Casper David Friedrich

Sis denizi üzerinde gezgin

Caspar David Friedrich 1774 tarihinde Baltık Denizi kıyısındaki Greifswald da (İsveç) doğmuş, ve hayatının ilk 20 yılını burada geçirmiştir. Kendisinden bir yaş daha küçük olan kardeşi Johann Christoffer, onu 1787 senesinde, buz pateni ile göle düşmesi esnasında boğulmaktan kurtarmış, ama ne yazık ki kendisi boğularak can vermiştir. Bu acı deneyim Casper Friedrich'i hayatı boyunca etkilemiş, ve bunu resimlerine kısmen yansıtmıştır.

sis denizi üzerinde gezgin

Sis Denizi Üzerindeki Gezgin'de kompozisyonun tam ortasında, kayalık üzerinde arkadan görülen bir figür vardır. Siyah giysiler içindeki adam yükseklerden uzaklara bakarken duruşu ve sisli atmosfer şiirsel bir etki bırakır. Ön plandaki keskin hatlara karşın arkadaki yumuşak tonlar belirsizliğe, boşluğa bakışı da akla getirir. Koyu ve açık rengin kontrası kompozisyonu güçlendirir. Sanatçı adeta insanın kendisini doğanın ruhuna bırakıp bütünleşme isteğini görselleştirir. İnsanın karşısındaki büyüleyici gökyüzü puslu görünümüyle ve tüm görkemiyle oradadır. Doğanın içindeki insan, manzaraya ayrı bir boyut katarken, gizemli dünyaya yolculuk ve zamansızlık üzerine de düşündürür.

Buz Denizinde Umudun Enkazı

1824 yılında yaptığı "Buz Denizi'nde Umudun Enkazı" da, bütün sahneyi aydınlatan ışık resme parlaklık kazandırır. 1820-21 yıllarında William Parry’in Kuzey Kutbuna yaptığı araştırma gezisi sırasında batan gemi, sağ kısımda çok küçük görülür. Yan dönmüş gemi umutsuzluğu, doğaya karşı güçsüzlüğü ifade eder. Ressamda egemen olan ölüm duygusu burada da belirgindir. Resimde soyuta yakın bir kurgu vardır. Batış ve buzların kırılması hareketi öylesine gerçekçidir ki keskin kırık buzlara dokunulsa soğukluğu hissedilebilecek gibidir.

Friedrich, 1794 yılında, Baltık’ın doğduğu şehre çok da uzak olmayan karşı kıyısına, Kopenhag’a giderek buradaki Güzel Sanatlar Akademisi’ne kayıt olmuştur. Akademi’de 1798’e kadar süren eğitiminin yanı sıra kendi özel çabasıyla da resmini geliştirmenin yollarını aramıştır. Friedrich'in Kopenhag’dan sonraki durağı, Dresden şehridir. Bu dönemde Dresden bir kültür ve sanat merkezidir, burada Alman romantizminin şair, yazar, düşünür ve ressamlarıyla tanışma ve onlarla arkadaşlık etme fırsatını bulmuştur. Novalis, Kleist, Tieck gibi yazar ve düşünürler, Runge gibi ressamlarla paylaşılan görüşler, Friedrich’in romantik ideali benimseyip kavramasında etkili olmuştur. Onun bu dönemde ilişki içerisinde olduğu isimlerden birisi de, resimlerinden övgüyle söz eden ünlü yazar Goethe’dir. Sanatçı, aynı zamanda aralarında Dahl, Carus gibi ressamların bulunduğu isimlere hocalık etmiştir. 1805 yılında Weimar Sanat Derneği ödülünü kazanmış, 1815- 1824 yılları arasında Peyzaj Resmi Üzerine Dokuz Mektup adlı kuramsal kitabını hazırlamış ve 1824’de Dresden Akademisi’nde profesörlüğe getirilmiştir.

Caspar David Friedrich Alman Romantizmin en önemli temsilcilerinden birisi olmuştur. Baltık kıyılarına ve doğduğu kente yaptığı birkaç seyahat dışında hayatını Dresden’de geçiren Friedrich’in resimlerinde, ana tema, doğanın yüceltildiği manzaralar ve onun doğa- manzara resimlerine spirituell ve tarihsel bir boyut kazandırmasıdır. Sanatı derin bir doğa bilgisine dayanmakta ve yapmış olduğu çok sayıdaki eskiz, onun doğayla ve farklı hava koşullarıyla yakından ilgilendiğini ortaya koymaktadır. Friedrich Kendi kendini portre etmiş, ayrıca figüratif çalışmaları olmuştur. 1840 yılında Dresden (Almanyada) ölmüştür.

Kaynaklar:

http://nalanyilmaz.blogspot.com.tr
https://www.msxlabs.org/