Bir hayvan barınağından gelen mektup

Hayvan barınaklarının arka planı
İnsana faydası olmayan gereksiz Hayvan deneyleri

Hayvan barınaklarının arka planı

Köpek barınağı yönetiicisinden uyarı

Aşağıdaki mektup Amerika – Kuzey Carolina’daki bir hayvan barınağının yöneticisinden gelmiş. Okuduktan sonra çok etkilendim, sizlerle de paylaşmak istedim. (Yazan: Yorks, 10 Mayıs 2012)

Ben bir Hayvan barınağı yöneticisiyim. Sizlere bir barınağın arka planında olan bitenleri anlatmak istiyorum, umarım sesimi duyarsınız. Öncelikle, siz üreticiler ve satıcılar, hepiniz bir gün dahi olsa, bir köpek barınağında çalışmalısınız. Belki o gözlerdeki kederli, acı dolu, hüzünlü ifadeyi görürseniz, tanımadığınız ve hiç tanımayacağınız insanlar için köpek üretmekten ve satmaktan vazgeçersiniz.

Az önce sattığınız küçük şirin köpek yavrusu var ya, büyüyüp de artık “küçük şirin köpek yavrusu” olmadığında, büyük olasılıkla benim barınağıma düşecek. İster safkan olsun, ister olmasın, ister sahibi tarafindan terkedilmiş olsun, ister başıboş olsun. Barınağa bırakılan bir köpeğin %90 olasılıkla o barınaktan yürüyerek çıkmadığını biliyormuydunuz?

En çok duyduğum bahane; “Taşınıyoruz ve köpeğimizi (ya da kedimizi) yeni evimize götürmemiz mümkün degil.”

Gerçekten öyle mi?

Ya da “Büyüdüğünde, bu kadar iri olacağını bilmiyorduk, kocaman oldu”.

Bir Alman Çoban Köpeğinin ne kadar küçük kalmasını bekliyordunuz ki?

“Ona fazla zaman ayıramıyoruz”

Öyle mi? Ben günde 10-12 saat çalışıyorum ve 6 köpeğime de zaman ayırabiliyorum, isteyince bu mümkün oluyor.

“Bahçeyi birbirine katıyor”.

Onu evinize alıp, ailenizin bir parçası yapmayı denediniz mi hiç?

Köpeklerini bırakırken, insanların söyledikleri diğer bir argumen de şöyle; “Biz ona yeni bir yuva bulmakla uğraşamıyoruz, ama eminiz ki barınakta birileri onu sahiplenecektir, çünkü o çok iyi bir köpek”

Büyük bir olasılıkla köpeğiniz barınaktayken yeni bir yuva bulamayacak!

Bir barınakta yaşamanın ne kadar zor olduğunu bilir misiniz?

Siz köpeginizi barınağa bıraktıktan sonra, yuva bulmak için en fazla 72 saat zamanı vardır. Eğer barınakta yeterince boş yer varsa, ya da köpeğiniz sağlıklı kalmayı başarırsa, bu süre belki birkaç gün daha uzayabilir. Eğer üşütür ve nezle olursa, oracıkta ölüverir.

Köpeğiniz, havlayan ve ağlayan 25 diğer hayvanla birlikte daracık bir bölmeye tıkıştırılacaktır. Son derece depresif olacak, kendisini terkeden aileyi düşünerek, durmadan ağlayacaktır.

Eğer köpeğiniz şanslıysa, o gün barınağa köpekleri gezdirmek için yeteri kadar gönüllü insan gelir. Eğer yeteri kadar gönüllü insan gelmezse, köpeğiniz hiç kimsenin ilgisini çekmez, kimse onun için bir şey yapamaz. Kapısının altından uzatılan bir kap yiyeceği, ya da kocaman bir vakumlu hortumla atıklarının temizlenmesini saymazsak tabii.

Eger köpeğiniz iri ve sert ırklardansa, (Pitbull, Rottweiller, Mastiff vb), neredeyse barınaktan içeriye girdiği anda ölmüştür zaten. Bu cins köpekler asla yeni bir yuva bulamazlar. Ne kadar “şirin”, “akıllı” ya da “iyi huylu” olurlarsa olsunlar, farketmez.

