Bayrak Bayrak
Free counters!

5. Boyut ve Yükseliş Belirtileri

Yükseliş Semtomlar

Şu anda bilinçli, veya bilinçsiz hareket ettiğimiz, üçüncü boyut frekans bandına bağlı olarak, belirli bir farkındalık düzeyine sahibiz.

Çok sözü edilen gizemli yükseliş, bizi frekans bantlarında bir kaymaya götüren bilinç genişlemesidir. Bilincin bireysel olarak genişlemesi, algı filtremizin netleştirilmesi, ünlü perdenin arkasına bakıp, görmekle ilgilidir. Bilincin bu genişlemesi, aynızamanda daha fazla farkındalık durumunu içinde barındır.

Hepimiz neticede enerjiyiz ve hepimiz bir titreşim frekansına sahibiz. Bu durum, tıpkı radyo istasyonları gibidir, tüm istasyonlar bizim gibi farklı frekanslarda çalışır. Farklı varoluş düzlemlerini, titreşim hızlarına göre sınıflandırırsak, her boyutun, frekansına özgü yasaları ve ilkeleri vardır.

Frekans değişimleri kaynaklı fiziksel semptomlar, birkaç yıldır tartışılmaktadır. Birçoğu, bu yükseliş semptomlarının güçlendiği algısına sahiptir, ancak az kanıt vardır.

Okuduğunuz bu satırlar, izlediğim ve sürdürmeye devam ettiğim kendi deneyimlerimdir, bunu açıkça belirtmek isterim. Bu amaçla, birkaç yıl boyunca defalarca doktorlarla görüştüm, araştırdım ve hepsinden önemlisi sağlam bir düzeyde kendi gözlemimi yaptım ve belgeledim. Bunlar genellemeler değil, bireysel deneyimlerdir.

Yükseliş nedir?

Yükseliş, daha fazla bilinç geliştirmek için algı filtremizi genişletmek ve onu temizlemekle ilgili bir uğraştır. Bedenlerimiz, yükselen frekanslara daha fazla uyum sağladıkça, yükseliş belirtileri azalmak yerine, artmaktadır. Esnek hareket etmeyi benimsemiş olanlar, açık bir avantaja sahiptir. Ancak onlarda da tıkanıklıklar olabilir.

Kulağa bu kadar basit gelen şey, son derece karmaşık, bir süreçtir. Sonuçta, daha yoğun frekans bantlarına geçmekte olan bedenlerimiz, yükseliş semptomları ile mücadele etmek durumundadır. Bu nedenle, yaklaşık 2010'dan beri aşağıdaki soruları araştırmaktayım:

-Yükseliş belirtileri nelerdir?
-Bununla nasıl başa çıkılır?
-Bu süreç, insanların anlayabileceği şekilde nasıl sunulabilir?

Eğer ilk defa yükseliş ve belirtileri hakkında bilgi sahibi oluyorsanız, bu bilgileri hemen kavramakta ve anlamakta zorlanabilirsiniz. Zira yüzyıllar boyu içimizde demirlenen ve güçlenen açgözlülük, kıskançlık, güvenç arayışı, korku, öfke, rekabet, normlar, uyum, baskı, manipülasyon, yetkisizlik, ego oyunları, güç oyunları, savaşlar, boykotlar, daha iyi, daha kötü gibi her türlü kutuplaşma, değerlendirmeler, yargılar, yorumlar, kınamalar, küçümseme, gölgeleme ve oyalama gibi dramlarla hayat sürdürmeye çalıştık. Yıllar boyu yükseliş ve yan etkileri ile uğraşmak zorunda kalmadık, her şey yolundaydı.

"Her şeye rağmen üçüncü boyut, kendi başına fena değil".. diyerek bu boyutta sıkışıp kalabilirsiniz ve çoğu kişinin yaptığı da budur.

Maddenin kendisi bu konuda bir şey yapamaz. Maddeyi abartan ve onu kötüye kullanan biz insanlarız. Maddeyi seçmedik - ama madde frekansını değiştirebiliriz. Frekansımızı değiştirmek, ve titreşimdeki artış, bilinç değişimidir, bu içimizde gerçekleşir.

