logo - infethiye

Caretta Su Kaplumbağaları

Sırt tarafı kırmızımsı kahverengi, alt tarafı ise beyazımsı açık sarı renkli olan Caretta caretta'lar, yada Karetta Karetta (Sini Kamlumbağaları) denizlerde yaşar. Bacakları yüzmeye elverişli biçimde kürek gibidir. Oksijenli hava'ya gereksinim duyar, ancak uzun süre su altında kalabilir. Yavru carettalar yüzeyde akıntı çizgilerinde toplanan makroplanktonik av üzerinde beslenir. Daha yaşlı carettalar Etoburdurlar, sünger, deniz anası, at nalı yengeçler, istiridye yerler. Kurbanlarının sert kabuklarını kolayca parçalayabilmelerini sağlayan çok güçlü çeneleri vardır.  Yumurtlamak için karaya çıkar ve yumurtalarını gece kumsallarda açtığı çukurlara gömerler. Bir defasında 100 yumurta bırakabilirler. Yavrular 2 aylık kuluçka döneminden sonra, yumurtadan çıkarak, denize giderler. Yaşayabilme süresi ortalama 100 ila 120 yıl arasında olan bu sevimli yaratıklar, ömürlerinin yaklaşık 70 yılını denizlerde dolaşarak geçirir.

Sini Kaplumbağaları, yumurtlamak için ince kumlu sahilleri seçiyorlar, bu nedenle Akdeniz sahillerinde'de görülüyorlar. En önemli yumurtlama bölgesi, Adana'nın Yumurtalık ilçesi, Belek, Anamur, Köyceğiz, Dalyan, Fethiye sahilidir.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfının raporlarına göre Türkiyedeki kumsallardan 11'i oldukça kötü durumda. Uluslararası raporlara göre, Türkiyede ince kumlar, inşaat sektöründe kullanılmak üzere sahillerden alınıyor. Oysa soyu tükenmekte olan Caretta Carettaları, Türkiye, taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında korumakla yükümlü.

Fethiye çalış plajında caretta su kaplumbağaları

Fethiye- Çalış Plajında'da Caretta Caretta- Kaplumbağaları yumurtlamaktadır. Plajın bazı yerlerinde kaplumbağları korumak amaçlı tel kafesler kurularak, yumurtaları bu şekilde korunmaya çalışılıyor. Kaplumbağalar rahatça kıyıya çıkıp, yumurtlayabilsinler diye, geceleri Çalış Plajı'nda ateş yakmak, gürültü yapmak yasak edilmiş olmasına rağmen, malesef bu uyarılara uyulmuyor. 

Avusturya Viyana Üniversitesi ile, Denizli Pamukkale Üniversitesinin biyoloji bölümleri, Caretta Carettaları koruma ve inceleme amacıyla Fethiye sahillerinde ortaklaşa çalışma gerçekleştiriyorlar.  Biyolog Christine Fellhafer, her yaz Fethiyeye geliyor ve Caretta Carettaları korumaya çalışıyor: "Viyana üniversitesinden caretta carettaları araştırmak ve korumak için geldim. Kısaca ne yaptığımızı tarif edecek olursak, bütün bir yaz burada caretta carettaları araştırmak ve korumak için kalıyoruz. Doktora öğrencisiyim, aynı zamanda,  doktora tezimi tam olarak özel koruma altında olan bölgeler ve özellikle bunlardan biri olan Fethiye sahillerindeki caretta carettaların korunmasıyla ilgili hazırlıyorum. Burada alınan önlemler ile, Fethiye plajı ve diğer plajlar arasında kıyaslamalar yapıyoruz.
Fellhafer, deniz kaplumbağalarının Yunanistan ve İtalya sahillerinde çok daha güvende  olduğunu, halkın denizlerin çileli sakinlerini koruma konusunda daha bilinçli ve dikkatli hareket ettiğini söylüyor: "Aslında burada caretta carettaları korumaya çalışan bir topluluk yok. İtalya ve Yunanistan sahillerine ulaşan carettalar gibi, buraya gelenlerin de yardıma ve korunmaya ihtiyacı var. Biz bu nedenle buradayız."

