logo - infethiye

Kabak Çekirdeği ve Faydaları

Kabak çekirdeği mucizesi iyi huylu prostat büyümesi
Kansere Karşı Buğday Çimi, Buğday Şırası
Çörek Otu ve Şifaları

Kabak çekirdeği mucizesi iyi huylu prostat büyümesi

Kabak Çekirdeği ve Faydaları

Uzmanlar, kabak çekirdeğinin ciddi bir bağırsak kurdu düşürücü olduğunu belirtiyor. Tuzsuz tüketildiğinde, etkili şekilde tenyanın dökülmesine neden olyor. Kabak çekirdeğinin bu özelliğinden yararlanabilmek için, her gün, tuzsuz olarak çocuklarda 40 g., büyüklerde ise 100 g. tüketilmelidir.

Yapılan araştırmalar, kabak çekirdeğinin asıl mucizesinin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ile ilgili olduğunu ortaya çıkardı. Araştırma sonuçları, kabak çekirdeğinin iyi huylu prostat büyümesini (BPH) azalttığını hatta önlediğini kanıtlıyor. İçerdiği karotenoid sayesinde kabak çekirdeği, erkeklerin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) riskinin düşük olduğunu gösteriyor. Yine iyi huylu prostat büyümesini (BPH) ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek idrar yolları bozukluklarına da phystosterin denen bir madde sayesinde faydalı oluyor.

Kabak çekirdeği, içerdiği E vitamini ile okside olarak hücre zarının bozulmasını önleyici özelliğinin yanı sıra kalın bağırsak kanseri riskini de azaltıyor.

Su tutucu özelliği sayesinde şişerek tokluk hissi veren kabak çekirdeği, bu sayede hem bağırsakların normal çalışmasını sağlıyor, hem de doğal bir şekilde diyet yapmamıza yardımcı oluyor.

Kanserde sağlıklı hücreler önemli rol oynuyor

E vitamini içeriği ile geç yaşlanmamızı ve yaşlılığımızı genç gibi geçirmemizi sağlayan kabak çekirdeği, lif içeriği ile de hem kanser riskini azaltıyor hem de kabızlık sorununu ortadan kaldırıyor. Kabızlık sorununu önlediğinden dolayı, antioksidan yani kanser yapan maddelerin bağırsaklardan hızlı şekilde atılmasını sağlayan kabak çekirdeği, dolaylı olarak kanser riskini azaltıyor.

Mineraller, esansiyel yağlar ve proteinler bakımından zengin olan kabak çekirdeği, kemikler ve iştah için önemli bir madde olan çinko'yu da içeriyor. Bir bardak kabak çekirdeği tüketimi, günlük çinko, demir ve E vitamini ihtiyacımızın tamamını, yarım bardak kabak çekirdeği ise, günlük magnezyum ihtiyacımızın tamamını karşılıyor.

Omega-3 ve Omega-6 içeriği beyin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olup zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Ereksiyon ve kalp problemleri için de birebir

Nitrit oksik oluşturup, damarların esnemesini sağlayan arjinin adlı amino asiti içeren kabak çekirdeği, bu özelliği sayesinde ereksiyon ve kalp problemlerinde kullanılabilecek ilaçların yapımında da kullanılmaktadır.

Kemik oluşumuna ve güçlenmesine yardımcı olan, fosfor maddesi de içeren kabak çekirdeği, bu sayede böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine de yardımcı oluyor.

Erkeklerde belirli bir yaştan sonra ortaya çıkan kemik erimesini azaltıcı, hatta önleyici özelliği sayesinde, sağlıklı kemik gelişimine yardımcı oluyor, böylece kemik kanseri riskini azaltıyor.

Özet


sarı çizgi

Kansere karşı Buğday Çimi

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi.

Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz.

Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir. Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında, 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.

Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi, doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara) Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

Buğday çimini evde üretebilirsiniz, mesela küçük bir saksıda üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir. Ayrıca buğday şırası olarak tüketebilirsiniz.

Buğday şırası tarifi: Bir bardak aşurelik buğday tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur. Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir. Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.

Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.

