|
Birinin bana “
Üstat! ” diye seslendiğini sandım
Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu. Neden mi?
Sonsuzluğu gördüm dün gece!
Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan,
Her türlü rengin bir araya geldiği,
Büyük bir gökkuşağı gibiydi.
Parlak olduğu kadar dingin! (27.08.2009)
1. perde 2. kısım: "11 yaşındaki bir
çocuktan kumarbaz babaya öfke"!
Tanrı seni korusun,
aklı şaşmış ve bunamış babam.
Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden!
Nedir bu halin?
Lazım olur diye, sakladığım oyuncak tabancamla,
vurdum işte bütün kumarbazları! (27.7.1977)
1. Perde 2. kısım "Küskünüm benim!"
Tanrı seni korusun,
Küskünüm benim!
Ben ona böyle derdim, çünkü kabul ediyorum, biraz hassas
ve kırılgandı!
Küstürmüşüm onu…
Ve bir gün…
Kopardılar onu benden,
makasın bileşen uçları,
kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden,
sonsuza kadar…
Ve o zaman, onun (Seval’imin),
gözbebeklerinden şimşekler çaktı,
ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı,
hiç bitmeyen…
Varsın bu hava, bu su,
Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün.
İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun!
Sonsuza değin lanetli olsun,
Bu nefret edilesi gün,
En güzel, en çok sevdiğim varlığı,
kapıp gittiği için! (30.11.2008)
2.perde 2.kısım "Tam o anın koordinatları"
Işıksız bir yerde,
dört yanımda tehlike!
Labirentin tam ortasındayım,
üstümde de garip bir ağırlık.
Bir ad veremiyorum buna,
eğer çaresizlik demezsem,
Ne diyebilirim bu duyguya? (04.09.2009)
1.perde 2.kısım "Anılar"
Nöbet tutma sırası,
bana geldiğinde,
kaskatı buzlar, zincirleriyle,
sımsıkı bağladılar ayaklarımı.
Hiç bir şey duymuyordum orada,
durmadan esen poyrazın ulumasından başka.
Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum,
ölümden hiç korkmuyorlardı,
tek Tanrılı dinlerin,
belli ki, onlara kazandırdıkları,
ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı! (09.08.2009)
Aşk bitti,
heyecan da öyle,
evlilik bir ölümdür artık bu şekilde.
Oysa “ Heyecandı “ çok önceden,
bize bu nikâh yeminini ettiren,
bitti, hepsi bitti! (3.08.2008)
1.perde 2.kısım "2008 Türkiye'si"
Üstü örtülü gerçekler,
bir bir açığa çıkıyor şimdi!
Doğanın yasaları,
gecenin karanlığına gizlenmişti ya,
Tanrı “Edison doğsun” dedi,
ve ışığa boğuldu her şey! (23.11.2008)
1.perde 2.kısım "Yaş 45"
Ayak tabanlarında
oluşan her nasır,
bir acı verir insana.
Tüketilemeyen bazı arzulardan mı?
Yoksa boşa çıkan umutlardan mı?
Bilinmez ya..
Ak düşmüş her saç telinin ardında,
bir gözyaşı saklıdır,
çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına! (21.07.2008)
2. perde 1. kısım "Metafizik Usulü Ayrılığın
Koordinatları"
İkimiz de tek
başına kaldık şimdi.
Ama ben, daha büyük bir şehirde,
daha kalabalık bir caddede kayboldum!
Çevremi saran bu uğultu,
beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor.
Başımda hafif bir ağrı,
ayaklarım yorgun, pusulam kayıp! (8.12.2008)
1. perde 2. kısım "Bir Mutluluk Şarkısı"
Dünyayı bir su
damlasının içinde görmek,
ne güzel....
ve bir kır çiçeğinde cenneti!
Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut!
Bak, sonsuzluk ellerinde işte!
Yaşlılık korkutmasın artık seni,
açlık ve ölüm de.
İstersen güneşi verebilirim sana,
eskiden bahçede oynadığım yerde.