Fellhafer, Caretta Carettaların, Türkiye sahillerinde ışık, gürültü, çevre kirliliği, tehlikeli atıklar, yasal olmayan yapılar, tesadüfi avlanma, kaçak kum çıkarımı ve kıyı erozyonu gibi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu söylüyor. Geçen 5 yılda, yaklaşık 250 deniz kaplumbağasını kurtardıklarını vurgulayan Fellhafera, Peki bizler neler yapabiliriz sorusuna, şöyle yanıt veriyor; "Herkesin yapabileceği basit ve kolay birtakım şeyler var, doğaya daha duyarlı olunması gerekiyor. Geceleri plajlarda yürüyüş yapılmaması, kaplumbağaları gece plaja çıktıkları zaman korkutmamak, yanına yaklaşmamak, fotoğraf makinası, ya da kamera flaşları kullanmamak, güneş şemsiyeleri kullanmamak, çöpleri plaja atmamak, kısacası doğaya daha duyarlı olmak yeterli.

Christine Fellhafera, sahilin deniz kaplumbağaları için ne denli güvenli olduğunu soruyoruz. Bir diğer ifadeyle insanlar kumsalları yeteri kadar koruyor mu?.. "Açıkcası hayır, pek değil. Özellikle de caretta çıktığı zaman, herkes görmek ve resim çekmek istiyor; carettalara doğru geliyorlar, onlar da korkup, denize doğru geri dönüyorlar. Caretta 2-3 kez sahile çıkmayı deneyerek, yumurta bırakmak için geri döner. Eğer aynı şekilde korkup kaçarsa, yumurtalarını denize bırakmak zorunda kalır, ki bu da bütün yumurtaların yok olması, üreyememesi anlamına gelir..

Deniz kaplumbağalarının bu gönüllü dostları, Fethiye kumsallarında onları korumak için hava kararır kararmaz devriyeye çıkıyorlar. Karettanın yumurtlama zamanında onlar geride durup, çevredeki insanların fotoğraf çekmesini, ya da rahatsız etmelerini engelliyorlar. Gönüllüler, yumurtalarını bıraktıktan sonra, kaplumbağanın kabuğuna bakıp, ölçümler alıp; bedeninin zarar görmeyeceği bir noktaya da numara vuruyorlar. Bundan amaç, Caretta Caretta yeniden sahile geldiğinde, ne gibi değişimler yaşadığını görmek, herhangi bir yerinde incinme olup olmadığını, ne tür doğal veya insandan gelen darbeyle karşılaştığını ortaya çıkarmak.

Bu bilimsel projede görev üstlenen Türk öğrenci Sedat Tekat da bir doğa tutkunu, ancak denizle tanışıklığı nisbeten yeni. Memeleketi Şırnak olan Tekat, Viyana Üniversitesi’nden öğrencilerle birlikte çalışmalarını şöyle anlatıyor: "Yumurtadan çıkan Karetta Karettalar, doğal bir refleksle, deniz yüzeyinden yansıyan ışığa doğru yöneliyor, yaşayacakları ortama, denize doğru hareket  ediyorlar. Ancak çevrede herhangi bir ışık kaynağı mevcutsa, yavru kaplumbağalar, yönlerini şaşırarak, yaşamlarını sürdürebilecekleri deniz yerine, ölmelerine neden olabilecek, yanlış hedeflere yöneliyorlar. O yüzden kıyılardaki çok ışıklı turistik oteller Caretta Carettalar için ölümcül oluyor. Caretta Carettaların Türkiyede karşılaştığı diğer bir sorun ise naylon torbalar. Denizanası yiyerek beslenen Caretta Carettalar, naylon poşetleri "denizanası" zannederek yutuyorlar. Türkiyenin Akdeniz kıyılarında bu sebepten boğulan ve karaya vuran dev kaplumbağaların sayısı az değil."
"Sahilde yumurta bırakılan yeri korumak için tel kafes kullanılıyor. Çünkü 45-50 gün kadar süren bir kuluç döneminden sonra, deniz kaplumbağaları dünyaya geliyor. Şayet bu türden bir koruma sağlanmazsa, plajı kullananlar yumurtaların üzerine basıp geçiyor ve yumurtalar eziliyor.

