Şifalı sebze ve meyveler

Domatesin gözlerimiz üzerinde olumlu etkisi!
Beta karoten içeren Balkabağının vitaminleri ve kan yapıcı özelliği
Kuru incir mükemmel bir kan yapıcı (İncir Kürleri)
Kayısının faydaları
Kayısı ve Elma ile yüz maskesi
Yeşil mercimek - Tansiyon dengeleyici, kolesterol düşürücü

Domatesin gözlerimiz üzerinde olumlu etkisi!

Domates

Toplumda yerleşmiş olan yanlış bilgiyi düzeltmek oldukça zordur. Kime sorsanız, “gözlere hangi sebze iyi gelir” diye, alacağınız cevap, havuçtur. Halbuki, bu yanlıştır. Domatesin gözlerimiz üzerindeki olumlu etkileri havuçtan çok daha güçlüdür. Domates bir yaz sebzesi olup, yaz mevsiminde tüketilmelidir. Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. İnsan vücudu (metabolizması) mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır. Kaldıki, tüm canlıların metabolizmaları gece ve gündüze bağlı olarak da farklı çalışır.

Domatesin özellikleri:

Ebter - Kısır Domates:

Domatesin özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır. Eğer, satın aldığınız domates ebter (kısır) tohumdan elde edilmiş ise, yukarıda belirtmiş olunan özelliklerden istifade edemezsiniz. Bazen size sunulan domatesin "arılı domates" olduğu söylenir, hatta organik domates denilebilir. Adı, ister "arılı", isterse "organik" olsun; Tohumu ebter (kısır) tohum ise, değişen bir şey olmayacaktır. Yukarıda belirtmiş olunan özelliklerden faydalanamazsınız. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter (kısır) ise, onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde istifade edemezsiniz. Tüketeceğiniz sebzenin, tahılı, bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.

Egzama ve Sedef hastaları dikkat!

Domates, bazı insanlar için allerjendir. Eğer, domatese karşı allerjiniz var ise, bu taktirde brokoli önerebiliriz. Egzama şikayeti olanların, özellikle çiğ domates tüketiminde ölçülü olmaları gerekir.  Domates, içerdiği bazı etkin maddeler bakımından egzamayı azdıran bir sebzedir.

Balkabağı'nın faydaları

Bal Kabağı

1800 yıl önce yaşamış olan Bergamalı ünlü hekim Galen ve 800 yıl önce yaşamış olan Buharalı ünlü Türk hekimi İbni Sina, balkabağının şifa veren özelliklerini kitaplarında pek çok kez anlatmıştır. İbni Sina bu mucizevi sebzeyi özellikle Kanser hastalarına önermiştir. Balkabağının en önemli özelliği; çok yüksek miktarlarda beta karoten içermesidir. Karoten, cildimizi ve ağzımızdan anüse kadar, tüm beden boşluklarını döşeyen, yüzey dokunun kendini yenilemesi, onarması için gerekli bir vitamindir. Sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olmak için, beta karoten gereklidir. Çünkü bağışıklık sistemimiz bizi hem mikrobik hastalıklardan, hem de kanserden koruyan en önemli savunma sistemidir. Turuncu renkli bu sebze, Mineral bakımından da oldukça zengindir. Demir, potasyum, sodyum, fosfor, kalsiyum ve Magnezyum içerir. Çocuklarda sağlıklı kemik gelişimine katkıda bulunur. Demir içermesi nedeni ile, kansızlığı önler.

Balkabağı, kanda yağ oranını düşürür

Balkabağı, bilinen en güçlü antioksidanların bir çoğunu bir arada içerir. Antioksidanlar vücudumuzun ‘paslanmasını' önleyici maddelerdir, bir çok kronik dejeneratif hastalığa, örneğin Alzheimer'a, erken yaşlanmaya ve kansere karşı koruyucudur. İçeriğindeki yüksek doz beta karotene bağlı görme keskinliğini artırıcı etkisinin, Alzheimer'dan koruyucu etkileri ile birleşmesi, bu sebzeyi bilgisayar başında uzun süre çalışanlar için önemli kılar. Hem göz, hem de beyin sağlığı için mükemmel bir besindir. Şeker içermesine rağmen, kalorisi çok yüksek değil, ılımlı miktarda şeker hastaları bile tüketebilir. Bol miktarda lif içerdiği için, gıdalar ile alınan toksinleri ve zararlı yağların bir kısmını sünger gibi emer, böylece kandaki zararlı yağ oranının düşmesine yardım eder. Lifler aynızamanda bağırsak hareketini artırır. Hem bu etkisi, hem de toksin emici etkisiyle, balkabağı mide ve bağırsak kanserlerine karşı koruyucu kalkan oluşturur. Kabızlık ve Hemoroid sorunu olanlar için mükemmel bir sebzedir.

