Yağ ve Şeker
Eğer hayvan merada
%100 yeşillikle besleniyorsa, asla başka yabancı gıda almıyorsa,
o
tereyağı
dünyanın en iyi yağıdır. Zeytinyağından da iyidir. Ama marketten
satın aldığınız tereyağı, ahırda beslenen, pancar küspesi,
mısır silajı veya başka tahıllarla beslenen hayvanların
yağıdır. Sağlığınızı korumak için ne yediğinize bakmanız
lazım. İşte temel hatalardan biri yağ seçimi. Ayçiçek yağı,
mısırözü yağı, margarin veya endüstriyel tereyağı yediğimiz
sürece hasta olmaya mahkumuz.
Elimizde iki tane yağ var şu anda. Bir, zeytinyağı; iki,
%100 mera sütünden yapılmış tereyağı. Peki fındık yağını
nereye sokacağız? Bakın bu liste içinde fındık yağının yağ
asit içeriği, yani temel yağ bileşimi zeytinyağına çok yakındır.
Hasta edici bir yağ değildir. Ama zeytini sıkıyorsun, yağını
elde ediyorsun. Fındığı eziyorsun, püre haline getiriyorsun,
80 dereceye ısıtıyorsun, eter katıyorsan, yağını öyle elde
ediyorsun. Hangisi tercih edilir? Zeytinyağı tabii ki. Yani
fındık yağını eve sokmanın bir alemi yok. Ha zeytinyağının
tadına hiç tahammül edemiyorsan o zaman rafine zeytinyağı
kullanabilirsin. O da işte fındık yağıyla aynı yöntemle
elde edilir. Yani piyasa değeri
olmayan,
çok koyu, kokulu zeytin yağlar fabrikaya gönderilir. Onlar
da 70 - 80 dereceye ısıtılır; sonra da eter katılır; yağ
elde edilir. İlk etapta rafine zeytin yağı elde edilir.
Hiç kokusu yoktur, hiç tadı yoktur. Eğer bu rafine zeytin
yağına, %5 oranında sızma zeytin yağı katarsanız, o zaman
riviera tipi zeytinyağı elde etmiş olursunuz. Hani marketlerde
görüyorsunuz ya, o fabrika eseri bir yağdır; ayçiçekle filan
karışmış değildir. Saf zeytinyağıdır. Ama neden yoksundur
biliyor musunuz? Sızma Zeytinyağında var olan antioksidanlardan
yoksundur. Çünkü oksitlenme, yani paslanma bütün bizim hastalıkların
temelindeki ana unsurdur. Nasıl açık havada bırakırsan demiri
yağmurda paslanır, ama biz ne yaparız, antipas diye bir
boya süreriz paslanmasın diye. Vücudumuzun da antipasları
vardır. Biz bunlara antioksidan diyoruz.
Antioksidanları ağırlıklı olarak sebze-meyvelerden elde
ediyoruz. Zeytinyağı antioksidanlardan çok zengindir ve
kalp hastalıklarına karşı koruyuculuğu önemli oranda antioksidanlardan
dolayı kaynaklanmaktadır. Ama biz onu ısıtıp, rafine zeytinyağı
elde ettiğimiz zaman, bu özellikleri geniş ölçüde kayboluyor.
O yüzden mümkün mertebe sızma zeytinyağı kullanmalıyız ve
çocuklarımıza da bu tadı alıştırmamız lazım.
İkinci temel hatamıza geçmeden birincisi olan yağ seçimini
özetlersek, daha Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinin Trabzon
bölümünde, hamsinin zeytinyağı ile kızartıldığının tarifi
vardır. Sen 500 sene önce bu topraklarda bunu biliyordun.
Ama biz, dış etkilerle doğruyu unutturulduk ve yanlışlara
sürüklendik. İşte o yanlışlıklar bizi hastalıklara sürüklüyor.
Zaten dünyada bir tek Akdeniz yöresinde yetişiyor. Şimdi
Arjantin’de, Çin’de zeytin ağacı yetiştirilmeye çalışılıyor.
Biz toprağındayız. 5.000 yıldır bu topraklarda zeytinyağı
kullanılıyor. Ne olur biraz özümüze geri dönelim.
Kızartmalarda ne tip yağ kullanmak gerekir?
Kesinlikle zeytinyağı!
Zeytinyağının yanma derecesi ayçiçeği yağından yüksek
midir?
