Dünya, Hayat, Zaman, Ölüm

Öyle değerliymiş ki zaman
Yoksulluğun karanlığına güneşler doğsa..
Kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?
Bütün Dünya senin olsa, hiç..
Ölüm hayatın doğal bir parçası - Louise Hay

Öyle değerliymiş ki zaman

Nietsche - Neyi yaşamak istiyorsan onu yaşa

Öyle bir yaşam yaşıyorum ki, cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendime bir sahne buldum, oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, okudum, okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım, hem güldüm halime, sonra dedim ki "söz ver kendine"; Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin, uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, hayata seyirci kalırsın. Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle değerliymiş ki zaman, acele etmemi bundan anladım.

Kaynak:

Friedrich Nietsche

Yoksulluğun karanlığına güneşler doğsa

Ekmek herkese yeter

Gündüzlerin susuzluğunda, şafağı söktürdüm, gözlerimin akışında. Çok uzakta, bir gölde süzülen kuğunun, huzurunu duyumsamak isterdim yüreğimde. Ama unutabilir miyim insanın tutsaklığını, açlık, onur savaşını. Çıplak ayaklı çocukların gözlerindeki o anlamlı ifadeyi. Oysa, kuşlar gibi özgür olabilse, ekmeğe, suya özlem duymasa hiç kimse. Ekmek yeter herkese.

Açlığın karanlığına güneşler doğsa. Tüm yoksulluklar gün ışığında arınsa. Sevda türküleri çalsa, her bir yanda. Rüzgarlar, ezgileri dört bir yana yaysa. Sevinçler hüzünleri dağıtsa. Yüreklere umut dolsa, mutluluk dolsa. İşte o zaman daha bir güzel olurdu, dünya.

Kaynak:

Nesrin Sipahi

Kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?

Bilen yada duyan var mı? Beri gelsin, duyupta susan. Hani büyük şair demiş ya; ''Bu günü düşünürüm dün geçti, yarın var mı, gençliğe güvenmem, ölenler hep ihtiyar mı?

Tükenmişliğe son sürat gidiyoruz, yer, gök, yaşam ve ölüm arasında, görmek istemeyipte, hayal dünyasına savdığımız, bize uğramasını uzak sandığımız, yaşlı kürenin gerçeği olarak algılayamadığımız. Yegane husus ne olabilir? Hiç düşündük mü? Sanmıyorum! Yeniler milenyum diyor, eskiler ahir zaman. Bence etik yaşamdan gitgide uzaklaştığımız zamandır, bu zaman. Sonsuzluk kervanına kavuşmak için hiç bu denli uğraşılmamıştı. Yaklaşan sondan kaçmak, çağımızın vebası oldu.

Kimse doğa kanunlarına uymak istemiyor, ne yaşlımız yaşlı, ne gencimiz genç, eğitim, öğretim felç. Ne çocuklar çocuk, ne olgunumuz olgun. Gözlerde para hırsı, maaşlar dolgun, vicdanlar solgun! Tat yok tat, nasıl olsun ki? Hem kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?

Teknoloji gelişmişmiş insan ömrü uzamış'mış palavra. Yaşayan her insan üniversal araştırmalar için potansiyel kadavra. Ne? Anlamadım kim.. kaç para? Günaydın beyim günaydın. Bütün gelişmeler, lügatlardaki kelimeler, hep yaklaşan sondan kaçmak için, ama nereye kadar?

İlahi gerçek elbet hepimizi yakalar. Sahi kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?
(Anonim)

Bütün Dünya senin olsa, hiç..

Dünya

Zavallı insan bir hayalethane için ebediyatını kaybediyor. Hakk ile olan hayatı hakikidir. Halk ile olan hayat ise hayaldir. Bütün Dünya senin olsa, hiç. Mademki hiç, ne diye değer veriyorsun? Gel de nefse anlat. Dünya başkasının olsun, çünkü helal ise hesabı var, haram ise azabı var. Dünyanın ömrü pek uzun değil, gün bugün ve bugünün de sonundayız. Fakat insanlar sona gelindiğinin farkında değiller. Dünyaya meyledecek, dünya ile meşgul olunacak zaman değil. Ancak ihtiyacını, maişetini temin et, ebedi hayatını kazanmak için gayret et, o kadar.

Akıllı odur ki, gideceği yer için çalışır. Sen çalış çalış aleme bırak, onlar yesin, sen azabını çek. Bu akıl mıdır?