"Kanserin Ölümü" adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti. Anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri.

Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?

Elma çekirdeği, acı badem ve kayısı çekirdeğinde!

Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır. Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde, resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının daha az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var. Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı. Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği.

Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak, en öne hangisini koyarsınız?

Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir. Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi. Joseph Issel, kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu. Ona göre vücutta sürekli kanser hücreleri ürüyor, fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.

Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti. Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

Dr. Serap KIRMIZI Uludag University Faculty of Science and Arts Department of Biology 16059 Gorukle/Bursa TURKİYE


sarı çizgi

Çörek Otu ve Faydaları

Çörek Otu Faydaları

İçeriğinde bulunanlarla savunma sistemine, metabolizmaya ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksinlerden arındırır, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını destekler. Cildi berraklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm oluşturur.

Savunma (immün) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Tansiyon ve ateş düşürücü, doğal antibiyotik tesirleriyle, yaygın hastalıklara da çare olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere, alerjik hastalıklara, saç dökülmesi ve kepek gibi problemlere karşı da etkilidir.

Vücudumuz doğası gereği, doymamış yağ asitlerini üretemediğinden, bu yağ asitlerini dışarıdan karşılamak zorundadır. Bir gram çörekotu yağı bu açıdan bir günlük ihtiyacımızı karşılamak için yeterlidir.

Çörek otunda bulunan nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunun genişleyip krampların giderilmesini sağlar. Ayrıca öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücü etkileri de mevcuttur. Düzenli kullanımda kan şekerini düşürücü etkisi vardır.

İçeriğinde bulunan B1, B2 ve B6 vitaminleri, pek çok enzimin üretiminde önemli rol oynar. Çünkü bunlar, savunma ablukalarını yok edip, boyun altı bezini ve dolayısıyla da savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon problemlerinin oluşma riskini en aza indirger. Bununla birlikte hücre yenilenmesinde de gereklidir.

Beta karotin, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini destekler, ayrıca içeriğinde bulunan selen, zehirli maddelerin vücuttan atmasında destek olur.

Özel hallerde çörek otunun etkileri:

Çörek otu nasıl temin edilir?

Çörekotu aktarlarda ve baharatçılarda kilo ile satılmaktadır. Satılan çörekotunun tamama yakını ithal çörekotudur. Ticari amaçla yerli çörekotu ekimi nadir olarak yapılmaktadır. Yerli çörekotu ekimi, genelde bahçelerde ve aile ihtiyacı kadar yapılır. Çörekotu aktarlarda çoğunlukla çiğ olarak bulunur, ancak son zamanlarda ithal çörekotlarının bir kısmı kavrulmuş olarak satılmaktadır.

Kavrulmuş çörekotunun hiçbir tedavi değeri yoktur. Satan aktarlar da bazen çörekotunun çiğ veya kavrulmuş olduğunu bilmemektedir. Çiğ ve kavrulmuş çörekotu farkları: Çiğ çörekotu çiğnendiğinde, oldukça rahatsız edici acı tadı vardır. Islak pamuğa ekildiğinde, bir haftada filizlenir. Kavrulmuş çörekotu çiğnendiğinde, acı tadı yoktur, hoş kokusu vardır ve ıslak pamukta filizlenmez. Rengi daha mat görünür.

Bahçenizde 10-15 metrekarelik alana mart ayında ekeceğiniz 100 gram çörekotundan; 2 ile 3 kilo kadar taze çörekotu üretebilirsiniz.

Çörek Otu nasıl hazırlanır?

Tek seferde kullanılacak (kavrulmamış ve fırınlanmamış) çörek otu, un yada kepek iriliğinde öğütülür. Un kadar ince öğütülürse, bulantı ve mide tahrişi yapabilir. Bu nedenle kepek iriliğinde öğütmek daha uygundur.

Öğütme işlemi: Kahve değirmeni, elektrikli kahve öğütücüsü, veya karabiber değirmeni kullanılabilir. Piyasadaki kahve ve karabiber değirmenlerinin bir kısmı öğütme işlemi yapamamaktadır. Değirmeni almadan önce, denemek için yanınızda bir miktar çörekotu taşıyın. Elektrikli kahve öğütücüsü öğütme işlemi için daha pratik kulanım sunar.

