Karakter - Tanımlama
1. Bir nesnenin,
bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran
temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen
ana özellik, özyapı.
2. Bir kimsenin ya da bir insan grubunun tutumu; duygulanma,
davranış biçimi. Üstün manevi özellik.
3. Bireyin kendi kendisine egemen olmasını, kendi kendisiyle
uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve eylemlerinde tutarlı,
sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü.
4. Basımda harf türü.
5. Bir yapıtta duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan
kimse.
6. Kişiliğin, topluma ve toplumsal değer yargılarına, toplumun
da bireye verilmiş olduğu değere göre ortaya çıkan yanı.
İçinde yaşanılan toplumun değer yargılarından, eğitim anlayışından,
sosyo-ekonomik özelliklerinden etkilenerek biçimlenir. Örneğin,
dürüstlük, yalancılık, yardımseverlik, yurtseverlik, zalimlik
ağırlıklı olarak karakter özellikleridir.
Karakter ve Kişilik
Karakter, aile,
okul, çevre, çocukluk çağından itibaren gelişmeye, biçimlenmeye
başlar ve içinde yaşanan toplumun değer yargılarının benimsenmesi
ile şekillenir.
Karakterin gelişmesi ve biçimlenmesine ilişkin değişik ruhbilim
ve toplumbilim öğretileri bulunmasına karşın, bunların hepsi
karakterin oluşmasıyla üstbenliğin ve vicdanın oluşması
arasında sıkı bir bağlantı olduğunu vurgulamışlardır. Çocuklukta
başlayan özümleme, benimseme ve özdeşleşme süreçleri sonunda
oluşan vicdanın niteliği ve niceliği, aynı zamanda karakterin
de nitelik ve niceliğini saptar.
Çocukluk dönemindeki yetersizlikler, çatışmalar, karmaşalar,
olumsuz çevre koşullarıyla birlikte, “karakteropat”, “sosyopat”,
“psikopat” denilen kişilik yapılarının ortaya çıkmasına
neden olur. Bu kişiler, bütün yaşamları boyunca, kendi iç
dünyaları ve çevreyle sürtüşme ve çatışma içinde olduklarından,
daima toplumun değer yargılarına ve ahlak kurallarına ters
düşen davranışlar sergilerler.
İnsan, diğer insanların değer yargılarını aynen kopyeleyip,
belli durumlarda taklit etme ihtiyacını duymaz. Benimsediği,
kendisi ile bütünleştirdiği değerleri ile ilgili durumlarla
karşı karşıya kaldığında, kendine özgü biçimde uygular.
Bu tür davranışlarda ve karakter özellikleri arasında tutarlılık
vardır, örneğin insan, hem dürüst, hem yalancı olamaz.
Benimsenen değerlerle davranışlar arasında uygunluk varsa,
kişi karakter sahibidir. Halk arasında “özü sözü bir”,
“sözü sazına uygun”, “sözünün eri” gibi deyimler,
karakter sahibi insanın özellikleridir. Benimsenen değerlerle
davranışlar arasında uyumsuzluğun olması, karaktersizliğinin
göstergesidir. Bu tür insanların davranışlarında tutarlılık
yoktur. Halk arasında da “bir sözü bir sözünü tutmaz”,
“ipiyle kuyuya inilmez” gibi deyimler, “yalancı”
, “sahtekâr” , “iki yüzlü” gibi terimler,
bu tür insanlara duyulan güvensizliği belirtir.
Dürüstlük, hoşgörü, sabırlılık gibi özellikler karakter
özelliğidir, zeki, yetenekli, coşkulu, içe dönük, otoriter,
kavgacı, girişken gibi özellikler, kişilik özelliğidir.
Kişilik nedir?
Kişilik, latince
"personality" karşılığıdır. Aktörlerin kullandığı maske,
persona’dan gelir. Kişilik, insanın bütün ilgilerinin, yeteneklerinin,
konuşma biçiminin, tavırlarının, görünüşünün ve çevresine
uyum biçiminin özelliklerini kapsar. Bu bakımdan bir insanı
diğer insanlardan ayıran, onu farklı yapan, insanı kendisi
kılan, bütün özellikleri içerir. O halde kişilik (şahsiyet)
bir insanın kendine özgü özelliklerinin ortaya koyduğu hal,
hareket, tavır olarak tanımlanabilir.
İnsanın kişiliğinin parçası olan bazı etkinlikleri, tutum,
davranış, görünüş vb başkalarınca gözlenip değerlendirilebilir.
Kişiliğin dışa yansıyan bu yanı, objektif (nesnel) yanını
oluşturur. Kişiliğin duyuş, düşünüş gibi içsel etkinlikleri
de vardır. Bunlar kişinin kendini tanıdığı, değerlerdirdiği,
benlik bilincinin oluştuğu sübjektif (özel) yanını oluşturur.
Kişiliğin objektif ve sübjektif görünüşleri birbirinden
ayrı düşünülemez. Duyuş, düşünüş, ilgi, yetenek, davranışları
ve diğer tarafta görünüş, mimik, jest ve çevreye uyum biçimi
vb. Yani kişilik, sübjektif ve objektif görünüşlerinin
bütünlüğüdür.
İyi karakter oluşturmakta, "özeleştiri"yi en önemli faktör
olarak görmek gerekir. Özeleştiri yapılmadığı sürece, prensip
edinmek istenen iyi huy'lar belirlenemez, hayata geçirilemez,
bu yüzden kişi kendisini geliştiremez.
Kişi, kendi davranışlarını gözden geçirebilmesi için, her
şeyden önce, gerçekleri saptırmadan, değiştirmeden, kabul
etme olgunluğunu gösterebilmelidir. Yani önce gerçekci bir
yaşam tarzı benimsenmelidir. Kişi sanki kendi bedeninden
çıkıp, (kendini) başka birisini üçboyutlu görerek değerlendiriyormuş
gibi, düşünce, duygu, inanç ve davranışlarını belli bir
gerçeklik şablonu içine yerleştirerek, test etmesi, denemesi
ve değerlendirmesi gerekir.
Öz-eleştiri ve iyi karakter, mutluluğun ve huzurlu yaşamın
anahtarıdır. İyi karaktere sahip kişi, ailesinde, okulda,
iş yerinde, çevresinde, önyargısız, ve objektiftir. Verdiği
kararlar ile sayılan ve sevilen kişiliğe sahiptir.
düşündürücü yazılar
anasayfa
|