Dördüncü Boyut - Ara Frekans

Üçüncü boyuttan, dördüncü boyuta geçişte bir süre mola vermemiz gerekiyor, orada içimizde gerçekleşen bir farkındalık süreci başlıyor. Dördüncü boyut bir ara frekanstır, hedef 5.ci boyuttur. İlerleme sağlamak için bu boyuta ihtiyacımız vardır.

Dördüncü boyut değişken bir frekanstır, bu frekans bandının birçok alt aralığı vardır. Burada alışık olduğumuz lineer zaman değil, farklı zaman çizelgeleri geçerlidir. Geçmiş, gelecek, hepsi, aynı anda var olur. Aynı şey Uzay için de geçerlidir.

Bu boyutta da fiziksel olarak var oluruz, ancak daha hafif bir hücresel yapı ile. Bu nedenle, 3.cü boyut gövde değişikliklerinden geçerken, daha hafifleriz, bu nedenle yükseliş belirtileri ortaya çıkar.

Bilinçsiz kişi, başka bir frekans bandında iç ve/veya dış uyaranlara dikkat edemeyen kişidir. Bilinçli olmak, kendi frekans bandındaki uyaranları algılaması ve bunlara tepki vermesi anlamına gelir.

Bilinçli olmadan, anlamlı bir yaşam olmaz. Farkında olmadan hayatı şekillendirmek mümkün değildir. Bilinç, sürekli gelişen bir şeydir. Her şeyi bilemeyiz ama, farkındalık yoluyla herşeyin gerçekliğini önemli ölçüde şekillendirebiliriz. Farkındalığı bu kadar ilginç kılan da budur.

Aynı anda hem gözleniriz, hem de gözlemciyiz. Bu soyut kuantum-teorisine girmeksizin, gerçekler temelinde de kanıtlanabilir. Bu varsayım, kendi realitenizi şekillendirmede faydalı olacaktır.

5. Boyutta yaşayanlar, 3. Boyut ile rezonansta değildir, ama onun farkındadır. Telepati, telekinezi ve teleportasyon gibi iletişim biçimleri doğal hale gelmiştir. Sevgi ve bolluk fiziksel olarak daha çabuk tezahür eder. Yüksek benlik, fiziksel bedenimizin bir parçası ve birlik içinde ortaya çıkar. Aynı zamanda kendimizi birey ve büyük resmin bir parçası olarak tanırız.

Burada aslında kim olduğunuzu hatırlarsınız. Doğruluk ve kalıtsal yüklerden arınmış olmak, bu boyutta olmanın şartlarıdır. Erkek ve dişi bir arada dengelidir. Polariteler çözülmüş, cinsellik yeni bir boyut kazanmıştır. İç ve dış artık birbirinden ayrılmaz. Dolayısıyla ne statüye, ne prestije, ne de savaşmaya ihtiyaç duyulur.

Hermetik İlkeler

Boyutların bilgisine ek olarak, Hermetik İlkelerle (genellikle manevi yasalar olarak da anılır) kısaca ilgilenmek anlayışımıza yardımcı olabilir;

  • 1.Dünya düşlediğiniz gibidir, ya da düşünce ve duygularınız realitenizi şekillendirir. (Maneviyat prensibi).
  • 2.Yukarısı gibi, aşağısı - içerisi gibi, dışarısı; Enerji dikkati takip eder - dikkat enerjiyi takip eder (Benzerlik, ya da rezonans prensibi).
  • 3.Her şey akış ve hareket halindedir, çünkü her şey enerjidir. Hepimiz birbirimize bağlıyız, bu şekilde uyum, denge, ahenk oluşur (Titreşim ilkesi).
  • 4.Her zaman oluş ve bir bitiş (gel-git) ve ilahi bir zamanlama vardır (Ritim prensibi, değişim ve döngü ilkesi).
  • 5.Her şeyin iki tarafı - kutbu ve zıt'ı vardır. Zıtlar kendi doğadasında aynıdır, ancak derecede farklıdır. (Kutupluluk ilkesi)
  • 6.Sebep ve sonuç birbirinden ayrılamaz, her deneyimin bir itici gücü vardır. Tesadüf, olması gerektiği için başınıza gelir (Neden - Sonuç ilkesi).
  • 7.Erkeklik ve kadınlık herkeste ve her şeyin içinde mevcuttur. Denge, hayat akışını belirler. (Cinsiyet prensibi ve Yaratılış ilkesi).