Ayçiçeği yağından
çok daha yüksektir, 240 derece. Tava ısısı normal şartlarda
180 dereceyi çok az aşar. O yüzden rahatlıkla zeytinyağı
kullanılabilir. Sızma zeytinyağını kullandığınız zaman çok
daha düşük derecelerde dumanlanma görürsünüz, buna teknik
jargonda dumanlaşma derecesi adı verilir, dumanlanan şey
su buharıdır ve içindeki bazı organik maddeler yanar, koku
maddeleri tat maddeleri yanar. Fakat bu durum yağın yandığı
anlamında gelmez, lütfen yanılmayın. Yağ yanmıyor, içindeki
bazı koku, renk maddeleri yanıyor, 240 dereceye kadar dayanan
bir yağdır.
İkinci büyük hata şeker.
Hayatımızda şeker,
insanlık tarihi itibarıyla bakarsanız çok yeni bir olgu.
Peki şeker bir besin maddesi midir? Hayır, değildir. Besin
maddesi nasıl tanımlanır? İnsanın bedensel ve ruhsal işlevlerini
çoğaltan, yani neslini sürdürmek için gerekli olan bir
maddedir.
Şeker, insanın herhangi bir işlevini yerine getirmek
için gerekli mi?
Evet. Beyin glikozla
çalışıyor. Omurilik hücreleri glikozla çalışıyor. Eritrosit
dediğimiz alyuvarlar glikozla çalışıyor. Enerji kaynağı
olarak glikozu kullanıyor. Peki dışarıdan şeker alıp da
daha akıllı olan bir insan gördünüz mü? Hani beyin glikozla
çalışıyor ya, şeker yediği için daha akıllı olan bir insan
gördünüz mü? Veya sperm, enerji kaynağı olarak früktozu
kullanıyor, meyve yiyip de daha iyi erkek olanı gördünüz
mü?
İnsanın gereksinimi
olan glikozu da früktozu da vücut kendisi üretiyor. Dışarıdan
asla alınmasına gerek yok. Dolayısıyla biz şeker yediğimiz
zaman tamamen damak zevkimiz için yiyoruz, şekere hiçbir
bedensel ihtiyacımız yok. O yüzden şekere boş kalori denir,
yani gereksiz yere aldığımız kalori. Şimdi son bir hafta
içinde yediklerinize bakın, ne kadar boş kalori aldınız?
Çok...buda hasta olmanıza katkıda bulundu.
Bir de son zamanlarda pancardan elde edilen şeker bir yana
bırakıldı; daha ucuz olsun diye mısırdan elde edilen şeker
kullanılmaya başlandı, bu fruktozdan zengin mısır şurubu.
Ne yazık ki, bizim gıda tüzüğümüzde farklı şekerlerin farklı
adlandırılması zorunluluğu yok. Şeker şekerdir mantığıyla
gidiliyor, ister nişasta bazlı şeker, yani mısır nişastasından
elde edilmiş şeker, ister pancar şekeri ister bilmem ne
şekeri olsun, hepsinin üstünde şeker yazılması yeterli.
Halbuki mısırdan elde edilen, fruktozdan zengin mısır şurubu,
aynı miktar kaloride bile olsa normal şekere göre % 46 daha
şişmanlatıcı.
Özellikle karın
bölgesi yağlanmasına yol açıyor. Bu bilimsel olarak kanıtlandı.
Amerika’da saygın üniversitelerinden birinde, öğretim üyesinin
sözünü ödünç alarak size sunmak istiyorum; “Yaşadığımız
çağ, akademik kapitalizm.” Yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri
satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini, akademisyenlere
söylettirdikleri çağdayız, yani satılmış bilim insanlarının
çağındayız.
Karaciğer yağlanması

Karaciğer yağlanması ne tür bir yağlanma? Alkolizm dışı
bir yağlanma, o yüzden alkol dışı karaciğer yağlanması deniliyor.
Alkol dışı karaciğer yağlanması, özel tipli bir siroza neden
oluyor. Atatürk’ün öldüğü siroz hastalığı var ya, özel tipte
siroz, kriptojenik siroz hastalığıydı. Amerika’da son otuz
yıl içinde üç kat artan karaciğer kanserinin de kriptojenik
siroz sonucu olduğu belirtiliyor. Yani sonuçta Amerika’da
son 30 yılda üç kattan fazla görülen karaciğer kanserinin
sebebi, mısır şurubudur. Durum bu kadar açıkken, bizim bakanlığımız
dün yaptığı açıklamada hiçbir bilimsel kanıt sunulamamıştır
diyor. Anlaşılan, benim 110 bilimsel yayın kullanarak yazdığım,
on yedi sayfalık raporu da çiğneyerek bu açıklamayı yapmış.
