Kabak Çekirdeği, Badem, Buğday Çimi

Kabak çekirdeği mucizesi iyi huylu prostat büyümesi
Badem kan şekerini düşürüyor
Kansere Karşı Buğday Çimi, Buğday Şırası

Kabak çekirdeği mucizesi

Kabak Çekirdeği ve Faydaları

Uzmanlar, kabak çekirdeğinin ciddi bir bağırsak kurdu düşürücü olduğunu belirtiyor. Tuzsuz tüketildiğinde, etkili şekilde tenyanın dökülmesine neden oluyor. Kabak çekirdeğinin bu özelliğinden yararlanabilmek için, her gün, tuzsuz olarak çocuklarda 40g, büyüklerde ise 100g. tüketilmelidir. Yapılan araştırmalar, kabak çekirdeğinin asıl mucizesinin iyi huylu prostat büyümesini (BPH) azalttığını, çoğu durumlarda önlediği, içerdiği karotenoid sayesinde prostat büyümesi riskinin minimuma indiği biliniyor. Yine iyi huylu prostat büyümesini (BPH) ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da phystosterin denen bir madde sayesinde faydalı oluyor.

Kabak çekirdeği, içerdiği E vitamini ile okside olarak hücre zarının bozulmasını önleyici özelliğinin yanı sıra, kalın bağırsak kanseri riskini de azaltıyor. Su tutucu özelliği sayesinde, şişerek tokluk hissi veren kabak çekirdeği, bu sayede hem bağırsakların normal çalışmasını, hem de doğal şekilde diyet yapmamıza yardımcı oluyor.

Kanserde sağlıklı hücreler önemli rol oynuyor

E vitamini içeriği ile, geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlayan kabak çekirdeği, lif içeriği ile de, hem kanser riskini azaltıyor, hem de kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor. Kabızlık sorununu önlediğinden dolayı, antioksidan yani kanser yapan maddelerin bağırsaklardan hızlı şekilde atılmasını sağlıyor.

Mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin olan kabak çekirdeği, kemikler ve iştah için önemli bir madde olan çinko'yu da içeriyor. Bir bardak kabak çekirdeği tüketimi, günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise, günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor. Omega-3 ve Omega-6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olup zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Ereksiyon, kalp problemleri için birebir

Nitrit oksik oluşturup, damarların esnemesini sağlayan arjinin adlı amino asiti içeren kabak çekirdeği, bu özelliği sayesinde ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılabilecek ilaçların yapımında da kullanılmaktadır.

Kemik oluşumuna ve güçlenmesine yardımcı olan, fosfor maddesi de içeren kabak çekirdeği, bu sayede böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı oluyor. Erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik erimesini azaltıcı, hatta önleyici özelliği sayesinde, sağlıklı kemik gelişimine yardımcı oluyor, böylece kemik kanseri riskini azaltıyor.

Kaynak:

saglikveguzellik.net

Badem kan şekerini düşürüyor

Badem kan şekerini düşürüyor!

Klinik çalışmalarda, bademin yemek sonrası kan şekerinde yükselmeyi önlediği, uzun süreli doygunluğu sağladığı ve oksidatif hasarı azalttığı tespit edildi. Tatlı badem, yüksek lif ve zengin doymamış yağ içeriğinin yanı sıra düşük karbonhidrat bileşimi nedeniyle, düşük glisemik indeksine sahip bir besindir. Şimdiye kadar yayımlanan klinik çalışmalarda bademin yemek sonrası kan şekerinde yükselmeyi önlediği, uzun süreli doygunluğu sağladığı ve oksidatif hasarı azalttığı tespit edilmiştir. Sağlıklı gönüllülerde yemekle 60 gram bademin verilmesi suretiyle, yemek sonrası kan şekeri ve insülin seviyesindeki artışın düşürüldüğü, yemek sonrası oksidatif hasarın azaltıldığı bildirilmektedir. Yürütülen saha çalışmalarında ise tip-2 şeker hastalığı ve kalp-damar hastalıkları gelişimi riskini azalttığı sonucuna varılmıştır.

