|
İnancınız
ne olursa olsun, neye inanırsanız inanın, insan
yaşamı bir takım değerler bütününden oluşuyor. Bu
değerler yaşama anlam veriyor, yön veriyor ve hedefi
belirliyor. İçinde yaşanılan toplum tarafından ortak
hafızada kuşaktan kuşağa aktarılan bu değerler tüm
toplum bireylerine yaşamın her alanında gerçekleştirilmek
üzere verilmektedir. Bununla beraber her birey bu
ortak değerlerden kimini kendine göre daha bir ön
plana, ve yaşamının olmazsa olmazı yapabilmektedir.
Onur, Şeref, haysiyet, namus gibi kavramlar bu değerlerin
başta gelenlerindendir. Her insan kendi yaşamında
bu değerlerin hepsine birden sahip olarak, varlığını
sürdürmek ve bu şekilde anılmak ister. Bu değerlerden
birini kaybeden insan, zincirleme olarak diğerlerini
de kaybetmeye başlar. Değerler kayboldukça, bu değerleri
kaybeden insanın yaşamı önemsizleşir. Yaşam artık
ağır bir yük olmaya başlar, çünkü yaşamı sadece
yemek içmek gibi hayvansal gereksinimlere indirgemek,
insan yaratılışı için ağır bir yüktür.
Durum böyle olmakla birlikte, şöyle bir bakıyorum
da, insanlar bu değerleri unutmuş, sadece hayvansal
gereksinimlerini karşılamak üzere bir yaşamı tercih
eder hale gelmişler. Üstelik de bu gereksinimleri
normal yollardan ve haklı olarak değil, çalarak
çırparak, başkasını kandırarak yapmakta, değerleri
de hiçe saymaktadırlar. Kendileri bu insanca değerlere
uygun olarak yaşamadıkları gibi, böyle yaşayanları
mağdur etmekte, onların haklarını çiğnemektedirler.
Diyelim binlerce ev yapıp para kazanmak uğruna,
ormanları yakmakta, denizleri doldurmakta, hem doğaya
zarar vermekte, hem de hakları olmayan yerlere sahip
olmaktadırlar.
Çok para kazanmak tutkusu, hakkından fazlasını elde
etmek hırsı, bütün değerlerin kaybolmasına yol açmakta
olup, insanların çoğu birbirini aldatarak bir yaşam
biçimini tercih eder hale gelmekteler. Kimsenin
kimseye güveni kalmadığı bir toplumda, sevgi, saygı,
hörmet, acıma, şefkat gibi kavramlar da sekteye
uğramaktadır. Sadece bedensel varlığını ne olursa
olsun sürdürmeye odaklanmış bir insandan, her türlü
kötülük beklenir. Nitekim bugün gazetelere baktığımızda,
ne kadar önemsiz şeylerden insanların yok yere öldürüldüğünü,
bütün çıplaklığıyla görürüz.
İnsanı insan yapan bu değerlerdir. Bu değerlere
sahip olmak, almakla değil, vermekle mümkündür.
Elinizdekini olmayanla paylaşmakla olur. Herkesin
hakkına rıza göstermekle olur. Maddeye ihtiyacınız
kadar yönelmeniz, fazlasını dağıtmanızla olur. Başkalarının
da bu dünyada rahat ve huzur içinde yaşaması gerektiğine
inanmanızla olur. Herkesin birbiriyle yardımlaşma
içersinde yaşamasıyla, güzelliklerin yaratılacağı
bilincine erişmenizle olur.
Bedensel varlığımızı sürdürmemizin amacı insana
özgü değerleri gerçekleştirmek içindir. Bu değerler
olmadan yaşamak, dünya şansını değerlendirmeden,
boş yere geçip gitmektir.
Coşkun Karabulut
|