Onlara 17 sayfalık rapor ile, 110 adet literatür ekleyerek
göndermiştim. Ama neoliberalizmdeki iktidarlar, sermayenin
iktidarıdır, vatandaşın iktidarı değil, yurttaşın iktidarı
değil!
Çocuklarınızı hem şekerden, hemde mısır şurubundan uzak
tutun
Ama özellikle
gofret, bisküvi, kek gibi dışardan alacağınız yiyecekleri,
az şekerli olmak üzere evde kendiniz yapınız, yani çocuklarınıza
ambalajlı ürünler almayınız. Çocuklarınıza illaki tatlı
bir
şey yedirecekseniz, ne olur evde kendiniz yapın ve olabildiğince
az şeker kullanın, çünkü şeker zaten zararlı bir madde;
insanın zarar görmeden günde tüketebileceği şeker miktarı
yalnız 30 gram dolayındadır, 30 gram, 8 kesme şekeri yapar.
Ama bu şekerin içinde ne yazık ki meyve de var, bal da var.
Yani kahvaltıda bir tatlı kaşığı bal yediyseniz, hakkınız
7 ye düştü, bu hakkınızı ağırlıklı meyve olarak değerlendirin.
Eğer hiç şeker, bal yememişseniz, çayınıza şeker koymamışsanız,
başka hiçbir şeker kaynağı yoksa, 8 kesme şekerin karşılığı
300 gram portakal veya 300 gram elma veya 400 gram kiraz
veya vişne, 100 gram muz, incir veya üzüm yiyebilirsiniz.
Yani meyveleri de ölçülü yemekte yarar var, yani mandalina
zamanı bir kilo mandalina yemek sağlıklı değil. Sebzeyi
sınırsız yiyebilirsiniz, ama meyveyi sınırlı yemeniz lazım.
Meyvenin fazlası şişmanlatır, karaciğer yağlanması yapar.
Yani meyve, tek başına bile, karaciğer yağlanması ve karın
tipi şişmanlık yapabilir.
Gıda sanayiinde, aksi bir şey belirtilmediği takdirde, yalnız
mısır şurubu kullanılıyor. Dondurmalarda, kullanılıyor,
hazır aldığınız baklavanın şerbeti bile mısır şurubundan.
Kartal’da fabrikası var, Ülker’le Cargill firmalarının ortak
kurdukları bir fabrika.
Karın tipi şişmanlığın çok özel bir yeri vardır. Bağırsak
çevresindeki iç organların çevresindeki yağlar hormonal
etkin yağlardır. Bu hormonal etkin yağlar, ne yazık ki kanser
oluşumunda ve kalp-damar hastalığı oluşumunda etkindir.
O yüzden eşit bir şişmanlık, yani kollar bacaklar her taraf
eşit ama karın büyümemiş şekilde olmalıdır.
Karın tipi şişmanlık, eşittir şeker hastalığı, eşittir
kalp hastalığı, eşittir kanser!
O yüzden göbekler
inecek, göbekler inmediği sürece sağlıklı olma şansımız
yok. Göbekleri indirmek için şekerden uzak duracağız. Çünkü
en çok karın tipi şişmanlık yapan früktozdur. Yediğimiz
pancar şekerinin yarısı früktozdur, meyve şekerinin yarısı
früktozdur. Früktozu azaltmak zorundayız, karın tipi şişmanlığı
da, dolayısıyla kalp hastalığı, kanser gibi hastalıklardan
kurtulmak istiyorsak, karnımız inecek.
Esmer şeker hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bakın bütün şekerler
esmerdir, üretim aşamasında karamelize olur. O yüzden yıkandıkça
üzerindeki karamel atılır, rafine edildikçe beyazlaşır.
Yani bildiğimiz esmer şeker, yediğimiz beyaz şekerin üretimdeki
bir önceki aşamasıdır, yani daha yüksek fiyata satabilmek
için sadece ticari bir tuzak.
Karaciğer yağlanmasının önemli bir bölümü selim seyredebilir,
her hangi bir sorun yaratmadan insan ömrünü bununla sürdürebilir.
Ama bir bölümü yine hatalı beslenmenin devam etmesi koşuluyla,
yağlı karaciğer iltihabına dönüşebilir. Bu hastalığın adı,
alkol dışı yağlı karaciğer iltihaplanmasıdır. Ciddi karaciğer
yetersizliği, siroz karaciğer kanseri aşamasıdır. Bazen
yağlı karaciğer iltihabı olmadan da, yağlı karaciğer aşamasında
bazı hastalıklar çıkabilir, ama yağlı karaciğeriniz varsa,
önünüzde iki seçenek var; birisi hayatınızı idame edeceğiniz
nisbette bir yol, diğeri ise ölümdür.
