Flag Counter

Fazla yemek yemenin zararları

Fazla yemenin bedeli, aşırı şişmanlık ve hastalık
Günde kaç öğün yemek gerekir?
Karışık yemek yemenin zararları
Hızlı yemek yemek - yemeği az çiğnemenin zararları
Yemeği iyi çiğnemenin faydaları
Ne zaman Su içmeli?
Günde kaç saat uyumalı?
Cep telefonu uykuyu etkiliyor

Fazla yemenin bedeli, aşırı şişmanlık ve hastalık

Fazla Yemek Yemek

Fazla yemek yendiğinde, mide hazım için daha çok enzime ihtiyaç duyar. Enzim üretmek vücut için oldukça güç olmakla beraber, kıymetli maddeler gerektirir. Sağlıklı bir insanın midesi 200-250 gr. yemeğin birinci hazmını, besinlere ve kişinin hazım gücüne göre 3-4 saat içinde gerçekleştirebilir. Bu miktarda yemeği hazmetmek için kalp zorlanmadan rahatça çalışacaktır. Bunun 2 katı yemek yendiğinde, yemeğin hazmedilmesi ve fazlalıkların kısmen depolanarak, kısmen çıkartılması için, kalbin 4-6 kat daha fazla çalışması gerekecektir.

Bu işlem yalnız Kalbi değil, besinleri hazmetme, depolama ve fazlalıkları vücuttan uzaklaştırmakla görevli diğer organları da yıpratır. Genç bir insan fazla yemek yediğinde, vücudu kuvvetli olduğundan hazmederek, fazlalıkları dışarı atabilir. Ancak fazla yemek alışkanlık halini alır ve zorlanma devam ederse, bu kuvvet tükenir, fazlalıkların giderek daha artmasıyla, vücutta depolar oluşur. Depolar dolduktan sonra, atıklar kanla birlikte dolaşmaya başlar, böylece kan ağırlaşır, kan dolaşımı yavaşlar. Kandaki ağırlaşan atıklar, damarlarda birikmeye ve zamanla damarları tıkamaya başlar. Daralmış damarlardaki kan, organları yeteri derecede besleyemeyecek kadar azalır. Beslenemeyen organlar beyne "biz açız" uyarısı gönderir, beyin de bu çağrıya cevap olarak iştahı çoğaltır. Bu, insanı daha da çok yemeye zorlar. Yedikçe kandaki fazlalıklar ve damarlardaki tıkanıklıklar çoğalır. Kan daha da koyulaşır, organların açlık hissi daha da artar. Bu kısır döngü devam ederken, insanlarda konsantrasyon, hafıza, düşünme, anlama ve öğrenme yeteneği azalmaya, hastalıklar birer birer kendini göstermeye başlar.

Çoğu insanlar fazla yemenin bedelini, aşırı şişmanlıkla ve şişmanlığın beraberinde getirdiği hastalıklarla öderler. Kimileri de, ne kadar yerse yesin, hep zayıf kalır. Bunlar kendi durumlarının şişmanlardan daha iyi olduğunu zanneder. Ancak çoğu zaman onların durumu şişmanlarınkinden daha tehlikeli olabilir. Çünkü fazlalıklardan oluşan atıklar, ilaçlar, toksinler ve katkı maddeleri şişmanların vücudundaki yağlarda depolandığı için, organların tahrip olması kısmen de olsa önlenebilir. Ancak zayıfların, kan vasıtasıyla bütün vücutlarını dolaşan toksinler, ateş, öksürük, terleme, nezle, kusma, ishal, sivilce, çıban gibi yollarla dışarı atılırken, bu ağır işlemler hem organlarını yıpratır, hem de eklemlerde, kaslarda ve organlarda depolanarak, ağrıya, enfeksiyona, kistlere ve genetik değişimlere (mutasyonlara) sebep olur. Bu tip insanlar genelde sık hastalanan, sıkıntılı ve asabî insanlardır.

Günde kaç öğün yemek gerekir?

Günde kaç öğün yemek

Eskiden Hekimler "Hastalık nedir?" sorusuna; "Yediğini sindirmeden ikinci bir yemek yemektir", diye cevap verirlermiş. Hastalıkların temel nedenlerinden biri, hazmın tamamlanmasını beklemeden, yemeğin üstüne başka bir şey yemektir. Sindirim sistemi belli kurallarla çalışır. Bu kurallara göre, 200-250 gr. miktarında bir yemek, midede 3-4 saatte hazmolur ki, buna birinci hazım denir. Yemeğin cinsine, miktarına ve ağırlığına göre, birinci hazmın süresi 6-10 saate kadar uzayabilir. Hazım tamamlanmadan yenen ufacık bir lokma dahi, midenin hazım sürecini bozar. Bu bir lokma, önceki yemekle karıştığında, hazmolamayacağı için mayalanmaya ve çürümeye başlar. Önceki yemeği de bozup, çürüterek midede yanma, ekşime ve şişkinliğe sebep olur.