Eğer barınak doluysa ve köpeğiniz ilk 72 saatte yeni bir yuva bulamadıysa, yeni gelecek köpeklere yer açmak için imha edilir. Eğer barınakta yeteri kadar boş yer varsa, köpeğiniz talep gören ırklardan biri ise, imha süresi birkaç gün daha ertelenir.

Çoğu köpek, birkaç gün içinde, yaşadığı bölmeyi korumak için tavır geliştirir. Takındığı saldırgan tutum nedeniyle de imha edilir. En masum, uysal ve sakin köpekler bile bu tavrı geliştirirler.

Köpeğinizin bu engelleri aştığını varsaysak bile, kulübesinden dışarıya çıkmadığı için, birkaç gün içinde öksürmeye başlayacak, ya da üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanacaktır.

Barınakların her köpek için tedavi sağlayacak bütçeleri yoktur, bu nedenle hastalanan köpeğinizin imha edilmesi kaçınılmazdır.

Köpeklerin nasıl uyutulduklarını anlatmamı ister misiniz?

Önce, köpeğiniz kafesinden tasmayla alınacak. Sevinerek kuyruğunu sallamaya başlayacak, çünkü gezmeye götürüldüğünü sanacak. Ölümün kokusu mu var, bilmiyorum, oraya giden ruhları mı hissediyorlar bilmiyorum, ama orada benim anlayamadığım bir şey var. İstisnasiz her köpek, o kapıdan içeri girmemek için inanılmaz bir direnç gösterir.

Köpeginiz önce bağlanacak, ne kadar güçlü olduğuna bağlı olarak, 1 ya da 2 veteriner teknisyen tarafindan sıkıca tutulacak. Sonra "ötenazi" teknisyeni ya da veteriner işleme başlayacak. Köpeğin ön ayağında bir toplardamar bulacak, öldürücü dozda pembe sıvıyı damara enjekte edecek.

Umarım köpeginiz bağlı oldugu için panikleyip, aniden bacağını çekmez. Ani hareketlerde bacağı delip geçen iğneler gördüm ben. Fışkıran kandan, kıpkırmızıya boyanan duvarlar gördüm. Kulakları sağır edecek çaresiz çığlıklar duydum. Hepsi hemen oracıkta “tatlı bir uykuya dalmaz”, bazen bir süre kasılırlar, solukları kesilir. Nefes almaya çalışırlar, kendi üzerlerine dışkılarlar.

Herşey sona erdiğinde, köpeğinizin cesedi, barınağın arkasında çöp gibi toplanmayı bekleyen, diğer köpeklerin cesetleri üzerine istiflenir, tıpkı yakacak odunlar gibi.

Sonra ne olur dersiniz? Yakılır mı? Çöpe mi atılır? Başka evcil hayvanlar için mamaya mı dönüştürülür? Bilemezsiniz, hatta hayal bile edemezsiniz, zaten bilmek de istemezsiniz. Nasıl olsa o sadece bir hayvandı öyle değilmi? Hem istediğiniz zaman yenisini alabilirsiniz..

Umarım bunları okurken, gözleriniz yuvalarından fırlıyordur, umarım benim her gün tanık olduklarımı gözünüzde canlandırabiliyorsunuzdur.

Söyleyeceğim şu sözleri lütfen dikkate alınız:

Belki bu yazıyı okuyanlar içersinde köpeğini çiftleştirmek isteyen, köpeğini barınağa vermeyi düşünen, ya da köpek satın almaya niyeti olan bir kişinin fikrini değiştirebilirim. Belki bu yazıyı okuyan bir kişi, barınağa gider, “bir yazı okudum ve bir köpeği kurtarmaya geldim” der, işte o zaman bu yazıyı yazdığıma değmiş olur. (yorkshiretr.com)

İnsana faydası olmayan Hayvan Deneyleri

Hayvan deneyleri

"Hayvan deneylerinin modern hayatın kaçınılmaz bir gereği olduğunu düşünüyorsanız, insan hastalıklarının sadece %2'den azı (%1.16) hayvanlarda da görülür, insan hastalıklarının %98'inden fazlası hayvanlarda hiçbir zaman görülmez.