O yüzden ne yapıp yapıp karaciğer yağlanmasını tedavi ettirmelisiniz.
Bunun da temelinde şekeri tümüyle sıfırlamanız geliyor.
Ancak iki yıl gibi bir süre içinde toparlayabilirsiniz.
Karaciğer yağlanması açısından şeker kesmeyi dile getirdiğimiz
zaman, nişastayı da kesmemiz lazım. Çünkü nişasta, daha
ağzımızda çiğnendiğinde tükürükle glikoza dönüşür, şekerdir,
yani nişasta da şekerdir.
Kolesterolün karaciğer yağlanmasıyla bir ilgisi var
mı?
Kolesterol
olmazsa hayat olmaz. Bütün hormonlarımızın ham maddesi kolesteroldür,
zaten anne sütünde kolesterol çok yüksektir. Çocuğun hormonlarının
üretilmesi için başlangıçta anneden aldığı kolesterole ihtiyacı
vardır. Kolesterol masum bir maddedir, ama oksitlenirse
oksikolesterole dönüşür ve damar sertliği yapar.
Oksitleyen ne?
Şeker! Şeker
tüketildikten sonra trigliseride dönüşür. O yağdır ve trigliseritten
kolesterolü oksitleyerek damar sertliği yapar. Aynızamanda
ayçiçeği yağı, mısır özü yağı veya margarinden elde edilen
trans yağ asitleri kolesterolü oksitler ve böylece damar
sertliği oluşur. Yapay yemle beslenen hayvanların sütünde,
damar sertliği yapıcı doymuş yağ asitleri vardır, bunlar
kolesterolü oksitler ve bizleri hasta eder.
Hayvanın merada otlarsa, ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, margarin
kullanmazsan, şekeri de azaltırsan, kolesterolün ne olursa
olsun damar sertliği olma şansı kalmıyor. Ama bu bilgi kolesterol
ilacı üreten Amerikan şirketlerinin işine gelmiyor, kolesterol
ilacı satımından yılda 50 milyar dolar elde ediyorlar. O
yüzden Amerikan tıbbı kolesterol ilacı ver diyor.
Bakın
gazetelere yansıyan bir gerçek var. Sağlık Bakanlığımızın
bir bilimsel kurulu olduğu gibi, Amerika’da da bir bilimsel
kurul var. Bu kurulun “Normal kolesterol düzeyi kaçtır?”
sorusuna yanıt vermesi istenildiğinde, normalin çok altı
bir değer söz konusu olmuştur. Normal kabul edilen 200 mü
dür, ancak ileri sürülen değer 150. Sonradan ortaya çıktı
ki, bilim kurulunda yer alan 9 öğretim üyesinin dokuzu da
ilaç şirketlerinden rüşvet almışlar.
Bir
dinleyicinin elindeki pet şişeden su içtiğini gören hoca,
- Şimdi içtiğiniz su ile neler elde ettiğinizi de gözden
geçirelim ve bu günkü toplantıyı kapatalım.
O polietilen tereftalat maddesinden üretilmiş yani pet şişenin
içindeki stalatlar suyun içine karışmış bulunuyor. Ayrıca
o plastiği yumuşatmak için antimon denen bir ağır metal
kullanılmıştır o da suyun içine karışıyor dolayısıyla siz
hem stalat, hem de antimon içmiş oldunuz şu anda.
Bunların etkileri nelerdir?
Hormon bozuculardır.
İnsan vücudunda bir takım hormonal bozukluklar yaratır.
Bu hormonal bozuklukların bir bölümü, östrojen etkisini
göstererek 5 yaşında çocukların adet görmesine sebep oabilir.
Lüleburgazdan ikibuçuk yaşında bir çocuk getirdiler ve bu
çocuk adet görüyor. Bisfenol - A’nın meme kanseri yaptığı
1930 yılından beri bilindiği ve 130 bilimsel yayın olduğu
halde, hala biz o bidonlardan su içmeye mahkum bırakılıyoruz.
Bisfenol-A hamile bir kadının karnındaki çocuğun beynindeki
cinsiyet ayrım merkezine gittiğinde, çocuğun homoseksüel
olma olasılığı yükseliyor. Meme kanseri riski yükseliyor,
erkekse prostat kanseri riski bununla temas etmemiş insana
göre 3 kat artıyor. Bu madde 19 litrelik su bidonlarında
olur, polikarbon denilen bir plastik ve ham madde olarak
Bisfenol-A denen bir maddeden üretilir. Bu nedenle musluk
suyu için Allah aşkına.
