|
Recep İvedik 2 filmini ilk üç günde 1 milyon
üç yüz bin kişi izlemiş. Bu olayı sadece bir sinema başarısı
olarak değil, toplumun yüzüne tutulan bir ayna olarak görmekte
yarar var.
Türk toplumu, Recep İvedik'te kendisini seyrediyor. Özellikle
büyük şehirlerde sokağa çıktığınızda karşılaştığınız on
kişinin sekizi ona benziyor. Bu açıdan "toplumsal bir fenomen
karşısındayız!" demek herhalde yanlış olmaz.
Eskiden Kemal Sunal filmleri çok tutulduğu için, insanın
aklına ister istemez Şaban tiplemesi ile Recep İvedik tiplemesini
karşılaştırmak geliyor.
Şaban, büyük göçün başlangıcında köyden şehre yeni gelen,
alçakgönüllü gecekondu mahallelerinde oturan, başını döndüren
şehir karşısında köy safiyeti taşıyan, etrafa şaşkın şaşkın
bakan bir tipti. Şehrin katakullilerine aklı ermezdi. Yüksek
binalara bakarken şapkası düşerdi. Gördüklerine hayran olurdu.
Karşısına çıkan kızın yüzüne bakarken ağzını toplayamazdı.
Şaban zamanla şehre alıştı. Oturduğu gecekondunun yerine
kaçak bir bina dikti, altına da bir dükkân açtı. Akrabalarıyla
birlikte siyasi bir partinin yandaşları arasına girdiği
için himaye edildi. Artık kentlilere çekinerek bakmıyordu,
eline para geçmişti. Kentli kızları aşağılıyor, sokakta
karşısına çıkanlara amaçsızca kötülük ediyor, ikide bir
"Haaayt ulan!" diye bağırıyor, milli maçlardan sonra silah
sıkıyordu. Yüzünden o insani gülümseme silinmiş, tam tersine
gördüklerini aşağılayan, hakaret eden bir nefret anlatımı
yerleşmişti. Kentin yeni efendisiydi
o ve eski efendileri aşağılama hakkına sahipti.
Böylece Şaban Recep'leşti. Ve Türk toplumu kendi yüzünü
Şaban'da değil, bu yeni Recep'te görmeye başladı.
Çünkü Şaban'lar hızla azalıyor, Recep'ler ise her
geçen gün artıyordu. İstanbul'un "kodamanlarını" önüne diziyor
ve "Adam olun laaan!" diye bağırıyordu.
Bu dönüşümü siyasi bir gelişme sananlar fena halde yanılır.
Mesele kültürün değişimidir. Bu toplumun kültürü değişti,
başkalaştı. Şaban'lar Recep'leştikten sonra, kendisine uygun
yerel ve genel iktidarları elbette bulacaktı. Bir sonuçtu
bu. Otuz yılı aşkın bir süredir, medya başta olmak üzere
birçok kurum "Recep'leşmeyi", yani lumpenleşmeyi destekledi.
İstanbul'un sözüm ona "elit" leri, gazeteleri ve televizyonları
yla Şaban'ın Recep'leşmesine müthiş destek verdi. Aydınlar
lumpenlere bayıldılar, onları başlarına çıkardılar.
Müzik müzik olmaktan çıktı, haykırışlar ve böğürtüler
haline dönüştü; İstanbul'un görünümü değişti; televizyonlar
insan soyuna yakışmayacak rezilliklere açtılar ekranlarını.
Böylece cehenneme giden yolun taşlarını döşemiş oldular.
Siyasi partiler ayrım tanımadan Recep'leşen topluma kucak
açtı. Kendileri de Recep'leştiler.
Sonuç ortada. Ey anlı şanlılar!
Bundan sonra bu süreci tersine çeviremezsiniz. Biz size
yıllar boyunca bu gözlemleri aktarıp; kültür, değerler,
gelenekler falan dedikçe kös dinlediniz.
Şimdi sizi de yutmaya başlayan ve sonunda yok edecek
olan yeni toplum hepinize hayırlı olsun.
Zülfü Livaneli
|