|
Yaşamlarımızı
sürdürme tarzımıza dair aldığımız kararların bazılarının
sınırları belirgin değildir. Bu yalnızca çok fazla alkol
almak, ya da halisünojenik ilaçlar kullanmak gibi şeyler
değildir, bazen çok daha ince ve subtil bir şeydir. Bazen
zihne alınan şeyler, ya da bize hizmet etmeyen ve sağlıklı
yaşamlar sürmemize engel olan düşünceleri zihne doldurmaktır
bu.
Gençken, bazı insanlara karşı olumsuz düşünmekle kalmamış,
açıkcası bu düşünceleri beslemiştim bile. Yani bu davranışım
bir tutku haline gelmiş ve bir şekilde, kendimi daha iyi
hissetmemi sağlıyordu.
Bunu kabul etmek zor ama bazı insanlara karşı hissettiğim
kızgınlıktan ya da duyduğum hoşnutsuzluklardan haz alan
bir tarafım vardı. Ve gördüm ki, bir yönümü geliştiren bu
kızgınlık, diğer yönümü çok yıkıcı şeylerle besliyordu.
Bilirsiniz, kızgın insanlar, az da olsa, sürekli kalp krizi
geçirirler, mide sorunlarından kurtulamazlar, ülsere yakalanırlar,
olumsuz fiziksel durumlar deneyimlerler. Başka bir deyişle,
sürekli neşeli olup da sürekli hasta olan insan pek yoktur.
İstisnalar tabi ki var, ancak şunu söylemek lazım ki, genelde
kişi ne kadar olumluysa okadar sağlıklıdır. Ve tersine,
genellikle sağlıksız olan insanlar, sürekli şundan bundan,
ya da ondan bundan yakınanlardır.
Kronik hastalıkları olanlar, genelde yaşamla ilgili olumsuz
düşünceleri besleyen ve kendilerini olumsuz enerjilerle
sarmalayanlardır. Bu olumsuz enerjilerin bazıları, kızgınlık
ve dargınlıktır. Başkalarına, yaşamlarında, şimdiye kadar
oynadıkları rollerden ötürü, darılan, eski günlerin acısını
sanki şu anda, burada oluyormuş gibi bugüne taşıyan insanlardan
bahsediyorum.
İnsan mekanizmasını, insan organizmasını, içinde yaşadığımız
bu biyolojik evi "geçmiş anılardan" gelen, çözülmemiş olumsuz
düşünce ve duygular kadar başka hiçbir şey yıpratamaz. Bu
duygu ve düşünceler, kim yada ne olduğumuzu belirler. Geçmişte
yaşanan olumsuzluklar, zihinde hala yer aldığı sürece (çözülmediği
sürece) olumsuz kimliğimiz var olmaya devam eder.
Bu nedenle sağlıklı yaşamanın anahtarı bağışlamaktır. Bunu
her iki açıdan da kastediyorum. Yaşam, almak için değil
bağışlamak (vermek) içindir. İlahi şifayı öğrenmedikçe ve
yaralarımıza bağışlayıcılığın merhemini sürmedikçe, bu yaralar
(dıştaki sıyrıklar kapandıktan sonraları bile) içimizde
yayılmaya devam edecektir. Ve yaşlanınca çok zorlayıcı psikolojik
sorunlar yaşayacak, ama bunların neden kaynaklandığını bilemeyeceğiz.
Anladım ki, olumlu olmayan davranışların dışındaki her şey,
insanı hasta edebilir. En ufak olumsuzluklar bile, tekrarlandığında,
bedende hastalık ve rahatsızlığa neden olabilecek etkiler
yaratabilir.
Aslında düşüncelerimde olumsuz olduğum zamanların sayısı
çok şaşırtıcıydı. "Asla başaramam" ya da "bu bana asla olmaz"
gibi basit yada daha büyük olumsuz düşünceler. Böylelikle
bana çektirdikleri olumsuz enerjilerle sarmalanmamak için,
gitgide zihnime giren düşünceleri, özellikle diğer insanlar
için düşündüğüm olsumsuzlukları kontrol etmeyi öğrendim.
Neal Donald Walsch
düşündürücü yazılar
anasayfa
|