Bu harika sebzeyi, çorba, tatlı, pasta, kek, muhallebi ve reçel olarak tüketebilirsiniz. (Kaynak: www.diyadinnet.com)

Balkabağı Tarifi: Fırında Balkabağı

Kuru İncir

Kuru incir

Bağırsaklardaki toksik maddelerin atılmasında ve kabızlığın giderilmesinde etkili olan incir, başka meyve ve sebzelere nazaran en yüksek lif içeriği olan meyvedir. Kabızlığa karşı taze incir tüketebileceğiniz gibi, kuru incir de tüketebilirsiniz. Kuru incirleri akşamdan suya koyarak sabaha kadar bekletin, aç karnına yiyerek, bağırsak faaliyetlerinizi çoğaltabilirsiniz. İlaveten 5 tane kuru inciri bir bardak suda bir gece boyu bekletin. Sabah aç karnına bu inciri yiyip, üzerine de beklettiğiniz suyu içerseniz, kabızlığa karşı etkili olduğunu görebilirsiniz. Haftada birkaç defa uygulamanız gereken bu yöntem şeker hastaları için uygun değildir.

Kuru incir, mükemmel bir kan yapıcıdır. Öylesine güçlüdür ki, kısa zamanda alacağınız sonuç sizi şaşırtacaktır.

Kür 1: Kan yapıcı:

Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya sekiz-dokuz adet kuru inciri ilave edin ve yedi dakika ağzı kapalı olarak kaynatın. Yedi dakika tamamlandıktan sonra, ılımasını bekleyin. Ilıdıktan sonra süzün. Üçe, veya ikiye bölerek, öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına için.

Bu Kür;
- 21 gün uygulama
- 7 gün ara
- 21 gün uygulama
Toplam 42 günlük uygulama şeklindedir. Bu formülün anlamı şudur: İki defa yirmibir gün uygulanır ve her yirmibir gün tamamlandığında, yedi gün ara verilir. Toplam uygulama süresi kırkiki gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir.

Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp, veya bıçakla bir kez kestikten sonra, kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası varsa, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Kür 2 - Yumurta çatlatıcı ve hamile kalmayı kolaylaştırıcı

Bir litre kaynamakta olan klorsuz suya onbeş-onaltı adet kuru inciri ilave edin ve yirmi dakika ağzı kapalı olarak kaynatın. Yirmi dakika tamamlandıktan sonra, ılımasını bekleyin. Ilıdıktan sonra süzün. Üçe, veya ikiye bölerek, öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karnına için.

Bu Kür;
- 25 gün uygulama
- 7 gün ara
- 25 gün uygulama
Toplam 50 günlük uygulama şeklindedir. Bu formülün anlamı, iki defa yirmibeş gün uygulanır ve her yirmibeş gün tamamlandığında, yedi gün ara verilir. Toplam uygulama süresi elli gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra, kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası varsa soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Kür 3 - Bronşite karşı

Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya yedi-sekiz adet kuru inciri ilave edin ve on dakika ağzı kapalı olarak kaynatın. On dakika tamamlandıktan sonra, ılımasını bekleyin. Ilıdıktan sonra süzün. Üçe, veya ikiye bölerek, öğünlerden on-onbeş dakika önce aç kanrına için.

Bu Kür;
- 10 gün uygulama
- 3gün ara
- 10 gün uygulama
Toplam 20 günlük uygulama şeklindedir. Bu formülün anlamı şudur: İki defa on gün uygulanır ve her on gün tamamlandığında, üç gün ara verilir. Toplam uygulama süresi yirmi gündür. Uygulama sürelerine üç günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp, veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave edin. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası varsa, soğuk su altında önce yıkayıp, sonra ilave edin.

