Bayrak Bayrak
Free counters!

Diş Macununda Florid ve Triklosan Tehlikesi

Çocukların diş macununu yutma tehlikesi
Florid içme sularına da karıştırılıyor
Sodyum florid, fare zehiri olarak da kullanılıyordu
Nazi kamplarında Florid kullanıldı
Ev yapımı doğal diş macunu tarifi
Triklosan ihtiva eden ürünlerin olumsuz etkileri

Florid başta çocuk sağlığını etkiliyor

Diş macununda tehlike

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa tıp fakültesi çocuk hastalıkları anabilimdalı metabolizma ve beslenme başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, çocuk sağlığı için önemli uyarılarda bulundu. Diş macunlarının içinde 'sodyum florür' adı verilen zehirli bir kimyasalın yer aldığını söyledi. Aydın, diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da bu maddenin kullanıldığını kaydetti. Kanserojen özelliklere sahip olan bu kimyasal madde, çocukların zekasını olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca, bağışıklık sistemini çökertip, enfeksiyonlara karşı direnci düşürüyor. Üreme sistemine zarar veriyor, kalıcı dişlerin çıkmasını geciktiriyor. 

Çocuklar için sadece uygun bir diş fırçası kullanılmasının diş sağlığı için yeterli olacağını, diş çürüklerini önlemek için şekerli ve rafine gıdaların azaltılmasını, ya da yenmemesini öneriyor. Çocuk dişlerinin iyi gelişmesi için işlenmemiş doğal gıdaların yenmesini, biberonla değil, yarı katı, veya kemirilen gıdaların erken başlatılmasını tavsiye ediyor.

Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı; Sodyum florürün diş macununda bulunma sebebi, diş minesinin daha iyi gelişmesini sağlamak. Ancak flor aynı zamanda, klor, brom ve iyot gibi son derece zehirli bir kimyasaldır. Miktarı ne kadar fazla olursa, zarar verme etkisi o derece artar. Özellikle çocuklar için sakıncalıdır.

Florid içme sularına da karıştırılıyor

Amerika’da florid içme sularına da karıştırılıyor. Avrupa’da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD’de her yıl 143 bin ton florid "ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği" adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise, floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi. 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak, İngiltere’de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası’nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ‘’floridsiz diş macunları'nı üretip, raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.

Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken, kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu, ve kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını öğrendi.

Sodyum florid, fare zehiri olarak da kullanılıyordu

Sodyum florid, bir fare zehiri

Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından tavsiye ettikleri diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid, 19. yüzyılda fare zehiri olarak kullanılıyordu. Sodyum florid, bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında, milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, toprağa depolandığında, nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği bulunduğu için, depolanması için üretilen konteynerlar pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolama maliyetinden kurtulmak için "floridli diş macunları" masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimlerinin onayını almıştır.

Anti Florid kampanyası’nın önde gelen sözcülerinden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika’da, içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde, kanser oranının iki, hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu açıklanan bir diğer bilgi. Sodyum florid, diş macununun yanı sıra, bir de içme suyu ile alındığında, vücutta büyük tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır tahribat gerçekleştiriyor.

Nazi kamplarında Florid kullanıldı

Florid kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, "semap" olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, "sarin" ve "soman" olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası’nda Yahudileri yok etmek için "Zyklon B" adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG- Farben’de gerçekleştiriliyor. LG- Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA isimli Amerikan alüminyum şirketinden almıştır. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştirmiş ve bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu, bireyin direnme gücünü kırdığını tespit etmişlerdir. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılmıştır.

Ev yapımı doğal diş macunu tarifi

Ev yapımı doğal diş macunu

Günümüzde çocuklar için geliştirildiği söylenen ve marketlerden alınan diş macunu, florür, şeker, yapay tatlandırıcılar, yapay renk vericiler gibi birçok kimyasal ve zararlı madde içeriyor. Özellikle diş çürüğünü engellediği gerekçesiyle çocuklar için üretilen diş macunlarında da yer alan "sodyum florür" maddesi yukarıda da bahsettiğimiz gibi son derece zehirli bir kimyasal.

