Jan Brueghel, Pieter Brueghel The Elder

Ufak Vazoda Çiçekler - Jan Brüghel

çiçekler Jan Bruegel

Jan Brueghel, (1568–1625) çok yönlü bir sanatçıymış. Dikkatli fırça vuruşları, sahneleri dolduruşu, atmosferik manzaraları, onu ünlü yapmış. Değerli nesneler ve tasvirlerinin yanı sıra, mitolojik alegorik ve tarihsel konu ve cehennemi andıran sahneleri eserleri arasındadır. Eserlerinin birçoğu, çiçek buketlerdir. Genellikle bakır boyalı narin görüntüleri, Avrupada krallar ve prensler tarafından beğenilmiştir. Jan Brueghel, ressam ve gravür sanatçısı olan Pieter Bruegel'ün (1525-1569) ikinci oğludur.

"Baba" Pieter Brüghel

Pieter Brueghel, kendi gibi ressam olan oğulları ve torunlarından ayırt etmek için “Köylü Bruegel”, “Baba Bruegel” gibi lakaplarla anılırdı. Kendine has bir üslup ile geleneksel konulara insani bir ruh getirmesi, cesurca yeni resim konuları yaratmasıyla, çağının ötesine geçen, Sürrealizm, İzlenimcilik, Dışavurumculuk gibi birçok modern ve postmodern sanat anlayışını yüzyıllar öncesinden uygulamaya koymuş Ressamdır. Genç Pieter Bruegel 1530’lu yıllarda Brüksel şehrine gelerek, burada atölyesi bulunan, İtalya ve Osmanlı İstanbul’una gezilerde bulunmuş, dönemin önemli Flaman sanatçılarından Pieter Coecke van Aelst (1502 - 1550) in öğrencisi olmuş, çıraklığında kapsamlı sanat eğitimi almıştır. Brugel, bu sırada Avrupa aydınları arasında popülerlik kazanan hümanizm felsefesi ile tanışmış ve ustası vasıtasıyla dönemin önde gelen Flaman hümanist entelektüel çevreye girmiştir. Ayrıca Coecke’un eşi ve tanınmış suluboya ve tempera ressamı Maria Verhulst Bessemers vasıtasıyla keten üzerine tempera resim tekniği ve alegori köy yaşamı temalarıyla ilgilenmiştir.

Pieter Bruegel Portre

Pieter Bruegel, Brüksel’de geçen çıraklık yıllarının ardından, 1551 de Flaman Rönesansı’nın günümüz Belçika’sının Antwerpen kentine yerleşmiş, kısa süre içersinde tanınarak, şehrin ressamlar loncası olan “Aziz Luka Loncası”na “usta” ünvanıyla kabul edilmiştir.

Pieter Bruegel, dönemin ressamlarınca adet olduğunca, uzun bir İtalya yolculuğuna çıkmış, Fransa üzerinden Kuzey İtalya ve buradan Napoli ötesine geçerek, yolunu Sicilya adasının Palermo kentine kadar uzatmış, bu yolculuğunun geçtiği yollar üzerindeki manzaraları, özellikle vahşi tabiatıyla dağları ve vadileri tasvir eden birçok desen, gravür ve resim ile belgelemiştir.

1553’de Güney İtalya’dan Roma’ya dönen Bruegel bir müddet bu şehirde yaşayarak, dönemin önemli minyatür ressamlarından "Giulio Clovio" ile birlikte çalışmış, ortak minyatür çalışmasının yanı sıra, Clovio için yağlıboyalar ve çizimler de yapmıştır. Bruegel bu dönemde ilk imzalı tarihli yağlıboya resmi olan 1553 tarihli “Celile Denizi Kıyısında İsa’nın Havarilerine Görünmesi” adlı tabloyu da resmetmiştir.

1555’te İtalya’dan ayrılarak, Antwerp şehrine dönen Bruegel, bu şehirde geçirdiği 10 yıla yakın dönem boyunca yoğun bir üretim faaliyeti içine girmiştir. Bruegel’in kendine has temalarını ve üslubunu yaratma sürecini belgeleyen en erken örnekler 1553 ve 1556 yılları arasına tarihlenen ve Alp dağları bölgesini tasvir eden bir dizi desen çalışmasıdır. Bu çizimlerin küçük bir kısmı sanatçının İtalya yolculuğu sırasında çizilmiş olsa da, büyük bölümünün Antwerp’e dönüşünden sonra yaratıldığı düşünülmektedir.

Nehir Kıyısı Balık Pazarı - Pieter Brüghel

Nehir Kıyısı Balık Pazarı

Desenlerinin yanı sıra, bir ressam olarak Bruegel’in en erken dönem tabloları da sanatçıyı bir manzara ressamı olarak ortaya koymaktadır. Lakin Bruegel’in manzaraları hem 16. yüzyıl Flaman, hem de Tiziano ve Venedik manzara ustalarının geleneğini aşmakta ve manzara sanatını yeni boyutlara taşımaktadır. Bruegel her ne kadar sanat yaşamı boyunca konu ve imge olarak kendine has bir dağarcığa sahip olduğunu gösterse de, neredeyse tüm resimlerinde teşhis edilebilecek izlenimci ve hatta dışavurumcu olarak adlandırılabilecek engin doğa manzarası, öğe halini alacaktır. Pieter Bruegel’in kır manzaralarının önemli bir yanı da, yüksek dağların hayret verici azametini yansıtmadaki başarısıdır.

Bruegel, Antwerpli bir yayıncı ve gravür sanatçısı olan Hieronymus Cock’la beraber çalışarak, 1556’dan itibaren kırktan fazla gravüre imza atmıştır. Bosch’un üslubunu birebir taklit etmeye çalışan çağdaşı diğer sanatçıların aksine Bruegel, her ne kadar başlangıçta Bosch’un oyma baskılarından etkilendiyse de, sanatçının yaratıcı üslubu baskın çıkarak, 1563 yılına değin, didaktik, politik ve ahlaki konulardan kıssalara, mizahi öykülere, dini sahnelere ve manzaralara uzanan geniş bir yelpazede özgün eserler üretmiştir. Bruegel’in gravürleri ayrıca ressamın adının ilk kez geniş kitlelerce duyulmasını sağlamıştır. Pieter Bruegel'ün önde gelen eserleri; Çılgın Meg, (1562) Babil Kulesi, (1563) Köy Düğünü'dür. Eserlerinde sıkça rastlanan tema savaşlar, yıkımlar, perişan insanlar ve bu dönemlerdeki dayanışma çabalarıdır.

Kaynak:

http://lebriz.com
Sancar Özer