Aslında, ilk hazımdan değil, üçüncü hazımdan sonra, yani besinler kandan hücrelere geçtikten sonra, ikinci bir yemek yenebilir. Yani günde iki defa yemek insan için yeterlidir. İçme konusunda da ölçü aynıdır.

Günümüzde insanlar, günün büyük bir kısmını sürekli çiğneyerek geçiriyorlar. Yolda yürürken, sokakta konuşurken, ders çalışırken, sürekli bir şeyler atıştırarak, vücutlarını çöplüğe çeviriyorlar. En önemli sağlık kuralı ve bütün hastalıklara deva olan yegane ilaç, iyice acıkmadan yememektir.

Karışık yemek yemenin zararları

Karışık yemek yemenin zararları

Mizaca uymayan veya birbirine uygun olmayıp, hazmı için ayrı enzimler gerektiren yemekler, birbiriyle karıştığında, hazmolamadan çürür. Mesela, karbonhidratlar ile proteinler, süt ürünleri ile balık, birkaç inekten sağılarak karıştırılan süt, karışık et (örneğin, aynı cinsten iki farklı hayvanın eti, bir hayvanın eti ile bir diğerinin yağı, dana ile tavuk eti veya aklınıza gelebilecek herhangi bir et kombinasyonu), balık ile et, karışık yağlar (örneğin, koyun ile tavuk yağı, katı yağ ile sıvı yağ) birbirlerine zıttır. Çünkü bunların parçalanabilmesi için ihtiyaç duyulan enzimler birbirine zıttır. Bu zıtlık, enzimlerin üretilmesine engel olur, ya da üretilmiş enzimlerin birbirini yok etmesine sebep olur, yenen yemek hazmolmadan çürümeye başlar. Bu, midede saatler süren bir işlemdir ve bağırsaklarda da devam eder. Yemekten sonra kanda lökosit sayısının yükselmesi bu sebeptendir.

Çürüme veya mayalanma sonucu oluşan zehirli ve asitli kalıntılar, sinir hücrelerini doğrudan etkileyerek, bağırsakların hareketini yavaşlatır. Bağırsaklarda toplanan kalıntılar, bağırsakları genişletir, cepler oluşturur. Bu ceplerde dışkısal taşlar meydana gelir ve yıllarca atılmadan kalabilir. Beslenmedeki hata devam ettiği süre içersinde, bağırsaklar daha da ağırlaşır, hareketi daha da yavaşlar ve kabızlık meydana gelir. Bağırsakların duvarları kanalizasyon boruları gibi zehirli, yağlı atıklarla kaplanır. Bu noktadan sonra vücudun intoksikasyonu (toksinlerle dolması) hızla artmaya başlar. Vücut, direncini kaybeder, halsizleşir, bağırsaklarda sürekli gaz oluşur, uyku ve tembellik artar. Çürüyen veya mayalanan yemek artıkları bağırsağı zehirleyerek, kana karışır. Bu atıklar kandan bütün organlara ve hücrelere yayılarak, onları da zehirler, hastalıklara yol açar. Damarları tıkayıp, organ ve eklemlerde toplanır. Tıkanan damarlarda akan koyu - ağır kan, organları beslemekte yetersiz kalır ve organlar, yukarıda belirtildiği gibi, "açız" diye çığlık atmaya başlar.

Hızlı yemek, yemeği az çiğnemek

Hızlı yemek yemenin  ve az çiğnemenin zararları

Çok hızlı yemek yemek, sindirim sisteminde zararlı sonuçlara neden olabilir. Her lokmanızda, bir öncekini tamamen yutmadan, yeni bir ısırık alıyorsanız, bu çok hızlı yemek yediğiniz anlamına gelir. Eğer hızlı yemek yiyorsanız, normal hızda yemek yiyen birinin bir çatal dolusu yiyecek yemesi için geçen sürede, sizin 4-5 lokma yediğinizden haberiniz yoktur.