Not:Hekiminizin önerdiği ilaçlar varsa, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Bu bitkisel uygulamalar, ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan, buradaki bilgilerle kendi kendinize teşhis koymayınız. Her hastalığın seyri insandan insana değişir, teşhisi koyacak olan hekimdir.

Kayısının Faydaları

Kuru Kayısı

Yemeklerden sonra yaş kayısı tükettiğinizde sindirime yardımcı olursunuz. Çok fazla yendiğinde ishal yapabilir, ancak bu açıdan da kabızlığı önlemede ve gidermede önemli bir yeri var. Kayısıyı nasıl tüketmemiz gerekiyor; Güneşte kurtulmuş aşı kayısıları süt ile birlikte kaynatıp içerseniz oldukça iyi sonuç alabilirsiniz. Diğer bir tüketme şekli; 5 tane kuru kayısıyı sıcak suyun içinde 1-2 saat kadar bekletip, gece yatmadan evvel yerseniz ve bunu 3 hafta kadar uygulamaya devam ederseniz, bağırsaklarınızı düzene sokarsınız.

Vitamin ve mineral açısından zengin olan bu meyve; yüksek dozda demir, kalsiyum, fosfor ve magnezyum barındırmakta. Vücutta biriken zararlı maddeleri dışarı atmakta etkin ve aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırmakta. Bu da cildin daha pürüzsüz ve sağlıklı olmasına katkı sağlamakta. Uzmanlar özellikle gelişme çağında olan çocukların, zihinsel ve bedensel gelişimi için kayısı tüketmelerini önermektedir.

Kayısı, birçok hastalığa karşı kalkan vazifesi görür. Kayısının, reçeli, kompostosu, kurutulmuşu, meyve suyu, çekirdeği ve tazesini tüketmek yararlıdır. Vücut yorgunluğunu sonlandıran, zinde kalmayı sağlayan meyve, bağışıklık sistemini de güçlendirmekte. Zihin açıklığının yanı sıra, sakinleştirir ve stresi ortadan kaldırır. Bu meyve, gelişme bozukluklarına da iyi gelmektedir. Baş ağrısına bire bir etki yapar, migren ağrılarını sonlandırabilir. Dişlerin daha sağlıklı olmasına yardımcı olur, çürümeye karşı korur. Kalp ve şeker hastalıklarına iyi gelir.

Kanserden koruyan, özellikle cilt kanserine karşı önlem almanızı sağlayan kayısı, cinsel gücü de artırabilir. Kansızlığı önlemede ve tedavi etmekte başarılıdır. Mide ülserine ve hemoroit problemlerine çözüm bulmaktadır. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlık sorunundan kurtarır. Çocukların kemik ve kas gelişimine büyük fayda sağlar. Karaciğerin hasar gören yerlerinin tamirini yapar. Tansiyon ve kolesterol düşürmede etkilidir.

Kayısı, aynı zamanda kilo problemi olan kişilere tokluk hissi vereceğinden, çabuk acıktırmayacak, doğal yollardan sağlıklı şekilde kilo vermenizi sağlayacaktır. Antioksidan içeren meyve, yaşlanmayı geciktirir ve yüz kırışıklarını engeller, cildi nemlendirir, korur, pürüzsüzleştirir ve yumuşatır. Tamamen doğal malzemeler ile evinizde yapabileceğiniz bir kayısı kürün faydalarını kısa sürede görebilirsiniz. Gece görme problemi olan, yani gece körlüğü sorunu yaşayan kişilere de yarar sağlayabilir.  

Kayısının diğer faydaları:

- Beynin düzenli çalışmasını sağlar.
- Karaciğerde tahrip olan kısımların tamiri için faydalıdır.
- Kemiklerin daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
- Dişlerin daha sağlam olmasını sağlar.
- Kan yapımını artırarak, kansızlığı engeller.
- Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin oluşmasını önler.
- Ülserlerin iyileşmesine katkı sağlar.
- Böbreklerde taş oluşumunu minimuma indirir.
- Üreme sistemi üstünde olumlu etkileri vardır, cinsel gücü artırır.
- İyi bir betakaroten kaynağıdır, kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
- Kalp kaslarını güçlendirir, daha düzenli çalışmasını sağlar.
- Yorgunluğu alır, strese iyi gelir.
- Beslenme problemi olan yaşlıların, potasyum eksikliğine bağlı depresyon sorunlarının giderilmesinde de faydalıdır.
- Gırtlak iltihabına ve astıma iyi gelir, balgam söktürücü özelliğe vardır.
- Kabızlığı önler, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
- Gece körlüğünü önleyebilir.
- Yaşlanmaya karşı vücudu korur.