Ama bana inanmadığını söyleme,
ben bir mutluluk şarkısı yazdım,
her çocuk dinleyip sevinsin diye! (12.10.2008)
Lodos yine sert esiyor,
yağmur damlalarında hiç bitmeyen bir telaş,
uzaklarda, çok uzaklarda bir bebek ağlıyor.
Dünya bir ekonomik kriz içinde,
ancak ilham perim ümitsiz değil! (29.11.2008)
1.perde 3.kısım "Tragedya usulü sitem
etmenin koordinatları"
Öfke ve hüzün,
içime işliyor.
Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi!
Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar.
Böylece yanılarak hepsi, alın yazıma razı oldular.
Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu,
sürünerek gitmeliyim ateşe,
kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu!
Yanarken alevler içinde,
bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim. Korkudan değil,
acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa.
Ey ruh, kül tanelerine dön;
Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki,
Seni bir daha bulamasınlar.
Ve bu şekilde dağılsın
Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar.
(02.09.2009)
1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle
alay etmenin koordinatları”
Benim oldukça
eski ama soylu
ya da soysuz kanım. Nebula denen gaz kütlesinden beri,
kurt ve kuşun kanatlarında mı..
Uçup gitti yani?
Buna şaşmamalıyız!
Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa,
Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız. (11.12.2008)
2.perde 1.kısım "İltifat etmenin entelektüel
koordinatları"
İnan ki, çok merak
ediyorum,
senle ben ne yapardık,
birlikte yaşamadan önce?
Öyle denk gelmişiz ki, … bir pergelin iki ayağı gibi!
Bunu anlatabilmek için,
henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim.
Konuşmaya en uygun,
düz yazıya en yakın olduğu için. (26.08.2009)
1.perde 2.kısım "Arabesk bir aşk filminin
koordinatları"
Seni ateşe atsalar,
ben yanmaz mıyım;
Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim?
Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende?
Biz bir bütünüz,
zorluklar bizi ikiye böldüğü halde! (29.08.2009)
1. perde 2. kısım "Bırakıp gitti işte
beni"
Olympos dağının
eteklerinde,
Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye,
İşte ben böyle bir kızı sevdim!
Meğer Venüs bile kıskanırmış onu,
geç uyandım!
Ve o gün,
uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış,
ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış,
ne fark eder ki?
Bırakıp gitti işte beni,
yavaş yavaş gözlerini yumarak,
bir daha açmamacasına hem de!
Şimdi yalnızca,
rüyalarımda yeşeren o fidanın,
küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler,
duyun sesimi!
Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar;
ya, hepten yok edin evreni,
ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar!
Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan,
silinip gitme unutuluşa.
Boşuna değil her gece yeniden uyanışın! (21.02.2010)
2.perde 2. kısım "Ayrılış"
Otobüs durağında
ağlıyor genç bir kadın,
Boyun atkısına gizlemiş,
gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü..
Üşümüş parmaklarını hohluyor,
tek başına dönecek evine belki de,
karanlık sokaklarda, adım adım yürüyerek.
İlk adım ilk ayrılıştır,
telefondaki o ayrılış.
Ilık akan bir gözyaşı,
hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır! (17.02.2010)
1. perde 2. kısım "Okul Yılları"
Bir sigara paketinin
içine,
şiir yazarken yakalandım.
Aldığım cezaya mı,
yoksa yazdıklarımın fark edilmediklerine mi yanayım?
"Sigara sağlığa zararlıymış",
öğrenmiş oldum..
Şimdiyse yüksekten uçan,
alçak gönüllü bir kartalın,
beyaz kanatlarına yazdım.
Üstelik sesli harflerle,
körler de bir parça okuyabilsin diye! (25.02.2010)
Sanatçı:
Sanatçı denildiğinde,
ülkemizde malesef herkese rahatlıkla verilebilcek kadar
kötüye kullanılmış bir sıfattır, oysaki hak'eden çok az
insan vardır. (narsil, 12.03.2006 12:05) "Sanatçı" sıfatını
fazlasıyla hak eden Onur Sezginin Web sitesi:
www.onur-sezgin.tr.gg/
|