Bölgenin doğal hayatı koruma gönüllüleri deyince, akla ilk gelen isimlerden Ali İhsan Emre, Viyana Üniversitesi ile Pamukkale Üniversitesinin ortaklaşa gerçekleştirdikleri deniz kaplumbağalarını koruma projesinin mimarlarından. Emre, Fethiye Çalış Plajına sıfır noktadaki arazisinin bir bölümünü, Viyana Üniversitesi ile Pamukkale Üniversitesi öğrencilerine ayırmış. Fethiye sahillerinde deniz kaplumbağalarını korumak için halka yönelik bilgilendirme çalışmalarına bölgedeki turistik tesislerin sahipleri de destek veriyor. Kimisi Viyana ve Pamukkale Üniversitesi öğrencilerine yemek veriyor, kimisi de ulaşım ihtiyaçlarında yardımcı oluyor.

Karetta kaplumbağa dostu balıkçı

Fethiye'de caretta caretta kaplumbağalar ile balıkçıların dostlukları, görenleri hayrete düşürüyor. Her sabah balıkçı teknelerinin gelişini bekleyen 4 caretta caretta, karaya yaklaşan balıkçı teknesinin yanına gelerek, balıkçıların ellerinden balık yiyor. Carettaların soğuk kanlı hayvanlar olmasına rağmen, buradaki caretta carettalarla dostluk kurduklarını söyleyen balıkçılardan Zafer Öcal, "Yıllardır bu açıkta gezen ve motorumuzun sesini duyup, veya seslendiğimizde gelen bu kaplumbağalara gözümüz gibi bakıyoruz. Onlar bizim çocuğumuz oldu" dedi. "Her sabah saat 09.00 sıralarında kıyıya 500 metre kala yolumuzu gözlüyorlar. Bu kaplumbağaların hepsine bir isim koydum, bugün bir tek Hatice geldi; ama bazen Aziz, Mehmet, Bayram da geliyor. Bu isimlerle seslendiğimiz zaman geliyorlar. Bunlar sadece benim teknemin motor sesini duyunca kıyıya gelirler. Ben her gün yakaladığım balıkların satılmayacak olanlarını bunlara veriyorum. Yengeç ve balıkları elimden yiyorlar. Günde ortalama 5 kilo balık veriyorum" dedi.

Kaplumbağa yaşamını tehdit eden faktörler:

Deniz kaplumbağaları yaşamlarının büyük bölümünü denizde geçirmekle birlikte, nesillerini devam ettirebilmek için üreme kumsallarına son derece bağımlı olan canlılardır. Bu tip kumsalların insan eliyle farklı amaçlar için işgal edilmesi (turizm amaçlı faaliyetler, kum alımı, otlatma, tarım için kumsalların toprak ile örtülmesi vs.) ve artık Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs gibi birkaç ülkede sınırlı kalması, bu bölgelere yumurta bırakan kaplumbağaların nasıl yavaş yavaş yok olmaya mahkum edildiklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca, deniz ortamında gerek ergin, gerekse yavrularını trol vb. ağlarla, balıkçılar tarafından tesadüfi yakalanmaları da, kaplumbağa yaşamını tehdit eden önemli bir sorundur.