Şu ana kadar, çoğu piyasadan geri çekilmiş 200.000 kadar ilaç üretilmiştir. Dünya sağlık örgütü'ne (who) göre, sadece 240 ilaç "gerekli" sayılmaktadır. Reçeteli ilaç tedavisi gören hastaların %40'ı yan etkilerden şikayetçidir. Şu anda piyasadaki en az 50 ilaç, hayvan deneylerinde hayvanlarda kanser oluşumuna sebep olmuştur. Sağlık bakanlıkları hayvan testleri sonuçlarının önemi olmadığı gerekçesiyle, bu ilaçların satılmasına izin vermektedir.

"Thalidomide" üreticilerinin yargılanması sırasında, bilirkişilerin hayvan deneylerinin insan sağlığı için anlamlı sonuçlar üretmeyeceği konusunda hemfikir olmaları sonucunda, üreticiler beraat etmiştir. Sorulan doktorların %88'i hayvanlar ve insanlar arasındaki anatomik ve fizyolojik farkların hayvan deneyleri sonuçlarını yanıltıcı hale getirmesinin son derece mümkün olduğunu ifade etmektedir. Hayvan deneylerini geçen ilaçların, %95'inin ilk klinik deneylerde insanlar üzerinde etkisiz veya tehlikeli oldukları anlaşılmaktadır. Hayvan deneylerine göre limon suyu öldürücü bir zehir iken, arsenik, baldıran zehiri ve botulin (botoks) güvenli maddelerdir. Yani, yazı tura atmak daha doğru sonuçlar verecektir.

Aspirin, kalp ilacı olarak kullanılan digitalis, kanser tedavisi ilaçları, insülin, (hayvanlarda doğum sakatlıklarına sebep olmaktadır) penisilin gibi birçok güvenli ilaç hayvan deneylerini geçememiştir. Her gün ağrılarımız için kullandığımız aspirin, farelerde doğum sakatlıklarına sebep olmaktadır. İnsanlarda uyuşturucu ve uyutucu etki gösteren morfin, kedilerin heyecanlanmasına sebep olmaktadır. Doğum kontrol hapı, insanlarda kan pıhtılaşmasına sebep olurken, köpeklerde tam tersi etki yaratmaktadır.

Hayvan deneylerinde güvenli bulunan birçok ilaç, insanlar üzerindeki etkileri nedeniyle geri çekilmiş ya da yasaklanmıştır. Hayvan deneylerine göre, insanların c vitaminine ihtiyaçları yoktur, sigara kanser yapmaz ve alkol karaciğere zarar vermez. Fareler, insanlar üzerinde kanserojen etki yapan maddelerin tanımlanmasında yalnız %37 oranda doğru sonuç vermektedir.

Yıllarca, hayvan deneyi sonuçları gösterilerek, asbest'in zararsız bir madde olduğu iddia edildi. Araştırmacılar hayvan deneyleri sonuçlarına bakarak, uzun süre benzen'in insanlarda kanser yapmadığını iddia ettiler. Kardiovasküler ilaçlar olan "encainide" ve "flecainide"'in köpekler üzerinde yapılan deneylerde, kalp problemlerine sebep olduğu görülmedi. Bu nedenle amerika'da bu ilaçlardan 3000 kişi öldü. Bypass ameliyatı, köpekler üzerinde işe yaramadığı için, uzun süre insanlar üstünde denenmedi.

Maymunlar üzerinde yapılan çocuk felci deneyleri, uzun yıllar boyunca hastalığın nasıl ortaya çıktığını anlamamızı geciktirmiştir Bir araştırmacının da söylediği gibi "hayvan deneylerinin temel sorunu, hiçbir zaman insan hastalıklarına doğru bir model teşkil edememeleridir." Hayvan deneylerine alternatif olabilecek en az 450 yöntem bilinmektedir.

Hastanede yatan insanların altıda biri aldıkları ilaçlar hayvan deneylerinde güvenli bulunup, piyasaya sürüldüğü için sağlıklarını kaybetmişlerdir. Dünyada her 22 saniyede bir hayvan laboratuarlarda ölmektedir. (eksisozluk.com)