Farkında olmalı insan

Farkında olmalı insan

İnsan; Kendisinin, hayatın ve olayların gidişatının farkında olmalı. Farkı farketmeli, fark ettiğini de farkettirmeli bazen. Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını farketmeli.

Anne karnına sığarken, dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını farketmeli. Şu çok görünen dünyanın, ahirete nasiple anne karnı gibi olduğunu farketmeli.

Henüz bebekken "dünya benim!..." dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların "herşeyi bırakıp gidiyorum işte!"dercesine apaçık kaldığını farketmeli ve kefenin cebinin olmadığını farketmeli.

Baskın yeteneğini farketmeli sonra, Azrailin her an sürpriz yapabileceğini, Nasıl yaşarsa öyle öleceğini farketmeli insan ve ölmeden evvel ölebilmeli.

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini farketmeli. Zenginliğin ve bereketin; sofradayken, önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini farketmeli.

Eşref-i mahlûkat (yaratılmışların en güzeli) olduğunu farketmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni, dikenin hemen yanıbaşındaki gülü farkedebilmeli.

Evinde 4 köpek 2 kedi beslediği halde, çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını farketmeli.

Seni çok seviyorum!" demenin, mutluluk yolundaki müthiş gücünü farketmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğin sadece üçünü giydiğini, ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu farketmeli.

Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını 60-70 yıl sonra sigara yüzünden azraile soba borusu gibi teslim etmenin, emanete hiyanet sayılacağını farketmeli.

Ömür dediğin 3 gündür, dün geldi geçti, yarın meçhuldür, o halde ömür dediğin 1 gündür, o da bugündür!

Can Dündar




Yol Ayrımı ve İki Seçenek

Uyanış ve hatırlayış sürecinin meydan okuyucu olabileceğini bizzat kendi deneyimlerimizden biliyoruz. Yaşamın gerçekliği bizleri hem kollektif hem de bireysel düzeyde değişime zorlamakta. Zorlayış kimi varlıklar üzerinde uyandırıcı, hatırlamaya yönelik dürtücü bir etkiye sahip olurken, içlerinde bu sesi duymaya başlayanlar gerçeği sorguluyor ve değişime niyet ediyorlar. Aynı zorlayış kimi varlıklar üzerinde ise, eskiye tutunma, kapanma, korku bazlı bilinçsiz seçimlere yönelme etkisi gösteriyor.

İşte bu noktada seçimlerimizin farkındalığı önem kazanıyor ve varlık önünde iki seçimin bulunduğu bir yol ayrımına geliyor;
-Kendini bilmek ve yaşamının sorumluluğunu almak mı?
-Kurban bilincine saplanıp dışta olanı (kişileri, sistemi, koşulları vs.) suçlayarak kendi dışında tutunacak (maddi-manevi ) bir dal arayışına girmek mi?

Kendini Bilmenin, Uyanışın Yolu

Birinci yol, insan veçhesi için çetin görünen bir yoldur. Kesinlik ve bilinebilirlik taşlarıyla döşenmemiştir. Bu yol ileriye doğru giden bir yol değildir. Doğrusal değil, çok boyutludur. Kuralları kendinin koyduğu ve zihin tarafından bilinemeyecek olan dinamiklerin devreye girdiği bir alandır. Sadeliğin, güvenin, koşulsuz sevginin ve kendinin tüm parçalarını kucakladığın bir oluş halinin alanıdır. Zihnin katı ve dualitik zemininden, kalbin ve sezgilerin rehberliğine geçiştir. Çabanın yerini izin veriş alır.

Korkunun, Unutmuşluğun, Çaresizliğin Yolu

İkinci yol, korkunun yoludur. Sürekli aynı yere çıkan bir yoldur. Mesafe katediyormuşsunuz gibi görünür ve görece bir devinim, aktivite vardır, ancak bir atlı karınca gibi olduğunuz yerde dönmekte ve önünüzdeki hedefe bir türlü ulaşamamaktasınızdır. Bu yol yanılsamaların (illüzyonların) hakim olduğu bir gerçeklik boyutudur. Yolun parke taşları korku, güvensizlik, çaresizlik harcı ile yapılmıştır. Burada rüyalar gerçekmiş gibi yaşanır. Bunun nedeni, kendi seçiminin yaratıcı faktörünü göremeyen varlığın, gerçek öz niteliklerini unutmuş olmasıdır. Bu yol çabanın ve acının yoludur.


Arayışı Bırakmak

 Arayışın, ister maddi isterse manevi olsun çıkış noktası itibariyle bir ayağı sakattır. Arzulamış olduğun şeye sahip olmadığın inancıyla çıkılan bir yoldur. Ruhsal arayış yolunda olanlar için ise gerçeklik ikiye bölünmüş gibidir. Ruhsal olan ve olmayan. Bu arayışa ruhsal olanan keşfine yönelik olarak çıkılır ve yol üstünde bir çok durak vardır. Ruhsallığın tanımlandığı çeşitli geleneksel öğretiler ve uygulamalar sürekli olarak yenilenmekte ve çoğalmaktadır. Arayan sayısı arttıkça ruhsal vaatler de çeşitlenmektedir. Ve uygulama ve öğretiler ulaşılması hayal edilen konum ile varlık arasında bir başka tampon oluşturmaktadır. Böylelikle, ruhsal arayış dualitenin pozitif yanılsama ( illüzyon ) kutbunu oluşturur.

Oysaki gerçek olan, an be an tüm tanımlama ve uygulamaların ötesinde bir tazelikte doğmaktadır. O tutulacak, ulaşılabilecek bir yerde değildir. Tüm yalınlığı ve tanımsızlığı ile arayışının yaratmış olduğu yanılsamanın hemen dibindedir. Ne kadar uzaklaşsan da o kadar yakınsındır Ona.

Her arayış bir çabayı devreye sokar. Ancak tüm arayışın ve çabanın ulaşacağı nokta seni pes ettiğin bir konuma taşır. Bu teslim oluşa eşlik eden bir farkındalık varsa hakikatin ışığı çeşitli şekillerde kendisini sana hissettirir.

İşte bu akış içinde nerede durduğunuzu, şimdiki seçiminizin ne olacağını sorguluyor olabilirsiniz. Nedenler, nasıllar, amalar zihninizde uçuşuyor olabilir.

Belki de Birinci yola, kendinize giden yola saptınız ve yeni meydan okumaları anlama ve yeni araçları devreye sokma noktasında içinizde yeni kapıların aralanması eşiğindesinizdir.

Bu çalışmada bizlere eşlik etmeyi seçerseniz;
Cevapların kendi içinizde olduğunu anlamaya, yaşamınızın ve kendinizin hakimiyetini elinize alıp, kendi değerinizi bilmeye yönelik bir çalışmaya katılmış olacaksınız. Değişim ve dönüşüm sürecinde, eski bilincinize bağlı yapı fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeylerde dağılırken bununla nasıl başa çıkacağınıza dair içgörüler edineceksiniz.


Kaynak: http://aryanon.blogspot.com/2009/04/farkindalik-ve-yeni-bilince-uyanis.html



düşündürücü yazılar

 

anasayfa







kraenzle delfin, columbus, TosAy Temizlik Makinaları flazh.de merihprojekt sozialberatung