Karbonhidratlar, organik asitler, aromatik maddeler ve tuzların hazmı, ağızda bol enzim içeren tükürükle başlar, çiğneme esnasında enzimlerle karışır ve bir kısmı ağızdaki kılcal damarlara süzülür. Ağır karbonhidratların hazmı ağızda başlar ve midede aynı enzimlerle devam eder. Ağızda yemeğin kimyasal yapısı hakkında toplanan veriler, beyne gönderilir. Beyin bu bilgiyi analiz eder ve yemeğin hazmını programlar. Bu durumda çiğneme işlemi büyük önem taşımaktadır. Yemek ne kadar iyi çiğnenirse, beyin yemeğin tahlilini o kadar iyi yapar ve sindirim sistemini o derece iyi hazırlar. Çiğnenmiş yemeğin tadı ve kokusu ağızda dağılmalı ve kaymaya benzer bir nesne (kimus) haline gelmelidir. Bu da 15-40 çiğneme hareketi ile elde edilir.

Ağızda çok miktarda akupunktur noktası bulunur (her bir dişin dibinde 2'şer tane). Çiğneme esnasında, besinlerden ayrılan enerji, bu akupunktur noktaları vasıtasıyla vücudun genel enerji dolaşımına karışır. Bu yüzden küçük yudumlarla içmek ve küçük lokmalar halinde yemek gerekir. Su, süt, et suyu, meyve-sebze suyu, küçük yudumlarla alınıp, ağızda ılıtılır, tükürükle karıştıktan sonra yutulur. Eğer gıdalar yeterince çiğnenmezse, sindirim başından itibaren bozulacaktır.

Yemeğinizi sakin, rahatlatıcı bir ortamda yiyin, yemeğe başlamadan önce derin bir nefes alın. Üzgünken, ya da bir tartışma sonrasında (ya da sırasında) asla yemeyin. Televizyon, ya da bilgisayardan uzakta yemek yiyin. Bir sonraki lokmayı ağzınıza almadan önce, ağzınızdakini çiğneyip yuttuğunuzdan emin olun. Neden hızlı ve/veya aşırı yediğinizi anlamaya çalışın. Örneğin, hızlı yiyenlerin birçoğu daha hızlı yemek için bir kardeşiyle yarışarak büyümüştür. "Hemen ye, yoksa gider" alayışını - mantığını, birçok kişi yetişkinliğe taşır.

Yemeği iyi çiğnemenin faydaları

Tıb ilmi, iki beyte sığdırılmıştır. Bunu söylemenin en güzeli de, sözün kısa söylenmesidir.  "Az ye"!  Yedikten sonra hazmoluncaya kadar, başka bir şey yeme. Zira şifa, yemeğin hazmolunmasında yatar. İnsanın sağlığını bozan, yemek üzerine yemek yemektir. (İbni Sina)

Ne zaman Su içmeli?

Ne zaman su içmeli?

Et, yumurta, peynir gibi proteinli yiyecekler, midede hazmı uzun süren besinlerdir. Tatlılar ve meyveler midede fazla kalmadan bağırsağa geçerek, birinci hazmını burada tamamlar. Su ise, midede vücut ısısına ulaştıktan sonra, doğrudan bağırsağa geçer. Demek ki, önce su içmeli, sonra birlikte yememek şartıyla, meyve veya tatlı, sonra salata ve yemek yenmelidir. İki çeşit yemek yeniyorsa, hafif ve sulu olanı, ağır ve kuru olandan önce yemekte yarar vardır. Önce yemek, sonra meyve/tatlı yenirse, meyve/tatlı hazmını tamamlamak için bağırsağa geçemez, midede mayalanır veya çürür ve gaz oluşturur.

İbn-i Sina, sabah ekmek yiyenlere, eti akşam yemeyi tavsiye ederdi. Ekmek ve et arasındaki vakit dilimi bu kadar uzun olmalıdır. Etle birlikte mutlaka ekmek yenecekse, önce ekmeği et suyuna batırarak yemeli, sonra et yenmelidir.

Yemekten sonra su içince, su bağırsağa geçemez, midenin genişlemesine, mide asidinin seyrelip, zayıflamasına, hazmın uzamasına sebep olur. Yemek arasında su içmek de doğru değildir, çünkü yemekte su içen, yemeği iyi çiğneyemez. Gerektiği kadar çiğnenmemiş yemek, mideye, bağırsaklara ve dalağa zarar verir.

Yemekten 1,5-3 saat sonra su içmek daha uygundur. Zaten 1,5-3 saat sonra midenin hazmı sona yaklaşınca, yani yemek ikinci hazma hazır hale gelince, insanın su istemesi normaldir, su içmek için doğru zaman dilimi de budur. Ancak yemek kuru ise, o zaman çiğnenip, yutulan her lokmadan sonra, bir yudum su içmekte zarar yoktur. İsteyenler, yemekten sonra birkaç yudum su içebilirler.