Çözüm ve öneriler:

● Yüksek yuva yoğunluğuna sahip üreme kumsallarını, olumsuz yönde etkileyecek yatırımlardan kaçınılmalıdır.
● Gerek turizm amaçlı, gerekse bu amaç dışı yapılanmalarda, özellikle deniz kaplumbağası üreme mevsimi olan Mayıs-Ekim aylarında, aydınlatma ve gürültü ile ilgili tedbirlere önem verilmelidir. (Karayolları aydınlatması, çadır ve karavan kampingleri, otel, ev vb.)
● Kumsallarda, doğal yapıyı bozucu, her türlü kum ve çakıl alımı önlenmelidir.
● Üreme kumsallarına büfe, restoran vs. sabit tesisler kurulmamalıdır.
● Gece kumsallar insanlar tarafından kullanılmamalı, araba, motor, bisiklet vs. araçların üreme kumsallarına girmesi engellenmelidir.
● Plaj şemsiyeleri toprağa gömülmeyen türden olup, yumurtlama bandının gerisinde kullanılmalıdır.

Carettaların korunması için çalışmalar;

Ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler (Bern, Barselona Sözleşmeleri) çerçevesinde nesli tehlikede olan ve Türkiye sahillerini üreme alanı olarak kullanan deniz kaplumbağalarının korunması yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bu amaçla, Bakanlığımız koordinatörlüğünde ilgili Bakanlıklar, üniversiteler ve gönüllü kuruluşlardan oluşan “Deniz Kaplumbağaları İzleme-Değerlendirme Komisyonu” kurulmuştur. İzleme-Değerlendirme Komisyonu Akdeniz’de önemli deniz kaplumbağası üreme alanı olarak belirlenmiş 17 alanda (Ekincik, Dalyan, Fethiye-Çalış, Dalaman, Patara, Kale (Demre), Kumluca, Tekirova, Kızılot, Belek, Gazipaşa, Demirtaş, Göksu Deltası, Kazanlı, Anamur, Akyatan, Samandağ) incelemelerde bulunarak, sorunları tespit etmekte ve bu sorunların giderilmesi yönünde çalışmalar gerçekleştirmektedir.

Bir Caretta'nın İnanılmaz Yolculuğu

"Olağanüstü Yolculuk” adlı belgesel, Caretta Caretta olarak bilinen ve nesli tükenmekte olan kaplumbağaların öyküsünü anlatıyor. Belgesel yapımcısı Nick Stringer, bir dişi kaplumbağanın Florida sahillerinden başlayıp, Azor adalarına kadar uzanan ve yıllar sonra yine Florida’daki kumsalda noktalanan uzun yolculuğunu takip ediyor. Bu uzun yolculuk sonunda, 10 bin Caretta Caretta’dan, sadece bir tanesi hedefe ulaşmayı başarabiliyor, diğerleri yolda ölüyor.