Arıtıcılar için ne dersiniz?
Paranız varsa
arıtıcı kullanın. Ama paranız yok, arıtıcı alamıyorsunuz,
musluk suyu için. Musluk suyu, İstanbul’da kullandığınız
plastik şişedeki su hangisi olursa olsun 100 kat daha iyidir.
İSKİ’nın İstanbul’daki bütün su havzalarının sağlık raporları
her ay internette yayınlanıyor.
Biz geçen sene NTV’de bir su programı yapmıştık. NTV,
piyasadan topladığı (Pet içindeki) suları, bakteriyolojik
inceleme için Yıldız Teknik Üniversitesinde gönderdi ve
hepsinde mikrop çıktı. Yani sağlıklı olsun, çocuğum
mikropsuz su içsin diye mikroplu suyu paranızla içiyorsunuz.
Bırakalım vazgeçelim mikrobu, kanser yapıyor.
Almanya’da bulunan Avrupa birliğinin gıda güvenlik merkezi
EFSA, ocak 2010a kadar Bisfenol A’nın sağlık sakıncası olmadığını
iddia ediyordu. Ama toplum baskısıyla mayıs ayında biz bu
işi araştıracağız dediler ve ekim ayında biberonlarda Bisfenol-A’nın
kullanımını yasakladılar. Isı ve zaman etkisiyle plastiğin
defalarca kullanılmasıyla (Biberon) Bisfenol-A’nın suya
geçiş oranı çok artıyor. Şimdi su ısınmaz ki diyeceksiniz.
Arizona’da yapılan bir çalışmaya göre şehirlerarası su nakli
sırasında kamyon içerisindeki su 80 dereceye kadar ısındığı
saptanmıştır. 80 dereceye kadar ısınan su, o plastikten
ne kadar madde çözüyor biliyor musunuz? Sizi de sülalenizi
de kanser etmeye yeter. Antalya’da yazın açık havada duran
suyun derecesi kaçlara çıkar acaba? Banyo bile yapamazsın
o kadar sıcak suyla. Onun için ne olur musluk suyu kullanın,
bırakın şu plastikleri.
Bazı yiyecekleri plastik poşetlere koyup buzluğa atıyoruz,
bu da sakıncalı mı?
Şimdi bakın naylon
folyo polietilen denen bir maddedir ve polietilenin bu güne
kadar bir sağlık sakıncası saptanmamıştır. Daha büyük sorun
yoğurt kapları, mesela köpük gibi bardaklardan bazen çay
içiyoruz veya uçağa bindiğimizde şeffaf cam gibi çıt diye
kırılan plastik bardaklar var. Hem o polystryne hem köpük
gibi olan bardaklar da polystryne onlardan stryne çayımıza
geçiyor o da kanser yapıyor.
Şimdi
plastik yoğurt kaplarında zannediyorum bazı firmalar artık
polipropilen kullanmaya başladı. Kabın altına veya yanına
baktığınız zaman, bir üçgen göreceksiniz. Üç oktan oluşan
bir üçgen. Bu geri dönüşüm işaretidir, o üçgenin içinde
bir sayı yazar. 5 numara polipropilendir altında da zaten
PP yazar. Yoğurt alırken artık markaya göre değil kullandığı
plastiğe göre tercihinizi yapın. Ben her yoğurt almaya gittiğimde
dikkat ederim. Ancak maalesef aynı firma, farklı marketlere
farklı plastik gönderebiliyor. Daha ucuz marketlere, daha
adi plastiklerde, lüks semtlerdeki marketlere, daha kaliteli
plastikte gönderiliyor. Ne acı, yani ayırım yapılıyor.
Yani üçgenin içinde 5 mi yazması gerekir?
Evet 5 polipropilen
içindir. 1,5 litrelik su şişelerinde 1 yazıyor. Evet, işte
o PET polietilen tereftalat, yani kötü olan 1 numara olanı.
Evde 19 litrelik bidonların altına bakın, onlarda 7 yazar.
7 diğer plastikler anlamına gelir. Diğer plastiklerin içinde
6-7 farklı plastik vardır bunlardan bir tanesi de polikarbondur
onun için üçgenin altında PC kısaltması vardır.
Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL
Kaynak:http://dogader.org/index.php/sagligimiz-icin/650-kansere-neden-olan-beslenme-aliskanliklarimiz
|