Reflüye iyi gelen yiyecek ve bitki çayları

Reflü hastalığı ve bilinçli beslenme

Çevresel etkenler, ayaküstü beslenme, gelişigüzel alınan ilaçlar, sigara tüketimi, alkol, fazla kilo, az fiziksel hareket reflü hastalığını tetikleyen faktörler arasında yer alır. Reflünün kelime anlamı "geri kaçış"tır. Mide başındaki kapakçığın esnekliğini kaybederek, mide içi asidinin yemek borusuna çıkmasına verilen isimdir. Tıbbi adı "Gastroözefajial" reflüdür. Midede ve yemek borusundaki yanma, işte bu yüzden olur.

Reflü hastalığının tipik iki bulgusu vardır. Göğüs arkasında yanma hissi ve ağıza acı su gelmesi. Bu ikisinin birlikte olması reflü tanısı için yeterlidir. Bu şikayetler hastaların bir kısmında görülürken, çoğunluk hastada atipik şikayetler (tipik olmayan, sıradışı özellikler) görülür. Örneğin midede yanma, ekşime, ses kısıklığı, ses çatallanması, inatçı kuru öksürük, astım yakınmaları, boğazda takılma hissi, ağız kokusu, diş problemleri, kalp krizine benzeyen göğüs ağrıları vb.

Reflü hastalığı her sosyoekonomik ve etnik grupta ve her yaşta olabilir. Reflü hastalığına 40 yaşından sonra, daha fazla rastlanır ve hastaların şu an için istatiksel olarak %50 ye yakını, 45-64 yaş arasındadır. Şeker hastalarında da reflü artabilir, fakat her yaşta, hatta çocuklukta bile reflü görülebilir.

Reflüyü tetikleyen gıda maddeleri

Her insanın sindirim sistemi gıdalara farklı tepki verir. Reflü belirtileri genellikle asitli meyveler ve içecekler, kafein, çikolata, alkol nedeniyle artarken, reflüsü olan bazı kişilerde bu gıdaların bazıları beklenen olumsuz etkiyi göstermeyebilir. Hangi gıdaların reflüyü tetiklediğini keşfetmek için, her öğünde yenilen gıdaların not edildiği bir "yemek günlüğü" tutulmalıdır. Bu günlük sayesinde, reflüye neden olan gıdalar belirlenir ve beslenme programı buna göre yapılır.

Tavsiye edilen yiyecekler, genellikle sindirimi kolay, aşırı mide asidine neden olmayacak yiyeceklerdir. Özellikle seyrek görülen yanmalarda, yemek alışkanlıkları değiştirildiğinde, hissedilir bir rahatlama sağlanabilir.

Domates: Sağlık için çok yararlı "likopen" maddesini içeren domates, yüksek asit içeriğiyle reflü şikayetlerini arttırabilir. Ketçap, domates salçası, domates suyu gibi besinlerin, genel olarak reflüyü olumsuz etkilediği bilinmektedir.

Çiğ sarımsak ve soğan: Çiğ sarımsak ve soğan genellikle reflüyle ilişkili mide ekşimesine yol açar, ancak bazı uzmanlar sarımsak ve soğanın yalnız bazı insanlarda reflüyü tetiklediğini belirtmektedir. Bu gıdaların sizde reflü ağrılarına neden olup, olmadığını öğrenmek için, sarımsak veya soğan içeren yiyecekleri tükettikten sonra, yanma hissi olup olmadığına dikkat edebilirsiniz.

Baharatlı yiyecekler: Baharatlı yiyecekler reflüyü arttırır gibi bir kanı varsa da, bilimsel ortamda tartışılmalıdır. Aşırı baharatlı ve acı yiyeceklerin reflünüzü olumsuz etkilediğine dikkat edebilir, yemeklere eklediğiniz baharatları azaltabilirsiniz.

Nane: Nane, mide ve yemek borusu arasında bulunan kasın gevşemesine neden olarak, mide asidinin yemek borusuna geçişini kolaylaştırabilir. Reflü hastalarının taze nane, naneli sakız, nane çayı ve naneli şeker tüketmesi sakıncalıdır.