Yenecek kadar çörekotu kahve öğütücüsünde öğütülür. Öğütüldükten sonra bekletmeden hap gibi ağız içine alınır ve üzerine bir miktar su içilerek çiğnemeden yutulur.

Öğütülmeden alınırsa, büyük oranda hazmedilmeden atılır. Ağızda çiğneyerek de alınabilir. Bu durunda yeterince öğütülmeyebilir ve bulantı yapabilir.

Öğütüldükten sonra bekletilirse, oksitlenerek yapısı bozulur ve içindeki aromatik yağ asitleri buharlaşır. Bu iki sebepten dolayı etkisi azalır.

Aç karnına alınabilir, ancak sindirim sistemi rahatsızlığı olanlarda, mide tahrişi ve bulantı yaptığından, hafif bir yemekten sonra veya yarı tok alınması önerilir.

Kullanım sırasında bildirilen tek yan etki, özellikle sindirim sistemi rahtsızlığı olanlarda ekşime ve yanma şikâyetleridir. Bu şikâyetler için antiasit ilaçlar alınabilir.

Çörek Otu günde ne kadar kullanılabilir?

Bu miktardaki çörekotu bir defada alınabilecegi gibi, sabah-akşam olarak ikiye bölünebilir. En az 6 ay kadar bu şekilde devam edilir. Tesiri tam olarak görüldüğünde, bir miktar azaltılabilir.

Hastaların yanında sağlam çocuk ve erişkinler vücut direncini artırmak için, hasta kişiler için önerilen çörekotu'nun yarısı kadar alabilirler.

Çörekotunun tüm hastalıklar üzerindeki etki mekanizması aynı olduğundan, farklı hastalıklar için farklı şekilde kullanılmaz.

İlaçlar ve çörekotu: Çörek otu almaya başladıktan sonra ilaçlar kesilmez, ilaç ile beraber çörekotu almaya devam edilir. Çörekotu alınırken, ilaç alımında ve dozlarında değişiklik ancak doktor kontrolünde yapılabilir. İlaçlar kesildikten sonra, çörekotu almaya devam edilir.

Çocuklarda kullanımı için dikkat: Ağızdan gıda almaya başlayan bütün çocuklara verilebilir, yaş sınırlaması yoktur. Çocukların bir kısmı severek ve isteyerek yerler. Bazı çocuklar ise yememek için direnirler, bundan dolayı çocukları zorlamadan yedirmek gerekir. Aç karnına çocuklara verilmemesi özellikle önemlidir. Aç karnına, veya zorla yedirilen çocuklarda tiksinti hissi oluşursa, daha sonra yedirmek mümkün olmaz. Isıtılmadan yiyeceklerin içine katılıp da verilebilir. İlk kez veriliyorsa, verilecek miktarın dörtde biri ile vermeye başlayıp, 2-3 hafta sonra istenen miktara çıkmak gerkekir.

Çörek Otu ne kadar süre içersinde kullanılmalıdır?

Bağışıklık sistemi üzerindeki tesiri, ikinci aydan sonra başlar. Tam etki ortalama 6 ay kullandıktan sonra görülür. Etkisi kullanıldığı süre kadar devam eder. Bu etkinin devam etmesi için, çörekotu'nu ömür boyu almak gerekir. Etkinin devamı için alınmasına 1 ile 2 günden fazla ara verilmemelidir. Tam şifa elde edildikten sonra bırakılırsa, hastalık tekrar nüks edebilir.

Ortalama 6 aylık süre tüm hastalıklar için kesin süre değildir. Kullanan kişiler farklı hastalıklarda farklı süre bildirdi. Bu süre kişiden kişiye ve hastalıktan hastalığa göre 3 ile 14 ay arasında değişmektedir.

Tıbbi tedavi ile uyuşmayan, tesiri olmadığından önerilen miktarda her türlü ilaç tedavisi ile beraber rahatlıkla kullanılabilir. Önerilen miktarın üzerinde kullanılmadığı sürece, karaciğer fonksiyon testlerini bozmamaktadır.