Geçen gün dünyanın bir köşesini gösterdiler; "şu sizin canla sevdiğiniz dünyanın asli ve mahiyeti budur"..dediler. Allah Allah dedik, biz insanlar ne kadar gafiliz. Halbuki yarından emin değiliz, her an göçmeye mahkumuz. Böyle iken dünyaya kökleşmeye çalışıyoruz.

"Hakk ile olmak istiyorum, halk ile değil, çünkü gidiyorum. (Anonim)

Ölüm – hayatın doğal bir parçası

Ölüm hayatın doğal bir parçası

Aids’li insanlarla ilgili çalışmaya başladığımdan bu yana, kişisel olarak tanıdığım yüzlerce insan hayatını kaybetti. Bu insanlara hayatlarının sonlarında yakın olmak, bana ölüm ile ilgili daha önce sahip olmadığım bir anlayış verdi. Bir zamanlar ölümün korkunç bir olay olduğunu düşünüyordum. Artık ölümün hayatın en normal ve doğal bir parçası olduğunu biliyorum. Ölümü, “bu gezegenden ayrılmak” olarak düşünmeyi seviyorum. Her birimizin bu gezegene belirli dersler almak üzere geldiğine inanıyorum. Bu dersler öğrenildiğinde, buradan çıkıp gidiyoruz. Belirli bir yaşam süresi için olan bir ders, kısa olabilir. (Kadınlar) belki de düşük yapmayı yaşamamız gerekiyordu; bu nedenle onu rahmin dışında yaşatamadık. Belki de bebek ölümü ile sevgi ve şevkat derslerini öğrenmek üzere biz anne ve babalarımız arasında ruhsal bir karar vardı. Çocuk ölümü yalnızca bir kaç güne, ya da bir kaç aya ihtiyaç duymuş ve ayrılmış olabiliriz.

Bazı insanlar hastalığı bu gezegenden ayrılma biçimi olarak kullanır; düzeltilmesi olanaksız görünen bir hayat yaratır ve bu nedenle o an için ayrılmanın iyi olduğuna karar verir. Bazı insanlar, gezegenden dramatik şekilde ayrılmayı seçer. Belki bir araba, ya da uçak kazası neticesinde.

Hastalık başımıza gelen bir şey değil, hastalık bilinçaltı verdiğimiz bir karardır. Bu şekilde her türlü rahatsızlıktan Dünyadan ayrılarak kurtulan insanlar tanırız. Ancak pek çok insan gitme zamanları geldiğinde, hastalığı daha iyi anlamak için kullanır. Çünkü hastalık sebebi ile ölmek, bu Dünyadan ayrılmak için toplumsal kabul edilen bir yoldur.

Hangi biçimde ve ne zaman ayrılırsak ayrılalım, bunun ruhsal bir seçim olduğuna ve mükemmel zaman/mekan sırasıyla olacak biçimde ayrılmamıza izin verir. Hayatın büyük resmini gördüğümüzde, ayrılmanın herhangi bir yolunu yargılamamız olanaksızdır.

Ölüm korkusunu yenmek

Ölüm korkusunu yenmek

Öfkeli, kızgın, gücenmiş ve sert insanların, en zor şekillerde öldüğünü fark ettim. Ayrılışlarıyla ilgili olarak genellikle, korku, ve suçluluk söz konusu olmuştur. Kendileri ile barışık ve kendilerini bağışlamanın değerini anlayan insanlar, huzur dolu ayrılışlar yaşamıştır. Öte yandan kendilerine “Kükürt ve Cehennem Ateşi” öğretilen kişiler, ayrılma olasılığı karşısında en çok dehşete düşenlerdir.

Eğer bu gezegenden ayrılmaktan korkuyorsanız, insanların ölüme yaklaştığı anlarda yaşadıklarını anlatan pek çok kitaptan ikisini okumanızı tavsiye ederim. Dr. Raymondun Life After Life (Hayattan sonra Hayat) ve Dannion Bradleyin Saved By Light (Işık tarafından korunmuş) adlı kitapları; ölüm anına çok yaklaşmanın, kişinin hayat algısını nasıl değiştirdiğini ve ölüm korkusunu ortadan kaldırdığını gözler önüne seren, aydınlatıcı ve esin verici kitaplardır.

Bu nedenle, hayatta farklı konular için neye inandığımızı bilmek önemli olduğu gibi, ölüm hakkında inanmayı seçtiğimiz şeyin de gayet net olması önemlidir. Birisine ölümden sonra cehennemde ebediyen yanacağını söylemenin gerçekten çok kötü bir şey olduğuna inanıyorum. Korku satan insanları dinlemeyin.

Şu başlık altında bir liste yapmanızı tavsiye ederim:

“Ölüm hakkında neye inanıyorum.”