* * *

İlkelerin bilgileri ve uygulaması, hayatı daha akıcı ve kolay hale getirmeye yardımcı olur. Bizi Bir'liğe taşıdığı için, yaşam dansını mümkün kılar ve doğrudan teşvik eder. Esas olan Manevi/ Dünyevi ilkeleri anlamak/ kavramak ve her iki prensibi yaşama dahil ederek yükseliş semptomları'nı hafifleştirmek'tir.

Yükseliş belirtileri

İnsan formunun kas ve iskelet yapısı yeniden hizalanarak, daha yüksek miktarda ışığı kucaklamak için hazırlanmaktadır. Bu olay, yaşayan kişi için sık sık ağrı ataklarına neden olabilir. Yeniden hizalanma başarılı şekilde gerçekleşip, vücut dengelendiğinde, sona ermesi bekleniyor. Bedenlerimiz karbon gövdeden kristal gövdeye geçiş aşamasındadır. Bu konu ile ilgili çeşitli literatür mevcut'tur, ancak oldukça yüzeysel ve henüz düzgün yapılandırılmış değildir. Aşağıda, yön tayin etmenize yardımcı olabilecek bir yapı sunmaktayım. Burada kendi semtomlarınızı bir bakışta bulabilir, ama bulamayabilirsiniz de, çünkü her insan çok özeldir, bu nedenle farklı semptomları olabilir.

Listede ayrıntı ve herhangi bir önem sırası yoktur, buna nasıl yaklaşıldığı bireyin kişisel sorumluluğudur. Tüm tıbbi bakış açılarına yer vardır. Bunu idrak ettiğinizde, ruhsallığa doğru bilinç devriminde bir adım atmış olursunuz. Çünkü açıkça reddettiğiniz şey, henüz şifa görmemiş ve içinizde bütünleşmemiş olabilir.

Baş dönmesi, dönüşümün en yaygın semptomlarından biridir. Başınız döndüğünde, eski şablonlar söküldüğünde, biraz karışık veya şaşkın hissedebilirsiniz. Aşamalar arasında topraklama zor olabilir. İyi haber şu ki, bu aşamalar uzun sürmez. Ayrıca, kendi evrimsel sürecinizin iyi ilerlediğini bildirmek için kilometre taşı görevi yapar.

Fiziksel oryantasyon bozukluğu.
İki farklı dünya arasında yürüme hissiyle kafanız karışmış hissedeceksiniz. Bilinciniz yeni bir enerjiye geçerken, bedeniniz geride kalmış gibi hissedersiniz.

Baş ağrısı, özellikle kafa tepesinde ve alında.

Gizli mide bulantısı - Genellikle baş dönmesi ve/veya gıda intoleransı ile tetiklenir. Bu böyle olabilir, ancak genellikle frekans farklarının tetiklediği bir uyuşmazlıklar sorunudur.

Vücutta titreşimler, genellikle hafif tüyleri diken diken eder, ya da karıncalanma hissiyle ifade edilebilir.

Kulak çınlaması Beyinde yeniden yapılanma ile ilgili. Lütfen normal kulak çınlaması ile karıştırmayın. Zil sesinin yüksek mi, alçak mı ve ne zaman ve ne sıklıkla ortaya çıktığını araştırın.

Uykusuzluk, uykuya dalma sorunları ve uyku kesintileri, saat 3'ten sonra uyanma ve tekrar uyuyamama. Neredeyse semptomlar arasında klasik hale gelmiştir.

Sırt ağrısı. Enerji değişimleri nedeniyle boyun, omuz ve omuriliğini içerir.

Duygusal düzeyde değişiklikler ve istikrarsızlık. Derin keder hissetmek, kendinizi geçmişinizden gelen deneyimlerden kurtardınız anlamına gelebilir.

Görünürde bir sebep olmaksızın ağlamak. Bu, daha önce bahsedilen enerjiyi serbest bırakmanın fiziksel bir yoludur.

Güçlü duygusal rüyalar. Doğal afetleri, zulümleri hayal etmek normaldir. Eski enerjiyi (bilinçaltına gömülü) yeni ve gelişmiş bir enerjiyle yenilemek için salıveriyorsunuz, eski enerji kâbuslar adı verilen bu rüyalarla kendini gösterir.

