Kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?

Bilen yada duyan var mı? Beri gelsin, duyupta susan.
Hani büyük şair demişti ya; ''Bu günü düşünürüm dün geçti,
yarın var mı, gençliğe güvenmem, ölenler hep ihtiyar mı?''
Tükenmişliğe son sürat gidiyoruz.
Yer ve gök, yaşam ve ölüm arasında sıkışarak,
görmek istemeyipte hayal dünyasına savdığımız,
bize uğramasını uzak sandığımız,
   yaşlı kürenin gerçeği olarak algılayamadığımız.
Yegane husus ne olabilir? Hiç düşündük mü? Sanmıyorum!
Yeniler milenyum diyor, eskiler ahir zaman.
 Bence etik yaşamdan uzaklaştığımız andır bu an.
Sonsuzluk kervanına kavuşmak için,
 hiç bu denli uğraşılmamıştı.
Yaklaşan sondan kaçmak, çağımızın vebası oldu.
Kimse doğa kanunlarına uymak istemiyor,
 ne yaşlımız yaşlı, ne gencimiz genç.
Eğitim, öğretim zaten felç.
 Ne çocuklar çocuk, ne olgunumuz olgun.
 Gözlerde para hırsı,
  maaşlar dolgun, vicdanlar solgun!
Tat yok tat, nasıl olsun ki?
 Hem kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?
Teknoloji gelişmişmiş insan ömrü uzamışmış, palavra.
Yaşayan her insan üniversal araştırmalar için potansiyel kadavra.
  Ne? Anlamadım kim.. kaç para?
Günaydın beyim günaydın.
Bütün gelişmeler, lügatlardaki en güzel kelimeler,
hep yaklaşan sondan kaçmak için.
Ama nafile, nereye kadar?
 İlahi gerçek elbet hepimizi yakalar.
Sahi kaç nefeslik ömrümüz kaldı ki?

Anonim

düşündürücü yazılar

anasayfa