Filmin başında, yavru kaplumbağalar Florida’da bir kumsalda hayata başlıyor. Kumlardan çıkmaya çalışıyor, yengeçlerden kaçıyor ve denizlerde yıllar süren yolculuklarına başlayarak, engin maviliklerin içinde kurtuluş arıyorlar. İzleyiciler bu kaplumbağalardan yalnız birinin, hayatta kalma mücadelesine tanık oluyor. Bu bir kaplumbağı, 15 bin kilometre içgüdüsel yolculuğu boyunca izleniyor. Dişi kaplumbağa, yol boyunca doğal veya insanlardan kaynaklanan tehlikelerle de karşılaşıyor.
Kaplumbağa yolculuk boyunca denizanalarıyla besleniyor. Yolculuğun bazı bölümlerinde, göç eden yunus balıkları ve küçük bir köpekbalığı da ona eşlik ediyor.
Richardson şunları söylüyor: “Doğdukları kumsala geri dönüyor ve yumurtalarını bırakıyorlar. Kumsal olmazsa, yumurtalarını bırakamıyorlar, denizde petrol varsa, boğulup ölüyorlar, suda plastik torbalar varsa, denizanası sanıp, yiyor ve yine boğulup ölüyorlar.”
Richardson, kaplumbağaları korumak için bazı önlemler alındığını söylüyor. Bunlar arasında kaplumbağaların yumurtalarını bıraktıkları kumsallarda, yumurtaların koruma altına alınması var. Richardson şöyle açıklıyor: “Koruma altına alınmış kumsallarda Kaplumbağalar karides avcılarından korunuyor, böylece yüzde 99 yaşama şansına sahip oluyorlar.”
1987 yılında Amerika, karides avcılarının kaplumbağaların kaçmasına olanak tanıyan trollerden kullanmasını zorunlu hale getirmişti, ancak özellikle Meksika Körfezi’ndeki karides avcıları, bu tür trol kullanmamakta ısrar ediyor.
Louisiana Grand Isle’daki Dean Blanchard Deniz Ürünleri Şirketi’nin sahibi Dean Blanchard, üç nesildir karides avlayan bir aileden geliyor. Blanchard şunları söylüyor: “Trollerle ilgili bir sorunumuz yok. Şu anda tek sorunumuz, hükümetin bunları kontrol etmek için, standartları bilmeyen müfettişler göndermesi. Bütün teknelere ceza yazıyorlar, oysa biz bu konuda dikkatliyiz, Kaplumbağa öldürmüyoruz.”
Richardson’a göre, daha çok şey yapılmalı: “İnsanoğlu çok müsrif, hiçbir şeyin kıymetini bilmiyor. Bu konuda daha dikkatli olmalıyız. Kaplumbağalara ve diğer deniz hayvanlarına yaşamaları için gerekli ortamı sağlamak zorundayız.”
Filmde, dişi kaplumbağa, yolculuğu başarıyla tamamlayıp, Florida’daki kumsala dönüyor ve yumurtalarını bırakıyor. Richardson, filmin gençlerin de bu konuda bilinçlenmesini sağlayacağını ve Caretta Caretta’ların neslinin tükenmekten kurtulacağını umuyor.
İngiliz oyuncu Miranda Richardson, filmin seslendirmesini yapmış.
(Kaynak: Amerikanın Sesi)

İlk deniz kaplumbağları

caretta kaplumbağaları

Denizkaplumbağaları yaklaşık 95 milyon yıldan beri dünyamızda yaşamaktadırlar. Ataları, yıllar önce, dinazorların yaşadığı devirde deniz ortamına geçmiş dev kara kaplumbağalarıdır. İlk deniz kaplumbağaları bugünkülere pek benzemiyorlardı. Değişimleri milyonlarca yıl sürmüş ve ayakları yüzgeç şekline dönüşmüş, ağır ve kocaman gövdeleri yassılarak daha hafif ve su yaşamına elverişli bir biçim almıştır. Dinazorlar ve dev kara kaplumbağaları tamamen yok olmuşlardır; bugün ancak müzelerde fosillerini görebilmekteyiz. Fakat denizkaplumbağaları nasıl olduysa yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Bunların yedi değişik türü, dünyamızı çevreleyen sıcak ve ılıman okyanuslarda hâlâ yüzmektedirler. Dişilerin karaya çıkarak yuva yapıp yumurtladıkları kısa devreler dışında, bütün hayatlarını suda geçirirler. Denizkaplumbağaları denizi balıklarla, balinalarla, diğer deniz yaratıklarıyla ve bizlerle paylaşırlar. Ülkemiz sularında bu türlerden sadece iki tanesi yaşar: Sini Kaplumbağası (Caretta caretta) ve Yeşil Kaplumbağa (Chelonia mydas).