Yüz Maskesi (Kayısı-Elma)

Elma Kayısı Kürü

Doğal bir ürünün belli bir kısmını çöpe atıyor isek, onun hakkında bilgi sahibi veya ilim sahibi olmadığımızdandır. Doğa kesinlikle çöp üretmez. Örneğin, elmanın veya portakalın kabukları çöp değildir. Taze elma genelde soymadan kabukları ile beraber yenir. Ne elmanın, ne de portakalın kabukları çöpe atılmayı hak eder. Portakalın kabuklarından reçel yapılabilir. Hiçbir şey yapamazsanız, bu kış meyvesinin kabuklarını çöpe atmadan önce, evinizdeki ocağın veya sobanızın veya sıcak kalorifer radyatörünün üzerine koyarak, evinizi kaplayan hoş bir koku sardığını hissedebilirsiniz.

Elma kabukları üzerine yapmış olunan araştırmalarda, hiç beklenmedik sonuçlar ortaya çıkmıştır Cildi mükemmel şekilde besleyecek, tazelik ve parlaklık kazandıracak etkin maddelere sahip olduğu görülmüştür. Cilde parlaklık ve tazelik kazandıracak etkin maddelerinden nasıl faydalanır? Elma kabuklarını bu amaçla tek başına kullanmak yeterli değildidir. İçerdiği bu faydalı etkin maddeler cildimize uygulandığında, etkili olabilmesi için, ikinci bir promotora ihtiyaç var, bu uygun promotor kayısıdır. 

Bazı meyve kabuklarında kimyasal adı farnesen olan bir etken madde vardır. Farnesen maddesinin çok iyi tanımlanmış alpha-farnesen ve beta-farnesen olmak üzere iki adet izomeri bulunur. Koklandığında, özellikle yeşil elmaya özgü kokuyu veren bu etken maddedir. Kabuğunda farnesen bulunan meyvelerin, kabukları zarar gördüğünde, açığa çıkan farnesen, havanın oksijeni ile temas ederek, zarar gören bölgenin kararmasına (koyu kahve rengi) neden olur. Sonuçta meyve zedelendiği bölgeden çürümeye başlar.

Farnesen maddesi, bulunduğu meyvenin kabuğunu (cildini) dirençli kılan bir maddedir. Kırmızı elma kabukları ile kalın soyulmuş kayısı karışımı cilde tazelik, canlılık kazandırdığını gördük. Sonuç olarak cilt tazeliği, cilt canlılığı ve cildin güzel görünümü için uygulanabilecek başarılı bir yüz maskesi ortaya çıkmıştı.

Kırmızı elma – Kayısı yüz maskesiii

Bu maske için kullanacağınız malzemeler: 1 adet sert, ekşi olmayan orta boy kırmızı elma ve 4 adet sert kayısıdır. Bir adet orta boy kırmızı elmanın kabuğu ince soyulur. Maske için kullanılacak olan kırmızı elmanın ince soyulmuş kabuklarıdır. 4 adet sert kayısı (yumuşak olmayan) her biri yaklaşık 1.5 cm kalınlığında soyulur (kabukları ile beraber). Kayısının çekirdeğinin etrafında bulunan yumuşak plazenta kısmı kullanılmamalıdır.

İnce olarak soyulmuş kırmızı elma kabuğu ile kalın etli (1,5 cm) soyulmuş 4 adet kayısı küçük bir kapta ve az su ilave ederek hafif ateşte 5 dakika lapa haline getirilir. Lapa haline getirilirken, çatal yardımıyla ezilir. Lapanın çok cıvık olmamasına özen göstermek lazım. 5 dakikalık lapa yapma süresinde, az az su ilave ederek, çok cıvık olmayan kıvamı koruyunuz, çatal veya kaşık yardımıyla iyice ezerek, homojen hale getiriniz. Beş dakika tamamlanınca, ılımasını bekleyiniz. Ilıyınca iki parmak yardımıyla alnınıza, burun ve yüzünüze çok hafif şekilde, fazla bastırmadan, yedirerek sürünüz. En az yirmi, en fazla otuz dakika bekletiniz. Daha sonra sadece suyla yıkayınız ve havlu ile kurulayınız. Bu işlem haftada bir kez uygulanır. Ayda üç defadan fazla uygulamayınız.