Kendinizle konuşma. Kendinizle daha sık konuşacaksınız, içsel varlığınızla iletişim seviyesi. O daha yüksek bir seviyeye ulaşır ve sezgisel hale gelir.

Coşku kaybetme. Tutkunuzu kaybeder ve hiçbir şey yapmak istemezsiniz, bu sürecin bir parçasıdır. İstenmeyen bir şey yapmamak için kendinize zaman ayırın.

Yalnızlık hissi. Daha fazla insanla çevrili olsanız bile, yalnız kalmak istersiniz. Kalabalıkları sevmiyorsunuz. Çünkü rehberleriniz gitti. Böylece kendi zamanınız olur ve enerjiyi yenileyebilirsiniz. Boşluk, yeni bilincinizin sevgisi ve enerjisi ile dolar.

Eve dönmek istemi. Başlangıçlarınıza geri dönmek için büyük arzu duymanız. Bunun nedeni, hala bedeninizde olmanıza rağmen, karmik döngülerinizi tamamlamış olmanız. Yeni bir hayata başlamaya hazır olmanızdır.

Vücudu ağırlaştıran yorgunluk. Gün içinde aniden ortaya çıkar. kurşun ağırlığındadır. 3. göz bölgesinde sıklıkla baş ağrısıyla birleşir. Çoğu zaman, vücudun o an için yetişemediği ve kapandığı titreşim artışlarında olur.

Hızlıca ard arda ısı ve soğuk. Dışarıdaki normal iklim sıcaklığına rağmen. Bunun hücre adaptasyonu ile ilgisi var.

Eklem ağrısı. Eklemler ikincil çakralar ve kendilerini yeniden ayarlayan enerji merkezleridir.

Birden oluşan kalp çarpıntısı. Kalp çakrası açılmakta; göğüste geçici, açıklanamayan bir basınç oluşur. Kalp çakrası titreşimi değişir.

Birden ortaya çıkan dolaşım sistemi sorunu. Birden çıkan ve kısa süre içinde kaybolan dolaşım sistemi sorunları; buna kalp çarpıntısı ve/veya alışma eşlik edebilir. Bazen iki zaman çizgisi arasında sıkışıp kalınır ve/veya bir frekans bandından diğerine anlık geçişler olur; özellikle geçişin kenarlarında vücudun üstesinden gelmekte zorlandığı durumlardır.

Grip benzeri semptomlar. Saat başı soğuk algınlığı ve kısa süreli, açıklanamayan göz yaşları, ya da saat 3'ten sonra uyanma gibi. Vücudun temizlik çalışmasıdır.

Sırt ve omuz bölgesinde ağrı. Kundalini enerjisi, yıllarca bilinçsiz strese dayanan düğümlerin gevşemesi de olabilir.

Boğazda tıkanma veya yumru. Daha önce boğaz ağrısı, veya gırtlak sorunu olmamasına rağmen, kısa süreliğine boğulma nöbetlerinin eşlik ettiği aşırı öksürük dürtüsü. Boğaz çakrası açılır - özellikle daha fazla güçlük çeken kadınlarda görülür.

Diş ağrısı (Dişlerde bir sorun olmamasına rağmen). Dişler sözünü geçirme kabiliyetini temsil eder. Bu çok sorgulanıp, kontrol edilir.

Kaşıntı. Artık iyi olmayan şeyleri cilt üzerinden dışarı atar. Deri, dışarıdaki fiziksel sınırımızdır. Burada da değişim yaşanıyor.

Yoğun asitlenme. Hücre yapısı değiştikçe artan hücre döngüsü nedeniyle olur.

Konuşmada sözcükleri aramak ve konuşmada biraz kaybolmuş gibi hissetmek. Boğaz çakrası kendisini yeniden düzenler. Genellikle birkaç boyutun üst üste gelmesi ile kişi konuşmaya konsantre olmakta zorlanır. Bu unutkanlık değildir, bu boyutlar arasında yüzüş'tür.

Zaman duygusunu kaybetmek. Ya hayat hızlı hareket eder, ya da saatler eksikmiş gibi algılanır. Bildiğimiz zaman çizelgeleri çökmektedir, zaman anlayışımız kendini yeniden düzenler. Yüksek frekanslarda lineer zaman ve uzay yoktur.