Reflü ağrılarına sebep olan alışkanlıklar

Reflü diyeti, bireye özgü bir tedavidir. Yasaklı bir gıda, herkeste farklı bir etki yaratabilir. Yine de bazı yeme içmelere ve alışkanlıklara dikkat etmekte yarar vardır. Örneğin yatarken başınızın daha yukarıda olacağı uyku pozisyonunu tercih edebilir, ana ve ara öğünlerde az miktarda ve karıştırmadan yemeye özen gösterebilirsiniz.

Sindirimi kolay bitki ve besinler

Sindirime yardımcı olabilecek çeşitli bitkiler, şikayetleri dindirmeye yardımcı olabilir. Düşük karbonhidrat içerikli yiyeceklerle beslenmek, şekeri az tüketmek, reflü şikayetlerinin azalmasını sağlayabilir.

Bitkisel protein: Bitkisel kaynaklardan alınan protein, mide ve yemek borusu arasındaki asit geçişini engelleyen özofagus kasını zorlamaz, hatta bu kasın fonksiyonunun gelişimine katkıda bulunur. Hayvansal gıdalardan alınan protein yerine, protein bakımından zengin fasulye (özellikle siyah fasulye) ve mercimek tüketmek, reflü belirtilerinin azalmasına yardımcı olabilir. Siyah fasulye ayrıca sindirim ve genel sağlık için önemli lif, folat ve antioksidanlar içerir.

Lifli gıdalar: Lifli besinler sindirim sırasında aşırı mide salgılanmasını engeller ve reflü riskini azaltır. Beslenmenize tam tahıllı gıdaları, lif bakımından zengin meyve ve sebzeleri ekleyerek, reflü nedeniyle yaşanan ağrıları hafifletebilirsiniz. Muz, elma, şeftali, armut, kavun bir reflü diyetinde tavsiye edilen meyvelerdir. Lif bakımından zengin diğer yiyecekler arasında kepekli tahıllar, esmer pirinç, yulaf ezmesi ve bazı makarna türlerini sayabiliriz.

Sebzeler: Domates dışında kalan tüm sebzeler reflü hastalarına önerilmektedir. Sebzelerle hazırlanan yemeklerin az yağlı olması, salça veya domates kullanılmaması ve sebzeleri salata şeklinde tüketecekseniz, salata sosu kullanmamanız tavsiye edilir. Özellikle lahana gibi omega 3 yağ asitleri, vitamin ve mineral bakımından zengin sebzeler reflünün tedavisine yardımcı olabilir.

Fazla mide asidi üretmeyen yiyecekler:

Deneyebileceğiniz ot ve bitkiler

Çörekotu:

Reflüye çörek otu ve çörekotu yağının da iyi geldiği biliniyor. 50 kg ve üstü ağırlığı olan erişkinler iki buçuk çay kaşığı, veya üç çay kaşığı dolusu; Yaklaşık 5 gr. (kavrulmamış) çörekotunu günlük almaları gerekir. Ancak günlük alınan çörekotu, hiçbir zaman 8 gramı geçmemelidir. Bu miktarda çörekotu bir defada alınabilecegi gibi, sabah-öğlen olarak ikiye bölünebilir. (Akşam alınan çörekotu reflüyü artırabilir.) En az 6 ay kadar bu şekilde devam edilir. Olumlu tesiri görüldüğünde, alım miktarı azaltılabilir.

Eğer çörekotu sabah aç karnına bal ile karıştırılıp yenirse, peklik ve gaz şikayetlerini giderdiği kullananlar tarfından bildirilmiştir.

Dikkat, kavrulmuş çörekotu'nun hiçbir tedavi değeri yoktur. Satan aktarlar da çörekotu için kavrulmamış dedikleri oluyor, yine de kavrulmuş çıkıyor. Çiğ ile kavrulmuş çörekotunun arasındaki yegane fark: Çiğ çörekotu çiğnendiğinde, oldukça rahatsız edici acı bir tadı vardır. Kavrulmuş çörekotu çiğnendiğinde, acı tadı yoktur, hoş kokusu vardır ve ıslak pamukta filizlenmez. Rengi daha mat görünür. Çörekotu hakkında daha fazla bilgi:

Ahmet Maranki'nin reflü reçetesi:

Sebzelerin suyu çiğ olarak sıkılır. İçine zeytinyağı eklenip karıştırılır. 20 gün boyunca sabah aç karnına içilir.