Amerika’da Purdue Üniversitesinde gerçekleştirilen araştırmaya 14 gönüllü seçilmiş. Seçilme kriterleri şu şekilde; ailesinde tip-2 şeker hastası bulunması, tansiyonu 13/8.5, açlık kan şekeri 5.6’dan düşük, bel çevresi erkek için 102 cm ve kadın için 88 cm civarında olması. Seçilen gönüllülere çeşitli şekillerde hazırlanan badem ürünleri verilmiş; tam badem tohumu, badem yağı, yağı alınmış badem tozu, bademli tereyağı ve badem içermeyen etkisiz bir ürün (plasebo). Kişisel farklılıkları asgariye indirebilmek için yukarıdaki ürünler arasından seçilen biri her gönüllüye, beşer gün süreyle verilmiş. Ardından verilen ürünün etkisinin vücuttan kaybolması için, bir hafta boşluk bırakılmış ve bu defa seçilen diğer ürün, yine beş gün süreyle verilmiş. Bu şekilde her gönüllünün sırayla, yukarıdaki ürünleri kullanması sağlanmış. Deney süresince gönüllülerin yaşamlarını daha önce olduğu şekilde sürdürmesi istenmiş.

En çok ‘tohumu’ etkili

Bu deney süresince her sabah kliniğe aç gelen gönüllülere portakal suyu ile birlikte, yukarıdaki badem ürünlerinden biri verilmiş. Kişilerde etkiyi izleyebilmek için dört saat boyunca alınan kan örneklerinde (15, 45, 60, 90, 120, 180 ve 240 dakika sonra) bir seri biyokimyasal analiz yapılmış [kan şekeri, insülin, esterleşmemiş yağ seviyesi ve glukagon benzeri peptit-1 (GLP-1)]. Dört saat sonra kişilere belirli tip bir öğle yemeği verilip, tekrar kan örnekleri alınmış.

Araştırmanın sonucunda, en yüksek etkiyi badem tohumu göstermiş. Günde 33 adet tam badem tohumu yenilmesi ile, gün boyu kan şekeri seviyesinin korunduğu ve kişilerin kendilerini doygun hissettikleri bildiriliyor. Tabii bu kadar çok badem yenmesi biraz fazla gibi gelebilir, ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) sağlığın korunması için, günde 42.5 gram civarında badem, ceviz ya da fındık vb. yemişlerin yenmesini öneriyor. Araştırıcılar bu gramaja 33 civarında badem tohumu girdiğini belirlemişler (Datça bademi gibi büyük değil). Badem yağı verilmesi de, yine etkili bulunmuş. Buna karşılık yağı alınmış badem tozu ve plasebo verilmesi ile, yemek sonrası kan şekerinin hızla yükseldiği gözlenmiş.

Sonuç olarak bademin doymamışlık bakımından zengin yağ içeriğinin, muhtemelen sindirim sisteminden şekerlerin emilimini geciktirdiği, bu suretle yemek sonrası, kan şekerinde yükselmesini engellediği ileri sürülüyor. Araştırmacılar, BGT hastalarında badem kullanılmasının yararlı olacağını bildiriyor.

Kaynak:

Prof. Dr. Erdem Yeşilada, (iyilikguzellik.com)

Kansere karşı Buğday Çimi

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi yönünde. Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz.

Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir. Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında, 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.

Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

Buğday çimi küçük bir saksıda üretilebilir, olduğu gibi yenebilir. Ayrıca buğday şırası olarak tüketilebilir.

Buğday şırası tarifi:

Bir bardak aşurelik buğday tertemiz yıkanarak, bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su (klorlu olmamak şartıyla) ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak, serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra, oluşan yarı gazozlu su, içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan, kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.

Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir, böyle durumlarda, her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, tadı daha güzel bir içecek ortaya çıkar.

"Kanserin Ölümü" adlı kitabında Manner, "laetril" ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti. Anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri. Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?

Elma çekirdeği, acı badem ve kayısı çekirdeğinde!

Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama, Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp, kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde, resmi bir istatistik yok ama, kanser vakalarının daha az olduğuna inanılıyor. Ancak resmi istatistik yapılan bir ülke var, Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmamış. Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği.

Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak, en öne hangisini koyarsınız?

Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir. Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi. Joseph Issel, kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu. Ona göre vücutta sürekli kanser hücreleri ürüyor, fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.

Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti. Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

Kaynak:

Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University Faculty of Science
and Arts Department of Biology