canlandırıyordum. Bu resmin, onu bir biçimde hayata geçirecek olan bilinçaltıma iletmem, beni mutlu ediyordu. Ertesi sabah uyandığımda, büyük bir huzur ve tatmin hissediyordum. Birkaç gün sonra beni Midwest’te bir organizasyon için aradılar ve oranın yöneticisi olmamı istediler. Bunu kabul ederek, yıllarca orada görev yapmanın huzurunu yaşadım.

Örnekte görüldüğü gibi, isteklerinizi nesnel bir gerçeklikmiş gibi görmelisiniz. Bunu yaptığınızda, bilinçaltınız bunu etki olarak kabul edecektir. Zihinde tutulan ve inançla desteklenen zihinsel bir resim hayata geçmiş olur.

Uyku öncesi - sonrası

Uykuya dalmadan önce, düşünceler genel olarak minimuma (asgariye) iner. Uykuya daldığınızda ise, zihni aktiviteler büyük ölçüde geri çekilir. Bu nedenle uyumadan hemen önce ve uyandıktan hemen sonra, düşüncelerin kafanızı karıştırma olasılığı azdır, bilinçaltının kapıları açık durumdadır. Kötü bir alışkanlığınızdan kurtulmak için bu iyi bir fırsattır.

Örneğin yıkıcı bir huyunuzdan kurtulmak istiyorsunuz. Rahat bir duruma geçin, vücudunuzu ve düşüncelerinizi gevşetin, kendinizi yarı uykudaymış gibi bir duruma getirmeye çalışın. Hareketsiz kalarak, şu cümleyi tekrarlayın:

“Bu alışkanlıktan tamamen kurtuldum, zihnimin uyum ve huzuru, kayıtsız şartsız çok iyi durumda.”

Her sabah ve gece yataktayken 5-10 dakika bu sözleri yavaş-yavaş sevgi ve güçlü bir duygu ile tekrarlayın. Her tekrarladığınızda, bu duygusal değer büyüyecektir. Gün boyu ne zaman bu proje aklınıza gelir de, tekrarlama dürtüsü hissederseniz, aynı sözleri bu sefer yüksek sesle tekrarlayın. Böylece bilinçaltınıza fikri kabul etme komutu verirsiniz ve iyileşme süreci hız alır.

Baudoin tekniği

Charles Baudoin Fransa'da, Rousseau Enstitüsü'nde bir Profesör idi. Olağanüstü bir psikoterapist ve Nancy'de yeni tedavi okulunun araştırma departmanı müdürüydü. Daha 1910 yıllarında bilinçaltının, bilinçli bir çaba göstermeden, uyku benzeri bir halde, daha iyi etkilendiğini öğretiyordu. Kendisini pasif bir duruma getirdikten sonra, ruhsal odaklanma aracılığıyla, bilinçaltına dileğini bildiriyordu. Dileği şu formülde toparlıyordu:

"Dileği, ya da elde edilmek istenen sonucu bilinçaltına aşılamanın en basit yolu, tasarıyı özetleyerek (sıkıştırılmış) kısa bir ifadeyle daha tesirli hale getirmek. Bu kısa cümleyi, bir ninni gibi, tekrarlamak (tekerlemek).

Birkaç yıl önce genç bir kadın, Los Angeles'te uzun süren bir miras davasından dolayı müzdaripti. Kocası tüm varlığını ona bırakmıştı, ancak ilk evliliğinden kızları ve oğulları tüm yollarla, bu vasiyetnameyi kendileri lehine geçersiz kılmak için uğraşıyorlardı.

Kadın Baudoin tekniğinden haberdar olmuştu. Bu tekniği uygulamaya koymak için, rahat bir koltuğa oturdu. Kendisini fiziksel ve zihinsel bir gevşeme durumuna getirerek, endişelerinin çekirdeğini oluşturan şu cümleyi tekrarladı:

"Tanrının iradesi düzeni oluşturur".