Duygusal hız treni içersinde gibi hissetmek. Haklı bir açıklaması olmadan, çoğu zaman derinlerde ve uzun zaman önce yatan ve rasyonel olarak açıklanamayan maksimum enerjiler nedeniyle bilinçaltında birçok şey çözülmektedir.

Orada değilmiş gibi hissetmek, yani yeterince topraklanmamak. Bu özellikle 3. boyutta sizi rahatsız eden bir olay üzerine güç kazanır, artık enerjilere dayanamazsınız ve bilinçsizce (oradan) kaçarsınız. Topraklanma, yükseliş sürecindeki en önemli görevlerden biridir, çünkü varlığımız bazı parlak yüksekliklerde değil, burada bu dünyada gerçekleşmektedir.

3. göz (Alın çakrası) giderek daha fazla açılmakta; hipofiz bezi değişmekte. Semtomu iki göz arasında bir süre az şiddette algılanan gerilim ve ağrı. Durugörü sağlayan epifiz bezi'nin kireçlenmesi temizlenir ve büyümeye başlar. Daha fazla algı yeteneği devreye girmeye başlar.

Epifiz Bezi. Bir zamanlar 3cm büyüklüğündeydi, ancak şimdi 3-5 mm'ye kadar dejenere oldu. Değişim başladığında, bu doğal olarak baş ağrılarına ve değişken gündüz-gece ritmine yol açmakta. Epifiz bezi Işığa karşı çok hassas ve karanlıkta melatonin üretmektedir. Çocuklar yetişkinlerden daha erken uyudukları için, daha yüksek melatonin seviyelerine sahip olur, rüyalara ve duyu dışı algılara daha duyarlıdırlar.

Her türden ilişki gitgide daha tutarsız hale geliyor ve bunu gerçekten rasyonel ve geleneksel olarak açıklayamıyorsunuz. Frekanslar artık uyuşmadığı için rezonans gitgide azalıyor, bu durum işinizi, ortaklıkları, aile ilişkilerini, hem de arkadaşlıkları etkileyebilir. Farklı frekanslar nedeniyle, kelimenin tam anlamıyla artık birbirinizi anlayamıyorsunuz. Bu tartışmalara ve ayrılıklara yol açabilir. Aynı şey ruhsal çalışmada daha önce kanıtlanmış araçları için de geçerlidir. Artık eskisi gibi işe yaramıyorlar. Çoğu zaman elinizde uygun, yeni bir şey kalmamıştır. Eski deneyimlerinize göre mükemmel şekilde uyum sağlayan yeni enstrümanlar ortaya çıkana dek, boş bir zamana dayanmanız gerekebilir. Danışmanlar için, kendilerini ve çalışmalarını düzenli olarak sorgulamaları ve güncel olup olmadıklarını kontrol etmeleri için fırsat olabilir.

Gıda intoleransları (mide ağrısı, gaz şikayetleri, şişkinlik ve de kramplar) büyük ölçüde artıyor. Eskiden yediğiniz gıdalar ve yeme alışkanlıkları artık kendi frekansınıza uymuyor. Bu genellikle alerjiler altında “rezerve edilir”. Halbuki İnsanlar ve yiyecekler arasındaki frekanslar artık uyuşmuyor. Bu bir uyumsuzlukla sonuçlanıyor.

Açlık hissinde değişiklik. Çok yemek yediğiniz zamanlar vardır, kilo alıyorsun, çünkü frekanstaki değişiklik nedeniyle vücudun daha yüksek bir enerji döngüsü var. Ama sonra iştahın kesiliyor. Bunlar entegrasyon süreleridir, bu süre içersinde genellikle kilolar kaybolur. Fiziksel bedenin zorlandığı bir zamanda diyet yapmak, en büyük saçmalıktır. Ancak yeni frekanslara uyum sağlamak açısından diyette değişiklik yapılması önerilir.

Korpus kallozum, beynin iki yarısı arasındaki "bağlayıcı ışın" olan korpus kallozum, tekrar daha geçirgen hale geliyor ve iki yarı arasında bir köprü görevi görmekte. Bu, farklı düşünme biçimi yaratmakta. Bilginin çok daha hızlı işlenmesine izin verdiği için, düşünme şekli de değişiyor.

