Osman Hamdi Bey

Saç Taratan Kız

Osman Hamdi Bey Saç taratan Kız

Önemli bir devlet adamı, ressam, arkeolog, müzeci, okul kurucusu ve entelektüel kimliği ile Osman Hamdi Bey 1842’de İstanbul’da doğmuştur. Fransa’dan Légion d’honneur, birinci dereceden Mecidi ve Osmanî nişanlarıyla, Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerden fahri doktorluk unvanlarıyla, pek çok madalya ve ödül sahibidir. 1883 yılında kuruculuğunu üstlendiği Sanayi-i Nefise Mektebi’nin müdürlüğünü yapar. 1891 yılında ilk Türk müze binası olan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni açıp, Anadolu’nun her yerinden eserlerin İstanbul’daki müzeye gönderilmesini sağlar. İşte bütün bu işler sırasında bir yandan da muhteşem tablolar resmeder.

Osman Hamdi Bey sanat yaşamı boyunca figürlü kompozisyonlar, portre ve peyzaj türünde resimler yapmıştır. Bu yapıt türlerini farklı üsluplarda boyamıştır. Yapıtlarında Osmanlı yaşantısına, Türk insanına ve Türk sanatına yer vermiştir. Resimlerindeki konuları titiz, ayrıntıcı bir işçiliğe, gözleme ve belgeye dayalı bir yaklaşımla ele almıştır. Bunları, gerçekçi bir resim diliyle ortaya koyarak Doğu yaşamını, kültürünü ve etnografyasını resimleriyle belgelemeye ve onlara sahip çıkmaya çalışmıştır. Kendinden emin, okuyan, tartışan, içinde bulunduğu çevrenin yaratıcısı figür tiplemeleriyle Türk insanını yüceltmiştir. Bu, onu Avrupalı oryantalistlerden ayıran en önemli noktadır.

Kuran Okuyan Kız

Kuran Okuyan Kız - Osman Hamdi Bbey

Bu yapıtta mimarinin ön planda tutulduğu, kadının konu edildiği bir betimleme ile karşı karşıyayız. Osman Hamdi Bey’in erken tarihli çalışmalarından olan Kur’an Okuyan Kız adlı tablosunda ön düzlemde üzerinde Kur’an bulunan bir rahlenin önünde, şık giysiler içinde okumakta olan bir kadın figürü tasvir edilmiştir. Arka düzlemde ise çini kaplı duvar ve demir şebekeli, arkasından doğa kesiti görünen pencere yer almaktadır. Figürün giysisi, rahlenin örtüsü, rahle, buhurdanlık ve geometrik desenli demir şebeke Türk-İslam mimarisinin ve Osmanlı yaşam biçiminin belgeleridir.

Ab-ı Hayat Çeşmesi

Ab ı hayat çeşmesi - Osman Hamdi Bbey

Bu tabloda kompozisyonun merkezinde, ayakta kitap okuyan erkek figürü bir Osmanlı yapısının iç mekânında tasvir edilmiştir. Resimde sol üst köşede yarısı görünen hat levha, yerdeki halı ve maşrapa, figürün dayandığı ayaklı bir sehpa üzerindeki sedef kakmalı dolap, figürün giysileri ve mimarinin ayrıntıları belgeci bir yaklaşımla, gerçekçi bir üslupla resmedilmiştir. Tablodaki figür Osman Hamdi Bey’in kendisidir. Sanatçı resimlerindeki birçok erkek figüründe kendisini model olarak kullanmıştır. Osman Hamdi Bey’in bu fotoğrafları çektirirken giydiği ya da modellerine giydirdiği giysiler kendi yaşadığı dönemden önce giyilen Türk giysileriydi ve Arap giysilerinden kimi aksesuarlar taşıyordu. Fotoğrafın yardımcı malzeme olarak kullanılması eserlerde gerçeği yakalamada yardımcı oluyordu. Bu keskin gerçekçilik Osman Hamdi Bey’in Türk kültürünü belgeleme ve ona sahip çıkma isteğini ortaya koyuyordu.

Osman Hamdi Bey uzun yıllar ressam olarak önemi anlaşılmamış bir sanatçıdır. Ressam yönünü öne çıkaran ilk eser, "Sanatta Batı’ya Açılış ve Osman Hamdi" (1971). Mustafa Cezar’ın kaleme aldığı kitaptan sonra Osman Hamdi Bey daha çok Ressam kimliğiyle ele alınıyor. İşte bu kitapla beraber Osman Hamdi Bey’in resimleri üzerine yazılan yayınlar artıyor. Kitlelerce tanınması ise ressam yönünün öne çıkmasıyla gerçekleşiyor.

Osman Hamdi Bey, Pariste Hukuk ve güzel sanatlar çalışmalarını yürütmüş, sonra istanbula dönmüş, burada devletin çeşitli kadrolarında yer almıştır. Bağdatta ilk arkeolojik çalışmalarını yapmaya başlayarak, Nemrut Dağı Tümülüs’ünde, Lagina’da bulunan Hekate Tapınağı’nda kazılar yapmıştır. En önemli arkeolojik kazısı Sayda (Sidon-Lübnan) kazısında kral mezarlığı kazılarıdır. Bu lahitlerin arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen dünyaca ünlü İskender Lahti’nin bulunması, Osman Hamdi Bey’e de uluslararası bir ün kazandırmıştır. Arkeoloji alanında yaptığı çalışmalar ile, yurtdışında tanınmaya başlayan Osman Hamdi Bey; Fransız, Alman, Yunan, İspanyol çevrelerince madalya ve nişanlarla ödüllendirilmiştir.

Osman Hamdi Bey, devlet işleri ile arkeoloji ve müzecilik çalışmalarını sürdürürken, ressamlığını ihmal etmemiştir. “Kaplumbağa Terbiyecisi”, “Arzuhalci”, “Kuran Okuyan Hoca”, “Silah Taciri”, “Leylak Toplayan Kız”, “Şehzadebaşı Camisi Avlusunda Kadınlar”, “Feraceli Kadınlar”, “Mimozalı Kadın”, “Ab-ı Hayat Çeşmesi”, “Mihrap” gibi tabloları onun en ünlü yapıtları arasındadır.

Kendisini en mutlu eden şeyin resim yapmak olduğunu ifade etmiştir. Resimlerinde; Türk sanatı, kültürü, mimarisi, çinili panoları, duvarlar, halılar, süslemeli objeler, örtüler, kandiller, rahleler, türbe mekanları, hat levhaları, aile porteleri, insan figürlerini kullanmış, Osmanlı kadınının iç ve dış mekanlardaki yaşayışını resmetmiş; Doğu/Batı, inanç/aşk, yaşam/ölüm gibi ikilemlerin izini sürmüştür. 20. yüzyılın son döneminde, sanat ve kültür alanında yenileşme ve batılaşma akımının öncüsü olmuştur. Son çağın en seçkin siması ve gerçek anlamda uluslararası ün kazanmış bir sanatçımız olan Osman Hamdi Bey, 1910 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Osman Hamdi Bey’in hocaları zamanın ünlü ressamları olan Gerome (1824-1904) ve Boulanger (1824-1888) olmuştur.

Kaynak:

leblebitozu.com
ressamlar.gen.tr