Bu cümlede tarif ettiği şey, bilinçaltının yasalarında kendisini gösteren sonsuz Bilgeliğin, ahenkli ve uyumlu düzeni yeniden sağlaması yatıyordu.

On gün, her akşam, birbiri ardına bu kısa cümleyi yarı uykuda, yavaş yavaş, sessizce duygusal bir biçimde tekerlemişti. Her seferinde huzurla uykuya dalmıştı. On birinci günün sabahı uyandığında, vücudunda tarifsiz bir refah algılıyordu. Artık şüphe yoktu, Tanrının iradesi düzeni sağlamıştı.

Daha aynı gün avukatı telefonla, karşı tarafın dostane bir çözüme ulaşmak istediğini bildirmişti. Dört gözle beklenen bu sonuç, nihayet mahkeme kararı ile de yürürlüğe girmişti.

Oto-telkin

Oto-telkin'in anlamı, kişinin kendisine belirli bir şeyi - telkini (aşılama, bir düşünceyi benimseme, bilinçaltı programlama) etmesidir. Oto-telkin bir uyku değil, derin konsantrasyon halidir. Beyin faaliyetleri açısından, uyku ile uyanıklık arası bir durum olduğu düşünülmelidir.

Janet R., yetenekli genç bir şarkıcıydı. Bir müzikhalin seçmelerine katılmak istiyordu, ama bir yandan da çok korkuyordu. Daha önce üç kez, yönetmenlerin önünde şarkı söylediğinde başarısız olmuştu. Harika bir sesi vardı ama kendi kendine; "şarkı söyleme sırası bana geldiğinde, sesim çok kötü çıkacak, rolü asla alamayacağım, beni beğenmeyecekler, gideceğim ama başarısız olacağımı biliyorum" diyordu. Bilinçaltı, bu olumsuz oto-telkinleri bir istek olarak kabul ediyordu. Bunları gerçeğe dönüştürmeye ve Janet için deneyim haline getirmeye çalışıyordu. Bunun nedeni, istemsiz oto-telkindi. Janet’in korkuları bir süre sonra onun gerçeği haline gelen duygusallaştırılmış ve öznelleştirilmiş düşüncelere dönüşüyordu.

Bu genç şarkıcı olumsuz oto-telkinlerini, olumlu oto-telkinlere çevirmeyi başardı. Şöyle bir yöntem kullandı:Günde üç kez tek başına sessiz bir odaya çekiliyordu, bir koltuğa rahatça oturuyor, bedenini gevşetiyor ve gözlerini kapatıyordu. Zihnini ve bedenini olabildiğince durağanlaştırıyordu, böylece zihni pasifleşiyor ve telkinlere daha açık hale geliyordu. Korku telkinini yenmek için, kendi sesini hafifçe duyabileceği bir ses tonuyla şöyle diyordu:

"Ben çok güzel şarkı söylüyorum, soğukkanlıyım, sakinim, kendime güveniyorum".

Her oturuşunda, bu ifadeyi hissederek, 5 ile 10 dakika boyunca tekrarlıyordu. Bunu uyumadan hemen önce ve sonra olmak üzere günde üç kez yapıyordu. Bir hafta sonra, soğukkanlı ve kendinden emin duruma gelmişti. Kader günü geldiğinde, seçmelerde harika bir performans sergiledi ve rolü aldı.

75 yaşındaki bir kadın sürekli hatırlama yeteneğiyle övünürdü. Herkes gibi o da zaman zaman bazı şeyleri unutuyor, ama bunu önemsemiyordu. Ancak yaşlandıkça bunları fark etmeye ve endişelenmeye başladı. Ne zaman birşeyi unutsa, kendi kendine "Yaşım yüzünden hafızamı kaybediyorum herhalde" diyordu. Bu olumsuz oto-telkin sonucunda, daha fazla isim ve olay hafızasından uçup gitti. Umutsuzluğa kapılmak üzereyken, kendine zarar verdiğini fark etti. Bu süreci tersine çevirmek için günde birkaç defa kendine inançlı oto-telkinlerde bulundu. Şöyle diyordu:

"Bugünden itibaren, hafızam her açıdan gelişiyor, bilmem gereken şeyi, her an ve her yerde hatırlayacağım. Zihnimde oluşan duygular netlik kazanacak ve kalıcı olacak. Herşeyi kolaylıkla hafızamda tutabileceğim. Hatırlamak istediğim herşeyi, çok net olarak zihnimin gözünde göreceğim. Her gün hızla gelişiyorum, çok yakında hafızam eskisinden de iyi olacak"

..üç hafta sonunda hafızası yeniden normale dönüşmüştü.

Hem evliliği, hem de kariyeri, ciddi anlamda sıkıntıda olan bir adam bana başvurmuştu. Sorunu; sürekli huysuz ve gergin olmasıydı. Kendi de bundan rahatsızdı; ancak başka biri onunla bu durumu tartışmaya kalktığında, öfke patlaması yaşıyordu. Kendi kendine sürekli herkesin onunla uğraştığını ve onlara karşı kendini savunması gerektiğini söylüyordu. Bu olumsuz oto-telkinlerinin üstesinden gelmesi için ona günde birkaç defa sabah, öğlen, gece yatmadan önce, kendi kendine şunları tekrarlamasını önerdim:

"Bugünden itibaren, kendime hakim olacağım, daha huzurlu olacağım. Neşe ve mutluluk her zaman zihnimde olacak. Her gün birlikte yaşadığım insanlara karşı daha anlayışlı ve daha sevgi dolu olacağım. Neşe ve iyi niyetim, çevremdekilere de olumlu etki yapacak. Bu mutlu ve sevinçli ruh halim, her daim benim normal zihinsel durumum olacak. Şükürler olsun."

Bir ay sonra, karısı ve iş arkadaşları onunla geçinmenin artık çok daha kolay olduğunu söylemişlerdi.

İstediklerinizi ve arzuladıklarınızı bilinçaltına göndermek için kesin bir plan ortaya çıkarın. Asla “yapamam” demeyin. Bu cümleyi şu ifade ile değiştirin. "Bilinçaltının gücü sayesinde herşeyi yapabilirim."

Hetero-telkin

Telkinin hipnozla ilgili olduğunu sanırız, oysa Hetero-telkin başka kişilerden gelen telkinlerdir. Doğduğumuz günden itibaren, bilinçli veya bilinçsiz, çevre, eş, dost, akraba, ebeveynlerimiz, arkadaşlarımız tarafından telkin bombardımanına tutuluruz. Dini inançlar, politik düşünceler, gelenek ve görenekler Hetero-telkin gücüyle gelişir. Farkına varmadan aldığımız bu telkinler, üzerimizde çok fazla güce sahiptir: Hayatımızı şekillendirir, kendimiz ve dünya ile ilgili inancımızı, duruşumuzu etkiler, son derece yıkıcı da olabilir. Bu telkinlerin farkında olmadığımız için, kendimizi nasıl koruyacağımızı, hatta korumamız gerektiği bile aklımıza gelmez. Özellikle beynin gelişmeye açık olduğu 0-6 yaş aralığında bu telkinler hayatımıza yön verir. Çünkü beynimiz bu yaşlarda her türlü etkiye açıktır.

Olumsuz telkinlere bazı örnekler:

Olumsuz telkinler

Gazeteyi alın, ya da televizyonda haberleri açın. Her gün korku, endişe, üzüntü tohumları eken, felaket tellallığı yapan, sayısız hikaye duyarsınız. Eğer bunları kabul eder ve benimserseniz, bu korku düşünceleri yaşama sevincinizi kaybetmenize neden olabilir. Ancak bunları kabul etmek zorunda olmadığınızı anlarsanız, önünüze seçenekler çıkar. Bilinçaltınıza yapıcı oto-telkinlerde bulunarak, bu yıkıcı fikirlerin üstesinden gelebilirsiniz. Bilinçaltınız son derece bilgedir, bütün soruların cevaplarını bilir, ancak sizinle tartışmaz, ya da size karşı gelmez. “Beni bu tür telkinlerle etkilememelisin” demez. Arzularınızı gerçekleştirmek ve hayal kırıklıklarınızın üstesinden gelmek için, günde birkaç kez olumlu bir biçimde şunları tekrar edin:

“Bana bu arzuyu veren sınırsız zeka, beni yönlendiriyor ve arzumu gerçekleştirmem için kusursuz plan sunuyor. Bilinçaltımın derin bilgeliğinin tepki verdiğini, içimde hissettiğim ve istediğim şeyin dışa vurulduğunu biliyorum. Bir denge ve ılımlılık var.”

Aslında bilinçaltı her zaman sizin için çalışır. Her dakika kalp atışlarınızı ve soluk alıp verişlerinizi kontrol eder. Parmağınızı kestiğinizde, karmaşık iyileşme sürecini harekete geçirir. En temel eğilimi, hayatın sürmesini sağlamaktır. Hep sizi koruyup gözetmeye çalışır. Siz farkında olun, ya da olmayın, o gece gündüz faaldir. Bilinçaltınız, vücudunuzun inşaatçısıdır; ancak siz bu sessiz içsel süreci bilinçli olarak algılayamaz ve duyamazsınız. Bir sorun için çözüm aradığınızda, bilinçaltı tepki verir, ancak sizin bilincinizde bir karara ve doğru bir yargıya varmanızı bekler. Cevabın bilinçaltında olduğunu bilmeniz gerekir.

“Çıkış yolu olduğunu sanmıyorum, altüst oldum, kafam karıştı, neden cevap alamıyorum?” .. derseniz, isteğinizi etkisiz hale getirmiş olursunuz. Yerinde sayan bir asker gibi, yaşam enerjinizi kullanır, bir adım ilerleyemezsiniz. Zihninizin tekerleklerini durdurun, gevşeyin, kendinizi serbest bırakın, sessiz ve olumlu biçimde şunları söyleyin:

"Bilinçaltım cevapları biliyor, şu anda bana tepki veriyor, teşekkür ediyorum, çünkü bilinçaltımın sınırsız zekasının her şeyi bildiğini, şimdi benim için mükemmel çözümü sunduğunu biliyorum. Gerçek inancım, bilinçaltımın görkemini ve muhteşemliğini ortaya çıkarıyor, bu da beni çok mutlu ediyor."

En iyiye dair beklentinizle bilincinizi meşgul edin ve alışageldiğiniz düşüncelerinizin temelinde güzel, doğru, adil ve uyumlu şeyler bulunduğundan emin olun. Bilinçaltınızın herşeyi düşüncelerinize bağlı olarak ifade ettiğini, ürettiğini ve ortaya koyduğunu bilin. Bilinçaltınızdaki iyileştirici varlığın içinize uyum, sağlık, huzur, neşe ve bolluk olarak aktığını bilin. Bunu canlı bir zeka, harika bir yol arkadaşı olarak düşünün. İçinizde sizi canlandırarak, zenginleştirerek, size ilham vererek aktığına inanın. Size bu şekilde karşılık verecektir, neye inanırsanız, onu yaşarsınız.

Özet

Kaynaklar:

Dr. Joseph Murphy'nin "Bilinçaltının Gücü" isimli Kitabının özetidir.


Ruhsal bir hayal gücü vardır. Bu güç, hastalıkları oluşturabileceği gibi, var olan rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir. Beden, ruhsal hayal gücünün emirlerine itaat etmek zorundadır. (İbni Sina)

Sen düşünceden ibaretsin, geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünür, gülüstanlık olursun, diken düşünür, dikenlik olursun. (Hz. Mevlâna)

Gül’ü düşünenlerden olmanız dileği ile. (Webmaster - infethiye.net)