Reflüye iyi gelen bitki çayları

Karaağaç çayı: Karaağaç çayını hazırlamak için 2 bardak sıcak suya, 2 yemek kaşığı karaağaç kabuğu tozu dökün ve yoğun kıvama gelinceye kadar karıştırın. 2-3 dakika demlenmesi yeterli olacaktır. Bu çayı yemeklerden sonra günde 3 kez içebilirsiniz.

Hatmi kökü: Hatmi kökü de aynı karaağaç çayında olduğu gibi, yemek borusunda koruyucu bir katman yaratarak, mide asitlerinin yakıcı etkisine karşı korur. Hatmi kökü çayını, bir büyük su bardağında 3-4 tatlı kaşığı kurutulmuş yaprak atarak, hazırlayabilirsiniz.

Papatya çayı: İshal, gaz, yemek sonrası şişkinlik ve mide bulantısı gibi sindirim sistemi sorunlarına karşı kullanılan papatya çayı, reflü belirtilerini hafifletmek ve mideyi rahatlatmak için kullanılabilir. Papatyadaki "alfa bisabolol" denilen madde, vücut kaslarındaki çeşitli spazmları engelleyebilir. Yemek borusundaki anormal kasılmalar da buna dahildir. Ayrıca sindirim sistemindeki pepsin enziminin aktivitesini azaltarak, mide asidine karşı koruyucu bir etki yaratır. Sakinleştirici ve kan inceltici ilaçlarla kullanılması tavsiye edilmez.

Meyan kökü: Meyan kökü, reflü şikayeti olanların da başvurabileceği bitkiler arasında yer alır. Geleneksel olarak sindirim sistemini rahatlatıcı ve koruyucu özelliğinden yararlanılır. Ayrıca solunum yollarını balgamdan temizler. Meyan kökündeki aktif bileşenlerden glisirizin, faydaları olduğu kadar tansiyonu yükseltmek ya da kanı inceltmek gibi yan etkileri de olan bir maddedir. Meyan kökü ürünleri kullanılacaksa, bu ürünler DGL, yani deglisirine meyankökü ürünleri olmalıdır. Tansiyon ilacı ve kan inceltici ilaçlar kullanan kişiler doktora danışmadan meyan ürünlerini kullanmamalıdır. Uzun dönemde meyan almanın kalp ve böbrekler için de zararlı olabileceği belirtilmiştir.

Zerdeçal: Zerdeçaldaki aktif bileşen kurkumin, reflünün belirtilerini azaltabilecek, güçlü antioksidan özellikler taşır. Reflüyü tek başına tedavi edebilecek kadar etkili bir bitki olmasa da, gaz ve şişkinliği gidererek, reflü şikayetini hafifletebilecek bir bitkidir. Düzenli zerdeçal kullanımının bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve vücuttaki toksik maddeleri azalttığına dair araştırmalar vardır. Bir başka araştırmada yine düzenli olarak kurkumin alan hastaların, reflü ilacına daha az ihtiyaç duyduğu saptanmıştır. Ancak bu araştırmalar sınırlıdır ve doktorunuzun uygun gördüğü tedaviyi kendi başınıza asla kesmemeniz gerekir. Asit azaltan reflü ilaçlarıyla birlikte alındığında ise zerdeçal, hastalığı azdırarak, durumu daha da kötüleştirebilir.

Kakule

Kakule: Özellikle güney Hindistanda yetişen Kakule, geleneksel bir Hint çayı olan "Chai Tea”nin içeriğinde yer almaktadır. Bitkinin medikal amaçlı kullanılan kısımları, tohumundan elde edilen yağ ve meyve kısmıdır (çekirdek ve çekirdeğin üstünü kaplayan yeşil kısım) Bitkinin uçucu yağ içeren tohumları, çeşitli hastalıkların tedavisinde ve baharat olarak kullanılır. Sindirime yardımcı olur, bağırsak parazitlerini temizler, şişkinliği alır, mide ağrısını hafifletir, mide kramplarına iyi gelir, vücudu temizler, ağız kokusunu giderir, kusma ve mide bulantısına iyi gelir, kolon kanserine karşı koruma sağlar.

