Meditasyon kelimesi üç farklı köke dayanır;
1. Meditari=Düşünmek,
2. Mederi=İyileşmek,
3. Medha=Akıl ve Bilgelik.
Bu bilgilerden yola çıkarak, meditasyonun düşünmek, iyileşmek ve akıl ile ilişkili olduğu sonucuna varılabilir, ama öyle değildir. Meditasyon, zihni meşgul eden ve onu yoran karmaşık düşüncelerden arınmak, kendi içine yönelmektir.
Herkes meditasyon yapmayı öğrenebilir, sadece kendinize güvenin ve o anda hissettiğiniz şeyin tadını çıkarın, yavaş yavaş meditasyon deneyimine geçmeye çalışın.
Kendinize sakin bir ortam seçin, gözleriniz kapalıyken, sessizce oturun. Bilinçli olarak 5 dakika boyunca hiçbir şey düşünmeyerek (size gelen düşünceleri, salın gitsin) nefesinizi izleyin - nefesinizin farkında olun. 5 dakika boyunca bilinçli şekilde nefes alıp vermeye odaklanın. Durumu değiştirmeyin; nefesinizi, oturmanızı, veya başka bir şeyi değiştirmeye çalışmayın- sadece olduğunuz gibi kalın. Yavaş yavaş içinizde derin bir sessizlik oluşacaktır.
Meditasyon eylem, düşünce, veya duygu olmadan "olmak" anlamına gelir. Sadece kendininiz olursunuz ve bu harika bir duygudur. Peki bu harika duygu nereden gelir?
Bu içinizde zaten var olanın artık ortaya çıkmasıdır!
Meditasyon, bulunduğunuz yerden, olmak istediğiniz yere ulaşmak için bir merdivendir. Sizi mevcut benliğinizden gerçek benliğinize götürmek için en büyük maceradır, çünkü bir düşmana karşı savaşmıyorsunuz, kendinize karşı savaşa giriyorsunuz. Ve eğer kendinizi yenerseniz, savaşı kazanıyorsunuz.
Meditasyonun nihai amacı, hayatın ve bilincin kaynağına ulaşmaktır. Aslında bu çokta zor bir iş değildir, herhangi bir şeye karşı bağımlı kalmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. Hayata sevinçle bakmaya başladığınızda, üzüntüler ve çirkinlikler yok olacaktır.
Sürekli düşünmeye odaklanmış, konudan konuya atlayan zihni susturmak zordur. Meditasyon halindeyken, zihnimize dolan düşüncelerin kaynaklarını görür, onları kabul eder ve göndeririz. Böylece öz’e, ya da varlık merkezimize daha yakınlaşırız. Bu merkez, doğallığın ve iç huzurun yaşamı olduğu gibi, kabullenmenin, merhametin bulunduğu bir alandır. Merkezde (özümüzde) günlük yaşamın stresinden, endişesinden, negatiflik sayılabilecek her türlü duygulardan arınıp, derin bir farkındalıkla yaşamın akışını izleriz.
Kafanızdaki sesin kendine ait bir canı vardır ve çoğu kişi o sesin merhametine kalmış durumdadır. İçinizde oluşan düşünceler ve algıladığınız zihin sesi ile, geçmişte olan biten bazı şeyleri tekrar canlandırdığınızda, gerçekte ne yaptığınızın farkında olamazsınız.
Örneğin sokakta güzel bir çiçek gördünüz, o çiçeğin ismi şu muydu, veya bu muydu diye düşünmeye başladığınızda, o çiçekle "bir" olmayı gözden kaçırdınız demektir. Ya da sokakta yanınızdan geçen bir adam gördünüz, bu adamı gözüm ısırıyor, bu kim olmalı diye kafanız bununla meşgul olur. Böylece zihninizde gördüğünüz her şeyi kelimelere dönüştürürsünüz, sonra da bu kelimeler birer engel haline gelir.
Meditatif bir zihin oluşturmanın ilk adımı, her şeyi sürekli kelimelere dönüştürme alışkanlığını fark etmek ve bu alışkanlığı durdurmaktır. Gördüklerinizi yalnız görün, kelimeye çevirmeyin. Var olduklarının farkında olun ve bırakın her şey doğal olarak var olsun.
Aşık olduğunuzda, varlığını hissettiğiniz şey, lisan değildir. İki aşık birbirleri ile yakın ilişkiye girdiklerinde, sessiz kalırlar. Bu ifade edecek birşey bulamıyorlar anlamına gelmez. Tam aksine ifade edilecek çok şey vardır ama bu kelimelerle yapılmaz.
İki âşık artık sessiz kalamıyorsa, bu aşkın bittiği anlamına gelir. Aşkın geride bıraktığı boşluğu artık kelimeler doldurur.
Aşkı yaşarken, sözcükler orada olamaz, çünkü aşkın varlığı çok güçlüdür, o derece içe işler ki, dilin ve kelimelerin engeli aşılır.