Yeşil kaplumbağa (Chelonia mydas)

Caretta Chelonia Mydas

Kristof Kolomb Yeni Dünya’yı keşfettiği zaman Karaib Denizi’nde milyonlarca denizkaplumbağası bulunuyordu. Kolomb ve onu onu takip eden diğer kâşifler, tüccarlar, sömürgeciler ve korsanlar özellikle bir tür denizkaplumbağasının etinin lezzetli olduğunun farkına vardılar. Bu kaplumbağa tamamen kahverengi olup, boyu 1 metreye, ağırlığı ise 136 kilograma kadar ulaşabiliyor ve kıyıya yakın sığ sularda yetişen deniz otlarıyla besleniyordu. Denizciler bu uysal hayvanı kolayca avlayabiliyorlardı. Onu, kabuğunun üzerine sırt üstü devirip savunmasız hale getirdikten sonra yüzgeçlerini bağlayıp taze ete ihtiyaçları olduğu zaman öldürmek üzere gemilerine götürüyorlardı. Bu kaplumbağa, vücudundaki yağın rengi yediği ottan dolayı yeşil olduğundan “yeşil kaplumbağa” diye isimlendirilmiştir. Otla beslenen tek denizkaplumbağası türüdür. Yüzyıllar sonra günümüzde de yeşil kaplumbağalar hâlâ avlanıp öldürülmekte ve sayıları gün geçtikçe azalmaktadır.

Sini kaplumbağası (Caretta caretta)

caretta caretta

Sini kaplumbağası yeşilden biraz daha ufaktır. Ağırlığı 135-180 kilogram arasında değişir. Yengeç ve başka deniz hayvanlarıyla beslenir. Bu kaplumbağa mercan yuvaları ve kayaların yakınında avlanır. Büyük ve kalın kafası, geniş ve kısa boynuyla kolayca tanınabilir. Diğer denizkaplumbağaları gibi, bu da kara kaplumbağalarının tersine başını kabuğunun içine çekemez. Kabuğu bir zırh gibi olmakla beraber, başı ve yüzgeçleri korumasızdır. Bazı köpekbalıkları ve katil balinalar açıkta kalan bu kısımlara saldırabilirler. Fakat sini kaplumbağası iri ve hızlı olduğundan doğal düşmanı çok azdır.

Deniz kaplumbağaları nerelerde yumurtlar?

Deniz kaplumbağaları dünya çevresindeki geniş, ılıman kuşak içinde; Akdeniz, Pasifik ve Atlantik okyanuslarında yaşarlar. Büyüdükleri zaman yumurta bırakmak için doğdukları kumsallara geri dönmeleri ilgi çekicidir. Yumartlamak için binlerce kilometre yüzdükten sonra, doğdukları yeri nasıl buldukları, bilim adamlarınca halen tam olarak anlaşılamamıştır. Akdeniz’deki deniz kaplumbağalarının bir kısmının, yalnız Akdeniz’de yaşadığı ve kışladığı sanılmaktadır. Kaplumbağaların bu göç hareketleri “markalama”, yani üzerlerine konan özel işaretler ile ancak izlenebilmektedir.

Yeşil kaplumbağa yumurtluyor

Dişi yeşil kaplumbağa, bir yumurtlama mevsiminde üç veya dört kere yumurtlayabilir. Suda ne kadar hızlı ve ortama uyumluysa, karada da tam tersine o kadar yavaş, hantal ve savunmasızdır. Dişi kendisini denizden dışarı zorlukla çeker ve kumsalda gelgit sularının erişemeyeceği kadar ilerler. Yüzgeçleriyle vücuduna göre bir yuva kazar. Yuvaya yerleşip, arka yüzgeçlerini kürek gibi kullanarak, şişe şeklinde bir delik kazar. Sonra bu deliğe pingpong topuna benzer, beyaz ve kaplı görünümü veren, yaklaşık yüz adet yumurta bırakır.
Kaplumbağa, yumurtlaması bittikten sonra, yuvayı kumla örtecek ve arkasında traktör izine benzeyen bir iz bırakarak ağır ağır denize dönecektir. Ne yazık ki anne kaplumbağa, yumurtalarını ne kadar çok tehlikenin beklediğinden habersiz. Çoğu kez insanlar, yumurtaları meraktan veya yemek için topluyor. Ayrıca köpek, tilki veya kum yengeci yumurtaları yemeye çok meraklı. Bu yüzden kaplumbağaların ürediği kumsallar koruma altına alınmalıdır.