Basit formülle kendi diş macununuzu kendiniz yapabilir, ev yapımı ve %100 doğal içeriklerden oluşan bu macunu gönül rahatlığı ile hem kendiniz, hem de çocuğunuz için kullanabilirsiniz.

İhtiyacınız olan malzemeler:

1 yemek kaşığı karbonat (kabartma tozu)
1 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı
5-7 damla nane yağı

Tüm malzemeyi küçük bir kabın içinde bir kaşık yardımıyla iyice karıştırın, elde ettiğiniz macunu kapaklı cam bir kavanoza aktarın.

Doğal diş macununuzun bazını oluşturan karbonat ağızdaki doğal pH dengesinin korunmasını ve dişlerin beyazlaştırılmasını sağlar. Hindistan cevizi yağı hem hoş bir tat, hem de kıvam verir. Nane yağı ise nefesin tazelenmesine, sinüslerin açılmasına yardımcı olurken aynı zamanda bakterileri öldürücü özelliğe sahiptir. Kullanacağınız uçucu yağ miktarını zevkinize göre ayarlayabilir, nane yağı yerine, ya da onunla birlikte limon, karanfil, çay ağacı, zencefil gibi farklı uçucu yağları tercih edebilirsiniz.

Eğer biraz daha tatlı bir macun elde etmek istiyorsanız bu karşımın içine yarım çay kaşığı stevya ekleyebilirsiniz.

Triklosan nedir?

Triklosan, mikrop bulaşmasını önlemek, veya azaltmak için özellikle antibakteriyel sabunlar, diş macunları, deodorantlar, tıraş losyonları, kozmetikler ve daha pek çok ürüne katılan bir maddedir. 2001de yapılan bir araştırmaya göre, triklosan ve ona benzer bir ürün olan "triklokarbon", Amerika'da sıvı sabunların yüzde 76'sı ve kalıp sabunların yüzde 26'sında bulunuyor. Bu oranların bugün çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Son senelerde mutfak aletleri, oyuncaklar, yatak takımları, çoraplar, elbiseler, alışveriş torbaları, bilgisayar klavyeleri gibi ürünlerde de yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Triklosanın sağlığa zararları

2009 senesinde, Kanada Tıp Birliği Triklosanın bakterilerde antibiyotik direncine yol açtığı ve kloroform gibi sağlığa zararlı maddelerin oluşumuna sebep olduğu için evlerde kullanılan ürünlerde yasaklanması istemiştir. Araştırmalara göre triklosanın sudaki klor ile reaksiyona girmesiyle, muhtemel karsinojen bir madde olarak bilinen kloroform oluşmaktadır. Triklosan sudaki serbest klorla birleşerek, diklorofenol oluşumuna da yol açmakta; bu da ultraviyole ışınların etkisiyle dioksin'e dönüşmektedir. Oluşan dioksin miktarı çok az olmakla beraber, madde toksik olup, hormonları bozucu etkisi vardır. Ayrıca vücuttan atılmaları zor ve tabiatta da uzun süre kalabiliyorlar.

2006 da kurbağalar ve fareler üzerinde yapılan araştırmalar, çok düşük miktarlarda triklosanın dahi tiroit hormonlarının reseptörlerine bağlandığını ve tiroit hormonlarını bloke ettiğini ortaya çıkarmıştır. Birçok araştırmada, triklosanın bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması'na sebep olduğu da gösterilmiştir. Triklosanla temasları fazla olan çocuklarda, alerjilerin sık görüldüğü de pek çok araştırma ile tesbit edilmiştir. Bazı kişilerde alerjik temas dermatitine, yani bir tür egzamaya yol açabileceği de bilinmektedir. Triklosanın üreme hormonları ve beyinde hücre sinyallerini bozduğunu gösteren araştırmalar da vardır.

