Bayrak Bayrak
Free counters!

William Shakespeare - Seçme Şiirleri

William Shakespeare (1564 - 1616)

Willam Shakespeare

William Shakespeare, İngilizce edebiyatı ve Dünyanın seçkin drama oyun yazarı olarak kabul edilir. Günümüze ulaşan eserleri, bazı ortaklaşa yazılanlarla birlikte 38 oyun, 154 sone, iki uzun öykü şiir, "John Combe" için iki kitabe, "Elias James" için bir kitabe ve diğer birçok şiirinden oluşur. Shakespeare Stratford-upon-Avon'da doğmuş, 18 yaşında, Anne Hathaway ile evlenmiş ve üç çocuğu olmuştur. 1585 ile 1592 arası, Londra'da bir aktör, yazar ve Lord Chamberlain's Men (sonra King's Men) adında bir tiyato şirketinin sahibi olarak, başarılı bir kariyere başlamış.

Bilinen eserlerin çoğu 1589 ile 1613 yıllarında üretilmiş, ilk oyunları çoğunlukla komedi ve tarih üzerinedir. 16. yüzyıl sonunda, kültür ve sanatın zirvesine yükselmiştir. Daha sonra 1608'e kadar trajedilere yönelip, İngilizce'nin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth'i yazmıştır.

Macbeth

Aynam, yaşlandığıma inandıramaz beni

İnsanın Yedi Çağı

Kadın Yüzü

Bazen yıldızları süpürürsün

Bir tek ölüm paklar beni

Hayatı hisset ve yaşa

Hamlet

Düşüncelerimize katlanmak mı güzel,
Yoksa zalim kaderin yumruklarına, oklarına diretip,
Bela denizlerine karşı dur yeter, demek mi?

Ölmek, sadece uyumaktır.
Düşünün, yalnız uyumakla biter bu yüreğin acıları,
İnsanoğlunun çektiği tüm kahırları.
Uyumak iyi ama, uykuda düş görebilirsin, işte o kötü.

O ölüm uykularında yaşamak kaygısından sıyrıldığımız zaman,
Ne düşler görebilir insan, bunu düşünmeli.
Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden.

Kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar çabuk yürümesine,
İyi İnsanın kötülere kul olmasına?

Göğsüne bir bıçak saplayıp kurtulmak varken,
Kim ister bütün bunlara katlanmak,
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek.

Ürkütmese insanın yüreğini,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez Dünya.

Bilmediğimiz belâlara atılmaktansa,
Çektiklerine razı etmese insanı,
Yürekten gelen doğal rengini,
Bilinç korkak etmese.

Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor,
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar,
Bu yüzden yollarını değiştirip,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyor.

Ama sus, bak güzel Ophelia geliyor.
Peri kızı, dualarında beni ve bütün günahlarımı unutma.

Bütün mesele hazır olmak

Unut Gitsin

Aşkın da çürüyen gövdem gibi, yitip gitsin,
Bizden ne bir mektup kalsın, ne bir söz, ne de bir eşya,
Arkamdan da ağlama, unut gitsin adımı,
Göz yaşınla eğlenir, onu alıp - satar bu Dünya!

Korkuyor

Hayat gezinen bir gölgedir

Bir masaldır, gürültücü salağın anlattığı,
Ki yoktur, hiç bir anlamı.

Kendini boşuna harcamış olur insan

İlk başta Tanrı beni sana Kul yaptı

Ömrünün baharında Tispe

Yukarıdaki şiir, Tispe ve Piremus'un aşk efsanesine dayanır:

Semiramisin ülkesi Babilde yaşayan iki genç; birisi Tispe (Thisbe), diğeri Piremus (Pyramus) komşulardır. Çocuklukları birlikte geçer. Gençliğe adım attıklarında, arkadaşlıkları aşka dönüşür. Evlenmek isterler ama, birbirlerine yakın iki aile, gençlerin evliliğine izin vermekten uzaktır. Görüşmeleri yasaklanan Tispe ve Piremus gün kararıp herkes uykuya dalınca, sürekli evin duvarı arasında gizli yerde buluşurlar. Zaman geçtikçe birbirlerini görmek birbirlerine sarılmak, beraber uyuyup, beraber uyanmak isterler.

Akşam olunca, kentin dışında kalan büyük dut ağacının altında buluşmak için sözleşirler. Akşam üzeri sevgilisine kavuşmak için Tispe dut ağacına Piremus'tan erken gelmiştir. Heyecanla sevgilisini beklerken bir ses duyar. Arkasını döndüğünde, ağzında yediği avının kanlarıyla duran bir aslan görünce koşmaya başlar, omuzundan kayan şalı, dut ağacının yakınına düşer. Aslan Tispe'nin şalını şöyle bir dişleyip, kan izlerini şalın üzerine bırakıp uzaklaşır.

Dut ağacına koşarak gelen Piremus, ağacın altında sevgilisi yerine, kanlı şalını ve aslanın ayak izlerini görünce, aslan tarafından parçalandığını düşündüğü sevgilisi için acıyla Tanrılara haykırmaya başlar. Erkenden gelip sevgilisini koruyamamış, ölümüne engel olamamıştır. Onsuz yaşamaktansa ölmek daha iyidir. Tüm gücüyle kılıcını bedenine saplar. Yarasından fışkıran kanlar, dallardaki beyaz dutları kırmızıya boyar.

AAslanın uzaklaşmış olması ümidiyle dut ağacına geri dönen Tispe, sevgilisinin kanlar içinde yatan bedenini ve kanlı şalını görünce, içine bir ateş düşer, sel olur göz yaşları, yıkar taşları, toprakları, yaprakları, dutları. Kendisi için canını veren Piremustan hiç de geriye kalmaz kendi aşkı. Aynı kılıçla düşer cansız bedeni sevgilisinin üzerine.  

Sone

Sone 1

Sone 2

Sone 3

Sone 4

Sone 5

Sone 11

Sone 15

Sone 22

Sone 23

Sone 24

Sone 30

Gönlümü yitenlerle çektiğim yaslar deler:
Yaş bilmeyen gözlerim boğulur da yaşlara
Ölüm gecesindeki sevgili dostlar için
Depreşir yüreğimde nice kapanmış yara
Yitip gitmiş yüzlere inlerim için için.
Geçmiş yaslar yeniden beni yürekten vurur
Acıları saydıkça bir bir içim kan ağlar;
Gönlüm eski dertleri anıp çile doldurur.
Borcum bitmemiş gibi yine keder borcum var.

Ama sevgili dostum seni andım mı yeter:
Bütün yitenler döner bütün acılar biter.
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar çabuk yürümesine,
İyi insanın kötülere kul olmasına,
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak,
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya,
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belâlara atılmaktansa,
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Ama sus, bak güzel Ophelia geliyor.
Peri kızı dualarında unutma beni,
Ve bütün günahlarımı

Sone 50

Sone 57

Sone 61

Sone 75

Sone 87

Sone 88

Sone 139