Yumurtadan çıkan yavrular

Güneş ışınları, kuma gömülü kaplumbağa yumurtalarını ısıtır. Yumurtalar yuvanın içinde gelişir ve iki ay sonra çatlamaya hazır hale gelirler. Yavrular burunlarının ucundaki sivri kısım ile yumurta kabuklarını delmeye başlarlar. Bu özel sivri kısım yumurtadan çıkınca kaybolur. Yavrular kabukları çatlatarak kırarlar. Hepsinin yumurtadan hemen hemen aynı zamanda çıkmaları gereklidir. Çünkü yuvadan kaçış işlemini elbirliğiyle yapmak zorundadırlar. Yavru kaplumbağalar başlarının üzerindeki kumu kazmaya başlarlar. Kum, boş kabuklarının üstüne düşerek çukurun içinde yükselmelerine olanak sağlayan basamaklar oluşturur. Birkaç gün içinde yuvanın tavanına varırlar. Derken bir gece veya bir sabah erken saatlerde kumsalda koyu renkli küçük kafalar ve yüzgeçler belirir. Beş santimetrelik yavrular sürünerek denize doğru yol alırlar.

Denize doğru yarış

Kaplumbağa yavruları deniz yönünü denizin pırıltısından hissederler. Suyun üzerindeki parlaklık onları çeker. Yuvadan çıkıp, sel gibi akarak, denize doğru yarışlarına başlarlar. Hayat dolu ama savunmasız yavrular, kumsal boyunca beceriksizce çabalayıp dururlar. Bunların da anneleri gibi denize varabilmeleri için etrafın tamamen karanlık olması gereklidir. Işık yanan bir ev, araba, sokak lambası varsa, yavrular ışığa doğru ilerler ve sonunda hepsi ölürler.

caretta yavrusu

Yavruların gece çıkmalarının asıl sebebi  ise, kızgın güneşten korunmaktır.  Yumurtadan çıkan yavruların kabukları yumaşaktır ve kendilerini koruma nitelikleri çok az olduğundan, pek çok doğal düşmana yem olur: Yengeçlere yakalanır, deniz kuşları keskin gagalarıyla kendilerine ziyafet çekerler.

Yavrulardan çok azı, denize varabilir, denize varanların çoğu da balıklara yem olur. Yavrulardan ancak bir, iki tanesi hayatta kalır. Yaşamlarının ilk yılını nerede geçirdikleri, doğanın çok sayıda sırlarından biridir. Örneğin yeşil kaplumbağalar bir yaşına gelip, kıyılardaki sığ sularda beslenmeye başlayana kadar, hiç ortalıkta görünmezler.  Bir yaşına varmış yavrular, bir yemek tabağı büyüklüğündedir.

Yumurtlayacak yeri yok

karetta karetta

Bir deniz kaplumbağası, Türkiye’nin güney sahillerinin cennet köşelerinden biri olan Side kıyılarında, bir kumsala sürünerek çıkar, bir de ne görür? Kumsalın büyük bir kısmını apartman ve oteller işgal etmiş. Geri kalan dar kumsal şeridinde ise, insan kalabalığı vardır. Kaplumbağa tekrar denize açılıp, gece geri döner. Bu sefer pencerelerdeki yüzlerce ışık ortalığı aydınlattığından, kumsal pırıl pırıldır. Kumsalın bazı yerleri ise, beton rıhtımlarla çevrelenmiştir. Kaplumbağaya artık yumurtlayacak yer kalmamıştır. Kıyının başka bir yerinde, boş kalmış ufak kumsal şeridine çıkıp yumurtlar. Yavrular yumurtalardan çıkma günü gelince, ışıklara doğru sürünürler. Fakat vardıkları yer deniz değil, yakındaki bir yolun sokak lambalarının ışığıdır. Ertesi gün yakıcı güneşin altında hepsi ölecektir. Bir zamanlar denizkaplumbağalarının güvence içinde yumurtlamalarına uygun yüzlerce kilometre uzunluğunda kıyılar vardı, bugün artık her şey değişti.