Meditasyon, tek bir insana değil, tüm var olana duyulan aşkın en yüksek noktaya ulaşmasıdır, sizi çevreleyen tüm varlıklarla canlı bir ilişkidir. Her duruma aşık olabiliyorsanız, o zaman meditasyon halindesiniz demektir. Bu zihinsel bir hile değildir, yalnız zihnin nasıl çalıştığını iyi anlamaktır.
Sözselleştirme, ya da var olanı kelimelere dönüştürme alışkanlığınızın farkına vardığınızda, kendiliğinden bir boşluk oluşur. Bu boşluk, kavrayışı bir gölge gibi izler. Sorun aslında nasıl meditasyon halinde olacağınız değil, neden meditasyon halinde olmadığınız sorusuna yanıt bulmaktır.
Bilinç varoluş ile birleştiğinde, en derin anlamda fikir alışverişi ortaya çıkar. Dil’i bastırmanız, ya da tümüyle ortadan kaldırmanız gerekmez, o sadece bir kenara bırakılmalıdır. Yürümek için bacaklarınızı hareket ettirmelisiniz, ama oturduğunuzda da bacaklarınız yürüyüş hareketine devam ediyorsa, bir anormallik var demektir, onları durdurabilmelisiniz. Aynı şekilde, bir başkası ile iletişim halinde değilseniz, zihninizdeki iletişime de bir son vermelisiniz. Bunu yapabiliyorsanız, meditasyona doğru büyüyebilirsiniz. Yani meditasyon bir teknik değil, bir büyüme eylemidir ve bir eylem her zaman yaşar, büyür ve gelişir.
Hiçbir şeyi sözselleştirmeden, yalnız varolduğunuz anlar olmalı. Bu, bitkiselleşmek anlamına gelmez. Bilinciniz hep oradadır ve daha keskin, daha canlıdır, çünkü dil bilinci köreltir.
Farkındalığın kelimelerle ilgisi yoktur, o zihinsel bir işlem değil, varoluşçu bir eylemdir. Onun için ilk yapılacak şey, farkında olmaktır. Zihinsel faaliyetlerinizin ve beyninizin nasıl çalıştığının farkında olun. Zihnin işleyişinin farkında olduğunuz an, onun esaretinden kurtulur, uzaktan gözlemleyen bir tanık, bir gözlemci olursunuz.
Zihniniz karışık ve kaos içindeyse, meditasyon durumunda olamazsınız, çünkü zihniniz sessiz değildir. Bu yüzden sizden kaynaklanacak her çaba, daha fazla karışıklık yaratacaktır.
Farkındalığınız arttıkça, yaşananlar ile, kelimeler arasındaki boşlukların farkında olmaya başlarsınız. Boşluklar hep oradadır, ama onların orada olduklarının farkında olmadığınız sürece, onlar size görünmezler.
Farkındalık arttıkça, zihin yavaşlar, bu orantılıdır. Farkındak ne kadar az ise, zihin de o kadar hızlı çalışır. Farkında oldukça, zihnin çalışması yavaşlar ve düşünceler arasındaki boşluklar büyür, işte o zaman boşluklar fark edilir.
Bu tıpkı bir film gibidir; projektör cihazı yavaşlayınca, iki kare arasındaki boşluk görülür. Elinizi kaldırırken, bu hareketi birçok kare olarak çekmek gerekir ve her biri, ayrı bir fotoğraf olacaktır. Yüzlerce ayrı kareler, gözünüzün önünden hızla geçerse, o zaman el kaldırışınızı bir hareket olarak görebilirsiniz, ama ağır oynatılırsa, boşluklar ortaya çıkar.
Zihin de tıpkı bir film gibidir, bir sürü boşluklar oradadır. Zihninize ne kadar odaklanırsanız, o boşlukları o kadar iyi görebilirsiniz.
Boşlukların farkındayken, kelimeler kaybolur. Dikkatle izlerseniz, kelimelerin orada olmadığını, yalnız boşluk olduğunu görürsünüz. İki kelime arasındaki farkı anlayabilirsiniz, ama iki boşluk arasındaki farkı anlayamazsınız. Kelimeler her zaman çoğuldur, boşluk her zaman tekildir. Boşluklar birleşir ve tek bir boşluk haline gelirler.
Boşluk, huzur verici ve bilinçlendiricidir. Boşluğun içinde olmak meditasyondur, değişimdir. Artık dile gereksinim yoktur; dili bir kenara bırakırsınız. Bu bırakma bilinçlidir, sonsuz sessizliğin, farkında olup, onun bir parçası haline gelirsiniz. Boşluğu "öteki" olarak değil, kendiniz olarak bilirsiniz. Onu izlersiniz ama, artık izleyen izleniyordur. Kelimeler ve düşünceler söz konusu olduğunda, yalnız izleyici olursunuz. Onlardan ayrı bir tanıksınız ve onlar artık "ötekiler" olmuştur.