Günde kaç saat uyumalı?

Uyku yoksunluğu sinirlilik, huysuzluk ve depresyona yol açıyor. Amerika ulusal ruh sağlığı derneği başkanı Dr. George Stephenson şöyle diyor: "İnsan sağlığı için, en az altı saat uyku'nun gerekli olduğu kanıtlanmıştır." Çoğu kişiler daha uzun uykuya ihtiyaç duyar.

Uyku yoksunluğunun insana ne gibi etkileri olabileceği hakkında, kendilerini çalışmaya adamış doktorlar, ciddi uyku sorunlarının, sık sık sinir krizine yol açtığını keşfetmiştir. Uyku, zihinsel enerji rezervlerini yine normal düzeye taşıyıp, canlılık ve sevince dönüştürüyor.

İnsan bilinci yaygın zorluklar, sıkıntılar ve gündelik hayatın talepleri ile başa çıkmak zorundadır. Bu nedenle, günlük duyusal izlenimlere - duygu bombardımanlarına bir nebze ara vermek ve hayatın ezici baskısından kurtulmak için, düzenli şekilde bilinçaltımız ile diyalog kurmak, her insan için bir gerekliliktir. Ayrıca uykuya dalmadan önce, yaşamın kargaşalarından bir çıkış yolu bulmak, daha fazla idrak, daha fazla kuvvet ve enerji için dua etmek de yararlı olacaktır.

Son yıllarda ortaya çıkan bulgulara göre, uykunun belli saat dilimleri arasında gerçekleşmesi gerekmekte - insanın biyolojik saatler çerçevesinde uykusunu almasının önemi vurgulanmakta. Biyolojik saatler çocuklar için 21:00-07:00, yetişkinler için 22:00-05:30. Bu zamanlama teorik olup, mevsimlere (güneş doğması ve batmasına) göre değişebilir.

Eğitimcilerin yaptığı araştırmalara göre, çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin uyuması gereken süreler şöyledir; Okul öncesi - lise dönemine kadar olan süreçte, bir çocuk günde ortalama 10 saat; lise ve üniversite düzeyindeki bir insanın 9 saat; yetişkin bir insanın 8 saat uyuması gerekmektedir.

Vücudun biyolojik saatini ve ritmini ayarlayan melatonin hormonu, gece 24.00 den önce uyunduğu zaman, daha fazla salgılandığı tesbit edilmiştir. Melatonin, kişiden kişiye değişse de, yaklaşık 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup, ritmini ayarlamaktır. Bunun haricinde melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi de vardır. Bu nedenle lösemi ve diğer kansere yakalananların karanlık ortamlarda yatırılmaları önemlidir. Araştırmalara göre, melatonin hormonunun yaşlanmayı da geciktirme etkisi vardır.

Kaynak:

ilimrehberi.com

Uykusuzluk:

Çoğu gençler Cuma günü haftalık çalışma düzenine paydos diyerek, "Nasıl olsa yarın iş yok" diyerek, kendilerini eğlenceye veriyor. Gece geç saatlere kadar eğlenen pek çok kişi olduğu kadar, bunu Cumartesi günü yapanlar da var. Hafta içi 4 saate kadar düşen uyku süreleri, Cumartesi ve Pazar günleri, birden 10 saate kadar çıkabiliyor, hatta daha da fazla uyuyanlar da var. Ritmi bozulan bir vücut, ne yazık ki, kısa süre içersinde yorgun düşüyor ve bağışıklık sistemi zayıflıyor.

Eğer sizde düzensiz uyuyorsanız, bedeninizin ritmi bozulmuş durumda olabilir. Hormonlarınız hangi saatte, neyi salgılayacağını şaşırır. Daha sağlıklı bir hayat için hafta içi ve hafta sonu uyku saatinizi en az 7 saat olacak şekilde dengeleyin. Uyumadan önce cep telefonunuzu kapatıp, bir kenara bırakın ve hafta sonu sabahlayıp, bütün gün uyumayın.

Cep telefonu uykuyu etkiliyor

Yatakta cep telefonu

Özellikle internet ve cep telefonu gibi alışkanlıklardan dolayı, bilhassa çalışan kesimin uyku sürelerinin düştüğü söyleniyor. Yatak odalarında televizyon, bilgisayar, ya da cep telefonu bulunması zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden, çoğu zaman bir koku ile algıladığımız, ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar, havada asılı kalır. Saatlerce havalandırsanız bile, tam olarak ortamdan süpürülmezler, bu parçaları her nefes aldığınızda ciğerlerinize çekersiniz.

Kaynak:

radikal.com.tr