Tam şifa dönemindeki kronik hastalar nüksü önlemek için, herhangi bir hastalığı olmayan sağlıklı kişiler ve çocuklar ise; bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için kullanabilir. Özellikle sık hastalanan çocuklarda koruyucu etkisi çok fazladır.

Çörek Otu hangi durumlarda kullanılmalıdır?

İlaçların etkili olması için bağışıklık sisteminin sağlam olması gerekmektedir. Bağışıklık sistemi sağlam ise, ilaçlar etkili olur. Bağışıklık sistemi zayıf ise, hiç bir ilacın tesiri olmaz (AİDS hastalığı gibi). Çörekotu bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden ilaçların alternatifi değil tamamlayıcısıdır. Bu nedenle ilaçların yerine kullanılmaz, ancak her türlü ilaç ile beraber alınabilir. İlaçlara zararı yoktur.

Kronik hastalıkların tedavisinde, şiddetinin azaltılmasında ve tekrarının önlenmesinde, ilaçlar ile beraber ve ilaçların alınmadığı durumlarda kullanılır.

Kür tedavisi gören kanser hastalarında her türlü tedavi şekli ile beraber ve ömür boyu alınmalıdır.

Uzun süreli çörekotu kullanımı kronik hastalarda ilaç tedavisi ihtiyacını azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.

Bağışıklık sistemini güçlendirerek, tüm hastalıkların tedavisini kolaylaştıran, ortaya çıkmalarını ve nükslerini (tekrarlamalarını) engelleyen destekleyici genel etkiye sahiptir. Bu etki nedeniyle kronik hastalıkların şiddetli dönemlerinde ilaçlar ile beraber kullanılabilir. İlaç kullanılmadığı zamanlarda ise, hastalığın tekrar ortaya çıkmasını (nüks etmesini) önlemek veya şiddetini azaltmak için kullanılabilir.

Ameliyat olacak hastalarda ameliyattan önce yeterli süre alınırsa, ameliyat sonrası dönemde ameliyat yarasında enfeksiyon ihtimalini azaltarak, ameliyat sonrası dönemin daha kolay geçirilmesini sağlar.

Kronik hastalığı olmayan çocuklar ve erişkinlerde daha seyrek hastalanmak ve geçirilen hastalığı daha hafif atlatmak için kullanılır.

Yeni doğum yapmış anneler kullandığında, kendi bağışıklık sistemlerinin güçlenmesi yanında, emzirmeden dolayı bebeklerinede geçer ve bebeklerde bundan faydalanır.

Yerli ve yabancı tıbbi dergilerde yayınlanan, aşağıdaki hastalıklarında içinde olduğu tüm kronik hastalıkların tedavisinde değişik oranlarda etkili olduğu, hayvan ve insan deneylerinde klinik ve labaratuvar bulguları ile gösterilmiştir.

Çörek Otu - Depresyon ve Panik Atak

Vücut börek üstü bezinde kortizon üretmektedir. Kontrolü ise, hipotalamus'dan melatonin ve seratonin hormonlarınında koordinasyonu ile birlikte, karmaşık bir sistemle yapılmaktadır. 24 saat boyunca, değişken miktarda, dalgalı olarak salgılanmaktadır. Sabah güneşin doğuşu sırasında, akşam güneşin batışı sırasında, en yüksek düzeyede salgılanır. Eğer bu zamanlar uykuda geçirilirse, kortizon ile seratononin ve melaton'in normal ritmi bozulur. Kortizon ritm bozukluduğunda, bitkinlik oluşur. Seratonin ve melatonin hormonlarının ritmi bozulduğundan, gergin ve depresif ruh hali oluşur. Bu durum insanda gün boyunca depresif, düzensiz ve gergin ruh hali yaşanmasına sebep olur.

Hergün sabah güneşin doğmaya başlamasından itibaren, yaklaşık 45 dakika ve akşam güneş batmadan önceki 45 dakikalık keraat vakti olarak bilinen zaman dilimidir. Bu vakitler uyanık geçirilirse, iki veya üç gün içinde tesiri hissedilir. Düzenli uyku kontrolü, ile çörekotu tarif edildiği şekilde düzenli kullanılırsa, 2-3 ayda tam, veya tam'a yakın tedavi görülür.