Not:

El blendırı veya mutfak robotu yardımıyla hazırladığınız maskeyi iyice homojen hale getirebilirsiniz. Yüzünüze sürdükten sonra, bir dakika uzaktan fön tutarak, biraz kurutunuz. Cildinizin yavaş yavaş gerilmeye başladığını göreceksiniz.
(Prof. İbrahim Saraçoğlu - saracoglu.at)

Yeşil Mercimeğin Faydaları

Yeşil Mercimek

Mercimek, hem tansiyon dengeleyici, hem de kolesterol düşürücüdür. Tansiyon dengeleyici özelliği içerdiği esculin ve choline maddelerinden kaynaklanmaktadır. Esculin, tansiyon yükseltici etki (hypertensive) gösterirken, choline de tansiyon düşürücü etki (hypotensive) gösterir. Sonuç olarak, birbirlerine tamamen zıt özellik taşıyan bu iki etkin maddenin, aynı anda bulunması mercimeğe tansiyon dengeleyici özellik kazandırmaktadır. Bu özellikler ağırlıklı olarak yeşil mercimekte vardır. Mercimek aynı zamanda mükemmel bir protein deposudur. Etin yerini en iyi dolduran bakliyatlardan biridir.

Yağsız yeşil mercimek çorbası, en az enginar kadar kolesterolü düşürücü özelliğe sahiptir. Haftada iki-üç defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolesterolünüzü kontrol altına almanıza, diğer taraftan da tansiyonunuzun dengelenmesine yardımcı olacaktır. Burada tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum; mercimek ne tansiyon problemini, ne de kolesterol sorununu tedavi eden bir ilaç gibi düşünülmemelidir. Kolesterol veya tansiyon şikâyetleriniz varsa, mutlaka bir hekime danışınız.

Beslenmeye bağlı olarak kolesterol yüksekliği varsa, bu takdirde haftada birkaç defa tüketeceğiniz yağsız yeşil mercimek, kolesterolünüzü kontrol altına almanıza önemli katkı sağlar. Eğer genetik olarak hypercholestrol söz konusuysa, bu takdirde bu kürün faydası olmayacaktır. Genetik olarak kolesterol yüksekliği (hypercholestrol) durumunda, hekimin önereceği ilaçlar söz konusu olacaktır. Kandaki kolesterolün yükselmeye başlaması, veya yüksek değerlere ulaşması, kişinin herhangi bir rahatsızlık hissetmesine neden olmaz. Ancak, kolesterolün uzun zaman yüksek değerlerde kalması, çoğu kez geri dönüşü olmayan değişik kalp-damar rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle, zaman zaman kan tahlili yaptırarak, kolesterol seviyesinin belirlenmesinde fayda vardır. Çünkü erken teşhis edilen kolesterol yüksekliği, ileride yakalanma riski altında olduğunuz birçok hastalığın tedbirini aldırmış olacaktır.

Kemoterapi ve/veya radyoterapi sonrası:

Kemoterapi (ilaç tedavisi) ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi) gören hastalarda panzitopeni sıkca karşılaşılan bir durumdur. Panzitopeni demire bağlı kansızlık (anemi), trombozit ve lökosit sayısındaki düşüş olarak tanımlanır. Trombozit sayısındaki düşüş özellikle kemoterapi sonrası gözlenmektedir. Bu durumdaki hastalara haftada en az üç-dört kez, çok az sıvı yağ ve az su kullanarak yapılmış yeşil mercimek çorbası tüketmelerini öneririm. Bu bir aylık mercimek kürü, platelerin (trombozit) normal seviyelerine gelmesinde mükemmel bir takviye oluşturacaktır. Bu uygulama anemiye karşı etkili değildir. Anemiye karşı kullanılacak olan doğal bitki desteği, kereviz-ıspanak uygulamasıdır.

Kaynak:

Prof. İbrahim Saraçoğlu - saracoglu.at