Çay demlerken dikkat etmeniz gerekenler:

Bitkiyi tanımamak:

Bitkisel çaya merakınız varsa, önce kullandığınız bitkiyi, veya bitkileri yakından tanımalı, faydaları ve yan etkileri hakkında bilgi edinmelisiniz. Ayrıca her bitki çayı, günün her saatinde içilmez. Örneğin gece saatlerinde yeşil çay içerseniz, yoğun kafeinden dolayı uykunuz kaçabilir.

Suyun sıcaklığı:

Bitki çaylarının hemen hepsi 70-75 derece sıcaklıkta suyla demlenir. Eğer 100 derecelik kaynar suyu yaprakların üzerine dökerseniz yapraklar haşlanır ve çay acılaşır. Suyu kaynattıktan sonra doğru sıcaklığa gelmesi için 5-7 dakika soğutun.

Suyun kalitesi:

Şöyle keyifli bir çay içmek istiyorsanız iyi su kullanmalısınız. “Nasıl olsa kaynayacak” deyip musluk suyu kullanmayın çünkü musluk suyundaki kireç ve klor çayınızın tadını bozabilir. Ayrıca suyu su ısıtıcısında kaynatıyorsanız ısıtıcının içinin temiz olmasına dikkat edin. Demleme Süresi: Her bitki için gereken demleme süresi farklı olabilir. Az demlerseniz çayınız tatsız, çok demlerseniz acı olabilir. Seçtiğiniz bitkiye göre önerilen demleme süresini iyi öğrenmelisiniz. Biraz alıştıktan sonra çayın tadını değiştirmek için demleme süresinde değişiklikler yapabilirsiniz.

Az veya çok çay:

Bu durum özellikle bitkinin kurutulmuş, toz veya taze olarak kullanılacağı zamanlarda ön plana çıkar. Örneğin taze zencefilden çay yapacaksanız 1 bardak için 2-3 dilim zencefile ihtiyacınız varken, toz zencefil çayı için 1 çay kaşığı (silme) zencefil yeterli olabilir. Bu nedenle daha önce tazesini kullandığınız bitkinin, toz veya kurutulmuşunu kullanacaksanız, ilk bardağınızı demlerken az miktarda kullanın.

Çayı doğru muhafaza etmek:

Kurutulmuş bitkiler veya çaylar doğru olarak saklanmazsa küflenebilir. Çayı kuru, direk ışık almayan ve çok sıcak olmayan ortamlarda, hava geçirmeyen bir kapta saklayın. Günlük olarak kullanacağınız bir kap belirleyin ve haftada büyük kaptan küçük kaba bir miktar çay alın. Bu sayede ana deponuzda bulunan çayın havayla temasını azaltarak, daha uzun süre taze kalmasını sağlarsınız.

Poşet çay:

Poşet çayların torbalarının bazı zararlı maddeler içermesi, düşük kalite poşet çayların, bitkinin veya çay yaprağının kendisi yerine, sadece tozunu, ya da çay tozu ile birlikte bazı farklı tozların çay torbası içinde bulunma olasılığı, poşet çayı neredeyse tamamen redetmemize sebep oluyor. Bunun yerine kaliteli yaprak (bitkisel) çay kullanmanız tavsiye edilir.

Alkol - Sigara ve reflü

Sigara ve tütün ürünleri kullanımı iki mekanizma ile reflüde artmaya neden olur. Alt ösafagus sfinkterinin işlev bozukluğu (kapatıcı mekanizma) reflü oluşumunda çok önemli bir faktördür. Sigara ve tütün ürünleri, bu kas mekanizmasının kapanma basıncını düşürmekte ve fonksiyonunu bozabilmektedir. Diğer bir etkisi ise, mide asit miktarını artırmasıdır. Her ikisi bir arada görüldüğünde, reflü oluşumu kolaylık kazanır.

Sigara içenlerde, anlamlı bir kötüleşme olmadığı söylense de, sigara içme bırakıldığında, şikayetlerde ciddi bir gerileme kaydedildiği görülmektedir.

Alkol, özellikle mayalı içecekler (bira ve kırmızı şarap) reflüyü artırıcı etki gösterir. Alkol mide boşalımını geçiktirmekte, mide içi basıncının uzun süre yüksek kalmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda alt ösafagus sfinkterinin (kapatıcı kasının) basıncını düşürerek reflü oluşumunu kolaylaştırmaktadır.