Beyin dalgaları değişiyor bir dizi başka faktörle birlikte, daha yüksek bir bilinç düzeyine doğru yol alıyor. Bu aynı zamanda algılama yeteneğini de değiştiriyor.

Tabiatta aura algılama yeteneğini geliştirmek. Bu, 4D ve 5D arasında geçiş yapıldığında olur. Algı genişlediğinde, daha önce bilinmeyen ve görülmeyen yönler ortaya çıkar. Bu korkutmamalı, hatta cesaretlendirmelidir. Duyularımızla bilinçli olarak ancak %5 kadarını algılarız. Ama kalan %95 de orada. Belli bir bilinç durumundan kendilerini göstermeye başlarlar.

Bu yükseliş semptomlarının tüm insanlarda birbirine benzer şekilde ve aynı anda ortaya çıkması beklenmemelidir. Birçok semptom, Dünya'nın manyetik alanındaki değişim, güneş patlamaları, plazma akışları, gama dalgaları, foton akışları vb. ile el ele gider. Bu arada, bu saf fiziktir ve artık çeşitli web sitelerinde konu ile ilgili bilgiler bulunmaktadır.

2019'dan bu yana 5. frekans bandının titreşimlerine - yani 40 Hz - 110 Hz - giderek daha fazla adapte olduğumuzdan, birçok insan bu semptomları daha çok hissetmektedir. Daha yüksek frekanslı fazlar arasındaki aralıklar kısalmaktadır. Aylık ve haftalık enerji dalgaları ise 2022 yılında günlük dalgalara dönüşmüş ve sanki bizi yukarılara itmektedir.

Vücut yüksek frekanslara adapte olmuş olsa bile, ara sıra zorlanır. Birçoğu bitkin ve bunalmış durumda, ne istediğini dahi bilmiyor. Bazen eski yaşantısını geriye isteyenler var ve bazıları da frekans bantları arasında sızlanıyor, barış ve sessizlik diliyor. Ancak içsel çalışmanızı yapmadıkça - kendinize hakim olmadıkça, ışık parlamasını bir fırtına olarak yorumlayabilir, ve onu fark etmeyebilirsiniz. Dışarıdan bir destek gelmesi güzel - ama kendi çalışmanız meyve vermezse, destek de başarılı olmayabilir.

Söyleyebileceğim şu ki, dalgalardaki yükseliş yıllardır devam ediyor ve 2022 dalgaları kalıcı bir özellik haline geldi. Bu nedenle, kendinle uğraşırken farkındalık esas olmalı. İşte size birkaç tavsiye:

Düzenli olarak doğaya çıkmanın faydalı olduğu kanıtlanmıştır.

Topraklanma çok önemli. Telaşa gerek yok, dinlenin, sessiz olun, duraklayın, yavaşlayın. Daha az yap, bilinçli yap - bu aynı zamanda başarı, memnuniyet ve içsel tatmin getiren bir yol olabilir.

Su da vakit geçirmek iyidir. Uzun olması gerekmiyor. Suyun tahliye-temizleyici etkisi vardır. Bu konuda fazla bir şey yapmanıza gerek yok. Cüruflarınızı nazikçe emer.

Kendiniz için günlük düzenli mola verin ve kendinize içinize dönün. Sessizlik anları, küçük meditasyonlar, çaba harcamadan öğrenilebilir. YouTube'da birçok öneri var, bir göz atın.

Benzer düşünen insanlar arasında olmak hoşunuza gidiyorsa neden olmasın? Herkes kendi zevkine göre.

Evim nefes alıyor mu?.. diye sorun ve kendinizi dinleyin. Karmaşık olsa bile, sonra harekete geçmeli ve değişikliği somutlaştırmalısınız. Birçok durumda, küçük değişiklikler ile tutarlılık duygusu kurulabilir.

Asla olmayacak bir şey için endişelenmek yerine, burada ve şimdi daha fazla yaşayın. Buna günlük rutinin sorgulanması ve gerekirse yeniden tasarlanması dahil edilebilir.

Zaman yeni nitelik kazandıkça, çalışma saatleri de sorgulanmalı ve 12 saat ve üzerine çıkartılmamalıdır. Bu kaliteli çalışmanın hangi zaman diliminde mümkün olduğunu bulmakla da ilgilidir.

