Voltaire ve Albert Camus Sözleri

Voltaire Sözleri
Voltaire'nin Hayatı
Albert Camus Sözleri
Albert Camus'un Hayatı

Voltaire Sözleri

Voltaire

Voltaire'in Hayatı

Voltaire 1694'te Paris'te doğmuştur. Sekiz yıl sanat eğitiminin başladığı Collège Louis-le-Grand'da okumuştur. Fakat orada "Latince ve Aptallıklar" dışında bir şey öğrenmediğini iddia etmiştir. Mezun olduktan sonra, edebiyatta kariyer yapmaya başlar. Babası ise oğlunun hukuk eğitimi almasını istemiştir. Bu nedenle Voltaire, Paris'te bir avukatın asistanı olarak çalışıyormuş gibi gözüküp, zamanının büyük bir kısmını hicivsel şiirler yazmaya adamıştır. Babası bunu öğrendiğinde, Voltaire'i yine hukuk okumaya göndermiştir; yine de Voltaire yazmayı sürdürmüştür. Sivri dili ile, aristokratik ailelerin beğenisini toplamıştır. Kral XV. Louis'nin naibi, Orléans Dükü, II. Philippe'yi konu alan bir yazısı nedeniyle, Bastille'de hapsedilmiştir. Oradayken çıkış yaptığı piyesi Oedipe'yi kaleme almış ve Voltaire ismini almıştır. Oedipe'nin başarısı, Voltaire'i etkili bir isim yapmakla beraber, onu fransız aydınlanmasına dahil etmiştir.

Voltaire'nin hazır cevaplılığı ve sivri dili başına bela olmuştur. Genç bir asilzadeyi gücendirmesi, onun mahkeme dahi olmadan sürgün edilmesine yol açmıştır.

Voltaire'nin İngiltere'ye sürgünü, İngiltere'deki düşünsel durum ve yaşadıkları düşüncelerini büyük oranda etkilemiştir. İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden etkilenen genç yazar, Shakespeare gibi ülkenin yazar ve düşünürlerinden de etkilenmiştir. Gençlik yıllarında Shakespeare'i Fransız yazarlarına bir örnek olarak görse de, daha sonraları, kendini ondan daha büyük bir yazar olarak görmüştür.

3 yıllık sürgünden sonra Paris'e dönmüş ve fikirlerini İngiliz hükümetini konu alan kurgusal bir metinde toplayarak, bastırmıştır; Lettres philosophiques sur les Anglais ("İngiliz(ler) hakkında felsefi mektuplar"). İngiliz monarşisini daha gelişmiş ve insan haklarına daha saygılı görmesi nedeniyle, yazıları Fransa'da büyük bir tartışmaya yol açmış, sonunda öyle bir noktaya gelinmiştir ki, evrağın kopyaları yakılmış, Voltaire ise Paris'i terk etmeye zorlanmıştır.

Bundan sonra sınırdaki Château de Cirey'e yerleşen Voltaire, burada Marquise (Markiz) du Châtelet, Gabrielle Émilie le Tonnelier de, Breteuil ile de, bir ilişkiye başlamıştır. Voltaire ile Markiz 21.000'den fazla kitap toplamışlardır. Kuşkusuz Voltaire'in 15 yıl süren bu ilişkisi, entelektüel gelişimine yardımcı olmuştur. Yazmaya devam eden Voltaire, Mérope gibi oyunları ve bazı kısa öyküleri yayımlamıştır. İngiltere'de geçirdiği zamanda, onu en çok etkileyen şeylerden birisi Isaac Newton'un çalışmalarıdır. Eser ve düşüncelerinde bunun etkileri görülebilir.

Markizin ölümünden sonra Voltaire Berlin'e, yakın arkadaşı ve hayranı olan Büyük Frederick'e gitmiştir. Kral zaten onu daha önce ısrarla saraya davet etmiştir. Her ne kadar ilk zamanlarda buradaki yaşamı iyi gitse de, zamanla çeşitli zorluklarla karşılaşmaya başlamıştır. Sivri dili ile burada da haksız bulduğu durumları eleştirmiştir. Sonunda kızdırdığı Frederick, Voltaire'in tüm evrağının kopyalarını yakmış, Voltaire'yi de tutuklatmıştır. Voltaire Paris'e doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, cenevre'ye gitmiştir. Her ne kadar iyi karşılansa da, tiyatral performansları yasaklayan Cenevre yasaları, Voltaire'nin Candide, ou l'Optimisme ("Candide, veya İyimserlik") isimli eserini yazmasına ve kenti terk etmesine neden olmuştur. Bu eser Gottfried Leibniz'in felsefesinin hicvidir. Bugün Voltaire'nin en tanınmış eseri Candide'dir. Ferney'de malikâne almış ve 1778'deki ölümüne kadar burada yaşamıştır.

Albert Camus Sözleri

Albert Camus

Albert Camus (7.11.1913 – 4.01.1960)

Albert Camus, bir Fransız yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir "varoluşçu", ya da "absürdist" olarak tanımlamaz. 1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak, Rudyard Kipling'den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Ödülü aldıktan 3 yıl sonra, bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir.

Camus'nün felsefeye en büyük katkısı, insanların ne berraklık, ne de anlam sunan dünyada, bunları aramalarının sonucu olarak oluşan "absürt" fikridir. Filozof bu felsefesini "Sisifos Söylencesi"nde açıklayıp, "Yabancı" ve "Veba" gibi romanlarında da işlemiştir.

Genelde varoluşçulukla birlikte ele alınan "Absürdizm", (Saçma, uyumsuzluk felsefesi) ile, birçok yazar ilgilenmiş ve bu felsefi düşünce akımını kendine göre yorumlamıştır, Camus "saçma"nın kurucusu değildir, fakat bu düşünce akımında önemli bir yer almıştır.

Camus, makalelerinde okuyanı dualizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte, öte yandan eninde sonunda yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak "Absürt"`ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak, kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajedik kısır döngü nasıl aşılabilir? Camus saçma kavramını burada kurar: yaşamın beyhudeliğinin bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildir, yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğinin bilincindedir, fakat bununla savaşmaktan kaçınmaz.