Triklosan sadece diş eti iltihabını önleyebiliyor

1972 senesinden beri yüzlerce üründe kullanılmasına karşılık triklosanın insan sağlığı üzerine olan kanıtlanmış tek olumlu etkisi diş macununda bulunan triklosanın dişeti iltihabını (jinjivit) önlemesidir. Bu da 1997de yapılmış olan çalışmadan çıkan bir sonuç. Triklosanın diş macunu dışındaki ürünlerde, insan sağlığına ekstra bir katkısı olduğunu gösteren hiçbir bulgu olmadığı gibi, bu madde başta bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması, kanserojen kloroform oluşumuna yol açması, tiroit hormonlarını bozması ve çevre kirliliği yaratması gibi, pek çok sağlık sorununun da sebebidir. Üstelik FDA' ya göre antibakteriyel sabun ve şampuanların normal su ve sabunla yıkanmaya göre, hiç bir üstünlüğü yoktur.

Triklosan'ın iskelet ve kalp üzerinde olumsuz etkisi

Sabunda tehlike

Sağlık üzerine pek çok olumsuz etkileri olan "triklosan"ın yeni bir marifeti daha ortaya çıktı. Bir tıp dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, triklosan, iskelet ve kalp kası fonksiyonlarını bozuyor. Normalde, izole kas liflerinin elektrikle uyarılması, kas kasılmasına yol açması gerekirken, triklosan varlığında kalsiyum kanallarındaki iki protein arasındaki ilişkinin bozulduğu ve bunun da iskelet ve kalp kasının kasılmasını etkilediği görüldü. Narkoz altında triklosana maruz bırakılan farelerde kalp fonksiyonlarında 20 dakika içinde yüzde 25, kol kavrama kuvvetinde 1 saat süreyle yüzde 18 azalma olduğu belirlendi. Kavrama kuvveti, ilaçların nöro-musküler hastalıklardaki etkilerini değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir ölçüm. Kalp-damar hastalıkları profesörü Nipavan Chiamvimonvat'ın konu ile ilgili açıklaması:

"Hayvanlarda elde ettiğimiz bu sonuçların, insanlar için de geçerli olduğu söylenemez, daha fazla araştırmanın yapılması gerekir. Ancak, bu etkilerin çok farklı hayvan türleri ve farklı deney şartlarında bu kadar belirgin olması, bu maddenin insan sağlığı için zararlı olabileceğini gösteriyor.

Triklosanın özellikle kalp fonksiyonlarına olan etkileri çok dramatik.

Bir ilaç olarak kabul edilmemekle beraber, triklosan adeta kuvvetli bir kalp kası deprasanı gibi etki gösteriyor. Şu anda hastalığın tabii seyri ile, triklosana maruz kalmanın etkilerini net olarak ayırt etmek mümkün olmasa da, kalp yetersizliği olan hastalarda, triklosanın etkileri ciddi boyutlara ulaşabilir.

40 seneden beri kullanılan triklosanın kan proteinlerine bağlandığı ve dolayısıyla biyolojik olarak etkilerini kaybettiği iddialarına da güvenmemek gerekir. Bu bağlanmanın triklosanın etki göstereceği organlara daha çabuk ulaşmasını kolaylaştırması da hesaba katılmalıdır.

Balıklar da etkileniyor

Arizona Üniversitesinden Rolf Halden şunları söylüyor: "Triklosan her zaman ve her yerde bulunan bir çevre kirleticidir. Buna bir de market torbalarının eklenmesi, zaten tabiatta yok edilmesi çok uzun zaman alan naylonun, daha da zararlı olmasına yol açmıştır. Halden, Triklosan ve triklokarbonun su yollarına karışmış olduğunu, yunuslarda da rastlandığını ilk gösteren bilim adamıdır.

Triklosan alglerden balıklara ve yunuslara kadar birçok su canlısında tespit edildiği gibi, varlığı insan kan, idrar ve anne sütünde de gösterildi.

Bir araştırmada triklosanın balıklar üzerine olan etkileri incelendi. Bu amaçla suda yaşayan yaratıklar için model olarak kabul edilen golyan balığı kullanıldı. Bu balıklar 7 gün süreyle triklosan bulunan suda bulundurulduklarında, yüzme aktivitelerinin hem normal yüzmede, hem de yırtıcı bir hayvan tarafından tehdit edildikleri durumu taklit eden yüzme testinde, kontrol grubuna göre önemli ölçüde azaldığı belirlendi.

Kaynak:

trthaber.com
dogalhayat.com.tr
sabah.com.tr
http://organikanne.net