Aklınıza gelen her şeyi, listeye ekleyin. Ne kadar aptalca olursa olsun, bunlar sizin bilinçaltınızda olan şeylerdir. Eğer içinizde bir çok olumsuz mesaj varsa, bu inançları değiştirmeye çalışın. Öteki dünyaya ilişkin olumlu, yardımcı bir araştırma yapın, kitap okuyun ve öğrenin.

Cennet ve cehennemin, bir insana Anne/ Baba sosyal çevresi tarafından anlatılmış olan şeyler olduğuna, her iki şeyin de Dünyadayken yaşandığına inanıyorum. İnandığımız şey, bizim için gerçek olur; nitekim eğer cehenneme inanıyorsanız, gözlerinizi gerçeğe açana ve bilincinizi değiştirene kadar, muhtemelen bir süreliğine oraya gidersiniz.

Yaşamak zamanı, ölmek zamanı

Kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?

Her insanın hayatında ölümün şimdi olduğunu kabul etmesi gerektiği bir an gelir. O zaman geldiğinde, huzurlu kalmanız gerektiğine inanıyorum. Ölümü kabul etmeyi, korku yerine, huzur ile sunduğu deneyimi yaşamanıza kendiniz izin vermelisiniz. İnsanlar intihar konusunda çok güçlü görüşlere sahiptir, bu konudaki görüş, genelde eleştirilere neden olmuştur. Aşk meselesi, iflas, ya da hayatınımızdaki başka bir nedenden dolayı kendimizi öldürmek saçmadır. Öğrenmek ve gelişmek fırsatını kaçırıyoruz. Eğer dersi bu kez kaçırırsak, bir sonraki hayatta yeniden su yüzüne çıkacaktır.

Sorunlarla boğuştuğumuz ve bu durumdan nasıl kurtulabileceğimizi bilmediğimiz pek çok an'ı hatırlıyalım, bir çözüm bulduk, bu sorunları aştık ve buradayız. Peki ya kendimizi öldürmüş olsaydık? Kaçırmış olacağımız bu harika hayata bir bakın.

Diğer yandan, bazı insanların yaşamlarında hafife alınmayacak derecede fiziksel acılar vardır. Bu acılar, dönüşü olmayan, elem verici bir hastalığa dönmüş olabilir. Bu durumu aids adı verilen hastalıkla pek çok kez gördüm. Ben kim oluyorum da, bu koşullar altında hayatına son vermeyi seçen bir insanı yargılıyayım? Sözde ölüm doktoru Dr. Jack Kervorkian, ölümcül derecede hasta olan insanların hayatlarına acısız şekilde son vermelerine yardımcı olan, şevkatli bir insan.

Aşağıdaki satırları, ölümü seçen sevdiğim bir arkadaşım için yazdım. Bu satırlar, o zaman ona büyük huzur vermişti. Gün içersinde ve geceleri pek çok kez. “kendisine maksimum huzur sundu.” Bu sözleri ayrılma sürecinde olan diğer pek çok insan için de kullandım.

Her zaman güvendeyiz, yaşanılan sadece değişim

Doğduğumuz andan itibaren, ışık tarafından kucaklanmak için bir kere daha hazırlanıyoruz. Huzurlu olun, Melekler sizin yanınınzda, ilerlediğiniz yoldaki her adımda rehberiniz. Ne seçerseniz seçin, sizin için harika olacaktır. Gerçekleşecek her şey, mükemmel zaman-mekan sırasıyla gerçekleşecektir. Bu sevinç mutluluk anıdır. Sizler, hepimizin olduğu gibi evinize giden yoldasınız.

Oyunun sonu olarak, her zaman kendi ayrılışımı düşündüm. Son perde kapanır, alkış sona erer, soyunma odama gider, makyajımı çıkarırım. Kostümümü yere bırakırım, karakter artık benimle birlikte değildir. Sahne kapısına çıplak yürürüm, kapıyı açarken, beni gülümseyen bir yüz karşılar. Yeni yönetmen, yeni senaryo ve kostüm hazırlanmaktadır. Tüm sadık hayranlarımı ve sevdiklerimi beklerken görmek, içimi sevinçle doldurur. Sevgi dolu ve kulakları sağır edercesine alkışlar alırım. Sahip olduğumdan, ya da beklediğimden çok daha fazla sevgi ile karşılanırım.

Yeni rolüm her zamankinden daha heyecan verici olacak, söz. Nerede olursam olayım, hayatın her zaman iyi olduğunu biliyorum. Ben güvendeyim, görüşmek üzere, hoşça kalın.

Kaynak:

Louise Hay