Kelimeler olmadığında boşluksunuz ama, yine de bunun farkında olursunuz. Sizinle boşluğun arasında ve bilinç - varoluş arasında artık bir engel kalmamıştır. Engel olan kelimelerdi, şimdi varoluş durumundasınız. Bu meditasyondur: Varoluşla bir olmak, tümüyle onun içinde, ama halâ bilinçli olmak.
Genelde bir şeyin bilincinde olduğunuzda, o şey öteki olur. Bir şeyle özdeşleştiğinizde o şey öteki olmaz. Örneğin öfkeliyken, ya da seks yaparken bilinçli değilsiniz. Ancak bilinçsizken, onlarla bir olabilirsiniz. Seksin bu kadar çekici olmasının nedeni, bir an için bir olunabilmesidir. Ama o anda bilinçsiz olur ve bilinçsizliği istersiniz, çünkü bir olmayı istiyorsunuz. Ama bir olmayı istedikçe, daha bilinçli olursunuz. O zaman seksin mutluluğunu duyamazsınız, çünkü o mutluluk bilinçsizlikten kaynaklanıyordu. Bir haz anında bilinciniz bir kenara atılmıştır - bilinçsiz hale gelmişsinizdir. Bir an için dipsiz kuyudaydınız ama bilinçsizdiniz. Bu hali aradıkça, daha da kaybedersiniz. Dipsiz kuyu yitirilmiştir, mutluluk yitirilmiştir, o zaman eylem, aptal bir hal alır. Yalnız mekanik bir boşalmadır, hiçbir spiritüel yönü yoktur.
Bu nedenle sadece bilinçsiz bir olmayı biliriz, oysa meditasyon, bilinçli bir-oluştur. Cinselliğin aksi kutbudur. Seks bir kutuptur (bilinçsiz bir olma), meditasyon öteki kutuptur (bilinçli bir olma). Seks bir olmanın en alçak düzeyidir, meditasyon ise zirvesi. Aradaki fark bilinçliliktir.
Bilinçli bir çaba harcamadan, boşlukların farkına vardığınız anlar olacaktır, bu varoluşla karşılaşmadır. Bu karşılaşma olduğunda, ondan kaçmayın, onunla olun.
Spiritüel öğreti, kelimelerden değil, her an sizi çevreleyen boşluklardan ve sessizliklerden gelir. Kalabalık içinde, markette, pazarda bile oradadır. Sessizlikleri, onların içindeki ve dışındaki boşlukları arayın ve bir gün meditasyon’un içine daldığınızı fark edeceksiniz.
Meditasyonu siz getiremezsiniz, o size kendiliğinden gelir. Ama onu aramanız gerekir. Yalnız arayış içindeyken, ona ev sahipliği yapabilirsiniz. Misafir olan meditasyonun kendisidir, onu davet eder, beklersiniz. Hazır olan, arayan ve açık olan herkese gelir. Ancak zihin hep kolay olanı tercih eder, konu ile ilgili sömürüler de bundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle onu bir yerlerden öğrenmeyin, yoksa oyuna gelirsiniz. Ortaya gurular ve guruculuk çıkar, bu da spiritüel yaşamı zehirler. En tehlikeli insan, bir başkasının spiritüel arayışını kullanandır. Birisi tüm malınızı, paranızı çalsa, size ihanet etse, bunun fazla önemi yoktur, ama bir kişi ilahi olan arayışınızı suistimal ederse, hatta sizi yalnız oyalasa bile, bu büyük bir günahtır. Bir guru aramayın, size bir faydası olmaz. Size hazır reçete verenler, dost değil düşmandır.
Bu yüzden uyanık olun ve hiç kimseye, "meditasyon nedir? Nasıl yapabilirim?" diye sormayın. Bunun yerine ne gibi engeller olduğunu sorun. İnsanların neden sürekli meditasyon halinde olmadıklarını, büyümenin nerede durdurulduğunu, aksaklığın nerede olduğunu sorun.
Gerçeğin yolu hep kavrayıştan geçer. Bu, karşılaştığınız ve tanıdığınız bir şey değildir, gelişerek ulaştığınız bir şeydir. Onun için kavrayışın peşinde olun, çünkü ne kadar çok şeyi kavrayabilirseniz, gerçeğe o kadar yaklaşırsınız. Sonunda hiç bilinmeyen, beklenmeyen, önceden kestirilemeyen bir anda, kavrayış en üst noktasına gelir..
Meditasyon sizin daha "fazlanız" değildir, hep sizin ötenizdedir. Orada ego yoktur, siz de yoksunuz. Orada "olmak" var. Aslında din denilen şey de budur, o nihai varoluştur ve bütün dinlerin, bütün arayışların özüdür, ama bir yerlerde hazır sizi bekliyor değildir. Arayışınıza devam edin ve başarısızlıklardan korkmayın. Onları kabullenin ama, aynı hataları tekrarlamayın. Gerçeği ararken, yanlışlar yapan insanlar daima affedilir, bu varoluşun derinliklerinden gelen bir vaad'tir.
Kaynaklar:
Sessizliği dinlemek - Osho
http://bilimdili.com/meditasyon-nedir/