Kaplumbağalar mı? Kaplumbağa ürünleri mi?

Deniz kaplumbağaları dünyamızdan hızla yok olmakta. Oysa yok olan bir hayvan türü, bir daha hiçbir zaman geri gelmeyecektir. Yok olma sebeplerinden biri de, insanların kaplumbağaları çeşitli amaçlarla avlamasından ileri gelmekte. Bazı kaplumbağaların kabuğundan “bağ” denen taraklar, gözlük çerçeveleri, düğme vb. yapılmakta. Çok pahalı olan bu maddeleri, artık insanların satması da alması da doğru değildir. Bazı kaplumbağaların derisinden çanta ve pabuç yapılmakta. Bazılarından ise çorba. Kimi yörelerde kaplumbağa kanının bazı hastalıklara iyi geldiği inancı yaygınsa da, bunun doğru olmadığı artık anlaşılmıştır. Unutmayın, siz veya çevrenizdekiler, yukarıda saydıklarımızı kullanıyorsanız, bu ender hayvanın yok olmasına sebep oluyorsunuz demektir.

Kaplumbağa avı

Çok eskiden beri kıyılarda yaşayanlar, ailelerinin beslenmesine katkıda bulunmak için deniz kaplumbağalarını avlamışlardr. Bazen tek bir balıkçı bir kaplumbağayı besin olarak kullanmak amacıyla zıpkınlamış; bazen de grup halindeki balıkçılar, soluk almak için, su yüzüne çıkan kaplumbağları ağlarla yakalayıp, yemek üzere köylerine götürmüştür. Yıllar boyunca deniz kaplumbağalarının bol olduğu zamanlarda, bu tip avlanmaların kaplumbağa sayısını çok az etkilediği zannediliyordu. Fakat deniz kaplumbağasına istek giderek arttı. Ya kaplumbağa avlayıp satarak, ya da kaplumbağadan yapılmış ürünler satılarak, para kazanılıyordu. Deniz kaplumbağası avlamak, kazançlı bir iş haline gelmişti. Böylece avcılar kaplumbağaları kimi zaman denizde, kimi zaman da yumurtlamaya çıktıklarında, daha yumurtalarını bırakamadan yakaladılar. Kaplumbağalar giderek azaldılar ve hemen hemen yok oldular. Ülkemizde deniz kaplumbağaları yasal olarak koruma altına alınmış ve kaplumbağa ürünlerinin ticareti yasaklanmıştır. Bu yasalara (yasaklara) uymayan kişileri ihbar etmeliyiz.

Trolcüler ve kaplumbağalar

Dünyanın her yerinde ticari balıkçı tekneleri denizlerden yiyecek sağlar. Bu teknelerin bazıları kıyı sularında dolaşıp, deniz dibini “Trol” denen büyük ağlarla tarayarak avlanırlar. Deniz dibini tarayarak yapılan balıkçılık, balık, karides, mercan yuvalarına çok zarar verdiği gibi, ne yazık ki çoğu zaman Caretta Caretta cinsi kaplumbağalar da tesadüfen bu ağlara yakalanmaktadır. Örneğin,  birçok kaplumbağa, karides trolcülerin büyük huni şeklinde ağlarına yakalanıp, karideslerle beraber ağın içinde sürükleniyor ve su yüzeyine çıkıp nefes alamadıkları için de boğulup ölüyor. Böylece zaten sayıları az olan denizkaplumbağaları, daha da azalıyor. Bu soruna bir çözüm olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneydoğu kıyılarındaki karides balıkçıları, yalnız karidesi içine alıp,  kaplumbağanın giremeyeceği şekilde yapılmış yeni ağlar kullanmaktadır.
Bu bölüm hazırlanırken Doğal Hayatı Koruma Derneği'nin "Bütün Yönleriyle Denizkaplumbağaları" adlı yayınından faydalanılmıştır.