Obezite ve reflü

Obezite (şişmanlık) ve reflü arasındaki ilişki pek çok bilimsel çalışmayla kanıtlanmıştır. Obezite, özellikle de morbid obezitede (hastalık düzeyinde obezite) reflünün daha sık görülmesinin birkaç nedeni vardır:

Obez kişilerde yemek borusundaki hareket bozuklukları normal kişilere oranla çok daha fazla (yüzde 35 ile yüzde 40) görülmektedir. Yemek borusu hareketindeki bozukluklar, reflü oluşumuna direkt neden olabilir.

İlaç tedavisi

İlaç tedavisinde, genelde asit salgısını azaltan, yada asidin zarar vermesini engelleyen ilaçlar kullanılır. Örneğin;

Eğer ilaç tedavisi ile hastanın şikayetleri geçmiyorsa, ya da ilaç tedavisi kanama gibi yan etkiler meydana getiriyorsa, cerrahi tedavi seçeneği söz konusu olabilir.

Özet

Özetlemek gerekirse, reflüye benzer şikâyetlerinizde, doktorunuza gitmeyi ertelemeyin. Size söylenen ilaçları zamanında alın ve diyet-yaşam alışkanlığınızda kısıtlama değil, değişiklikler yapın. Sindirim ağızda başlar; diş hekiminize bir gözükün. Eş zamanlı burun, boğaz ve akciğer probleminiz olabilir, doktorunuzla bunları konuşun.

Başlangıçta ciddi bir araştırma yapın; kilo problemi varsa giderilmeli, yeme ve yaşam alışkanlıklarında basit değişiklikler yapılmalı. Örneğin akşam yemeğini en geç saat 18 de yiyin ve yatana kadar çay ve yoğurt gibi istisnaların dışında (yatana kadar) hiç bir şey yemeyin. Akşamları yatmadan önce 2 km kadar, bir yere yetişecekmiş gibi hızlı yürüme yapın. (Koşturmayın, aşırı hızlı da yürümeyin)

Yağlı ve kızarmış güzel bir yemek, sadece reflü hastaları için değil, birçok kronik hastalıkta ve hatta normal sağlıklı kişide de olumsuz yan etkileri olabilir ve tercih edilmemelidir. Diyete dikkat ettiğinizde, size neyin iyi gelip gelmediğini kısa sürede keşfedersiniz.

Nane gibi bazı bitkisel çaylar, sindirim için iyi olmasına karşın, reflü belirtilerini arttırabilir. Bitkisel çayların, aynı ilaçlarda olduğu gibi, olumsuz yan etkileri olabilir. Tansiyon, şeker, uyku, depresyon, kan sulandırıcı ilaçlar ve daha pek çok ilaçla etkileşime geçebilir, bu ilaçların etkisini arttırabilir. Bu nedenle düzenli ilaç kullananların, bitki çayları tüketmeden önce, araştırma yapmasını öneririz. Bitki çayları ve bitkisel desteklerin gebelik ve emzirme döneminde de tüketilmesi tavsiye edilmez.

Yukarıdaki bilgiler yalnız fikir ve öneri niteliği taşır ve uzman bir hekimin yerini alamaz. Ancak hasta, yeme içme alışkanlıklarını değiştirerek, birçok hastalığa karşı önlem alabilir. Bu yazı arayış içinde olan okurlarımıza katkı sağlamak amaçlı hazırlanmıştır.

"Tıb ilmi, iki beyte sığdırılmıştır. Bunu söylemenin en güzeli de, sözün kısa söylenmesidir: "Az ye".. Yedikten sonra hazmoluncaya kadar, başka bir şey yeme. Zira şifa, yemeğin hazmolunmasında yatar. İnsanın sağlığını bozan, yemek üzerine yemek yemektir."
(İbni Sina - Tıp, Yazar, Filozof ve Bilim Adamı)

Kaynaklar:

bitkicaylarininfaydalari.com
mailce.com
iyigelenyiyecekler.com
sifalibitkim.com
mydearbody.com
sifalibitkilerinfaydalari.com
hemensaglik.com
beslenmedestegi.com
medicalpark.com.tr