Yeme içme ve hijyen

Konu “yeme-içme” olduğunda, tavsiyelere dikkat edin. Genel olarak etsiz oruç, yıllardan beri bana yardımcı oldu. Bu artık benim “yeni ritmim” haline geldi. Hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum ve yine de ölçülü ve yüksek kalitede tüketilen her şeyin, benim için uygun bir kılavuz olduğunu düşünüyorum.

Genelde düzenli ve orta düzeyde kuvvet egzersizlerine değer veririm. Bu, çeşitli formlarda yoga olabileceği gibi, tempolu yürüyüş ve egzersizler de olabilir. Burada da yine sizin için en iyi olanı deneyin. Ve bu her an tekrar değişebilir. Esnek kalın, açık ve meraklı olun - çeşitlilik bir sır olsun.

Zihinsel hijyen öneririm. Bu sana ne yapar? Her şeye tepki vermek zorunda mısın? Nerede takılıp kalıyorsun? Buna ve şuna neden bu kadar üzülüyorsun? Kendini kiminle kuşatıyorsun? vb. Bu genişleyen sorularla yaratıcı olun. Örneğin, düzenli olarak günlük gözlemler yazın. Zihinsel olarak nereye gittiğinizi, aklınızda ne olduğunu görmeye yardımcı oluyor. Sonra gerekirse düzeltin..

Kendinizi yargılamayı bırakın, sadece duruma EVET deyin, derin bir nefes alın ve bir tepkinin buna değip değmediğini, veya devam etmenin daha yararlı olup olmayacağını düşünün. Eğer başınıza bir talihsizlik gelirse, canınız ve uzvunuz tehdit edilmediği sürece kabullenin. Bir tutam mizah ve şükranla, daha kötü bir şey olmadığına şükrederek - birkaç kez derin nefes alın ve yolunuza devam edin.

Dürtülerle hayal gücünüze ve yaratıcılığınıza ilham vermek istiyorum. Hapishane kampında, korkunç bir zamanda yaşamıyoruz. Hayır - insanlığın en heyecan verici zamanlarından birinde yaşıyoruz. İşlerin nasıl devam edeceğini tam olarak bilemesek de, bu süreçte yadsınamaz olan şey, açıklık ve doğruluğun insanların seçim yapmasına yardımcı olmasıdır, ancak tercih sizindir.

Olaylar ve zaman oldukça hızlı ilerliyor, 24 Saat'i, şu an için 12 saat olarak algılıyoruz. Bu süre daha da kısalıp, birden duracaktır, zamansızlığa hoş geldiniz :-)

İletişimini kaybettiğiniz birini özlüyorsanız ona sevgi gönderin, çünkü mesajınız kesinlikle ulaşacaktır, hiçbir şey ve hiç kimse ulaşılmaz değildir. Birlik ve beraberlik gücümüz giderek daha kullanışlı hale geliyor.

Bir dizi denemede, bir dizi somut alıştırma önerdim. Okuyun ve kalbinize hitap edeni alın kullanın. Her yaş grubu için bir şeyler var. Bu süreçte hakikati yaşamak, ve onunla uğraşmak size iyi gelir. Nihayet asıl hadisenin ne zaman gerçekleşeceği konusunda hüsnükuruntulara saplanıp kalmayalım.

Bu arada, her şey zaten yüksek frekans bantlarında oldu. Sizin için doğru olan frekans bandını ayarlayın. Her durumda, hasat bol olduğu için buna bağlı kalmaya değer.

Profesör Dr. Andrea Riemer
www.andrea-riemer.de

Profösör D. Andrea Riemer

Portait - Andrea Riemer: Bilimci, güvenlik ve strateji danışmanı. 25 yıllık uluslararası kariyerin ardından, iş idaresi doktorası ve askeri bilimlerde *habilitasyon; olağanüstü onursal Profesör. Şiir felsefesinde 2012 varoluşsal yaşam sorularından deneyimli kitap yazarı ve öğretim görevlisi.

*Habilitasyon=Bilimsel bir çalışmanın hazırlanması yoluyla üniversitelerde profesör olarak ders verme lisansının alınması.

Kaynak:

https://spirit-online.de/aufstiegssymptome-und-bewusstseinsrevolution.html