Hz. Muhammed(SAV) keraat vakti olarak bilinen vakitlerde hiç uyumamıştır. Hz.Ali; "Bir kimse keraat vakti uyuduğunda, aklını kaybederse, kendinden başkasını suçlamasın" demiştir.

Biyolojik saat, mevsimlere göre sürekli değişkenlik göstermektedir. Bahsedilen süreleri uyuyarak geçiren kişinin depresyondan, düzensiz ve gergin ruh halinden kurtulma ihtimali yoktur.

Kilo kontrolünde: Çörekotu'nun kilo aldırmak, yada verdirmek gibi bir etkisi saptanmamıştır. Ancak bağışılık sisteminin güçlenmesinin dolaylı etkisi olabilir. Zayıflamak için az yemek ve hareketi artırmak dışında, anlamlı hiçbir diyet yoktur. Ömür boyu yapılmayacak diyet sağlıklı değildir. Çünkü diyet bırakıldıktan sonra, metabolizmanın düzeni bozulur. En sağlıklı diyet, daha önce yenilen hiçbir gıdayı tamamen terketmeden miktarını azaltmaktır. Ayda 3 kilodan fazla zayıflamak sağlıklı değildir.

Reflü, Kabızlık ve Kronik farenjit: Reflü şikayeti olanlar, çörekotunu sabah yada öğle vakti almaları gerekir. Akşam alınan çörekotu reflüyü artırabilir. Reflü olmaması için, yatarken mide boş veya yarı boş olmalı. Yatma pozisyonu olarak sağ yan veya sırtüstü tercih edilmeli. Sol yan üzerine yatıldığında mide boşalması zorlaşır ve mide içeriği yemek borusuna geri kaçar (reflü oluşur).

Reflü çözüldüğünde, kabızlık ve kronik farenjitin tedavisi büyük ölçüde kolaylaşır. Kronik farenjitin üç'te iki sebebinin reflü olduğu unutulmamalıdır. Her üç şikayetin tek tedavisi mideyi gereğinden fazla doldurmadan, sofradan kalkabilmekdir.

Çörekotu sabah aç karına bal ile karıştırılıp yenirse, peklik ve gaz şikayetlerini giderdiği kullananlar tarfından bildirilmiştir.

Uyarılar

Çörekotu kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gören hastalarda önerilen miktarda kullanıldığında, karaciğer fonksiyon testlerini bozmamaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi yanında, kematerapötik ilaçların yan etkisi olarak kanda artan serbest radikal dediğimiz, toksik molekül miktarınıda azalttığı bildirilmektedir.

Kemoterapi alınan günlerde, bulantı ile beraber karaciğerin yükü artar. Kemoterapi günlerinde bulantının artmaması için almamak daha uygundur.

Gebelik döneminde kullanılması konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak doğuma yakın bir-iki aylık dönemde alındığında, doğumu kolaylaştırması yanında, doğum yaralarının iyileşmesinde de faydalı olur.

Tavsiye edilen miktardan daha fazla alınmasının toksik etki nedeniyle faydadan çok zararlı olabileceği unutulmamalıdır.

Sindirim sistemi rahatsızlığı olanlarda, erken dönemde ekşime ve yanma şikâyetlerine karşı antiasit ilaçlar alınabilir. Çörekotu alındıktan yaklaşık 2- saat sonra, kan şekerinde düşme olur. Kişi bunu halsizlik şeklinde hisseder. Şeker hastaları insulin ve insulin olmayan ilaç dozlarını ayarlarken dikkatli olmaları gerekir. Yani şeker hastaları çörekotundan hem kısa vadede hemde uzun vadede fayda görürler. Devamlı ceplerinde taşıyabilir ve kan şekerinin yükseldiğini hissedildiğinde bir miktar çiğnenirse, kan şekerinin kısa sürede düştüğü görülür. (corekotufaydalari.com)